Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/11122 E. 2022/11118 K. 22.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11122
KARAR NO : 2022/11118
KARAR TARİHİ : 22.09.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi

Kurumca tanzim ve tebliğ edilen ödeme emrinin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davacının istinaf isteminin reddine, davalının istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve de davacı vekilince de süresi içerisinde duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.09.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. … ile davalı SGK Başkanlığı adına Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkil davacıya dava dışı … A.Ş borçları nedeniyle ödeme emirlerinin gönderildiğini, ödeme emirlerinin zaman aşımına uğradığını, davacının 12.11.2008 tarihli … 57. Noterliğinde devir temlik sözleşmesiyle ortaklardan Seyfettin Akar’ın bir kısım paylarını almış olduğunu, yönetim kurulunda temsil ve ilzam yetkisinin olmadığını, bu nedenle gönderilen 11 adet ödeme emrindeki borçlardan sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığını belirterek, ödeme emrine itirazının kabulüne karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, davanın reddine dair karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi, Gelen ödeme emri tebliğ tarihleri, dava tarihi, dikkate alındığında davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılıp işin esasına girilmiştir.
Getirtilen ödeme emri belgelerinden davacıya kurum tarafından 2009/018916, 2009/021392, 2009/032330, 2010/038536, 2010/043662, 2010/073554, 2013/025661, 2013/054073, 2014/026613, 2014/048529 ve 2015/022802 takip nolu 11 adet ödeme emrinin 23/11/2015 tarihinde bizzat davacıya tebliğ edildiği, davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı … A.Ş nin prim borcunun tahsili nedeniyle ödeme emirlerinin gönderildiği, ödeme emirlerinin ait olduğu dönemler itibariyle 10 yıllık zaman aşımı sürelerinin dolmadığı anlaşılmıştır.
2010/043662 Takip Numaralı ve 2009/018916 Takip Nolu ödeme emirlerine konu 2008/8-9 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan davacının şirkette pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olmasından önceki dönemde doğmuş olması nedeniyle davacı bu borçlardan sorumlu olmadığından bu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 88/20 maddesi gereğince şirket yönetim kurulu üyeleri de kuruma karşı işverenleriyle ile birlikte müştereken ve müteselsillen sorumlu bulunduklarından 18/11/2008 tarihinden 26/08/2011 tarihine kadar borcun ait olduğu şirketin yönetim kurulu üyesi sıfatıyla davacı bu tarihler arasındaki doğmuş olan şirketin prim ve gecikme borcundan sorumlu olmakla bu döneme ait dava konusu edilen ödeme emirlerinin iptali talebi haksız olmakla bu döneme ilişkin ödeme emirleri kısmına karşı açılan davanın reddine karar verilmiştir.
… Ticaret Sicil Memurluğunun 10/02/2016 havale tarihli müzekkere cevabından 26/08/2011 tarihinde 3 yıl süre ile şirketin yönetim kurulu üyeliklerine davacı dışındaki Selahattin Demir, Murat Demir ve İbrahim Onay’ın seçilmiş oldukları anlaşılmış olmakla 26/08/2011 tarihinden sonra doğan şirketin prim borçlarından davacının şirketle birlikte müştereken ve müteselsillen sorumlu tutulamayacağından davacının 2015/022802 takip nolu ödeme emrinin 2014/02, 2014/03, 2014/04, 2014/05, 2014/06, 2014/07, 2014/08, 2014/09, 2014/10, 2014/11, 2014/12, 2015/01, 2015/02, 2015/03, 2015/04, 2015/05, 2015/06, 2015/07, 2015/08 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan, 2014/ 048529 takip nolu ödeme emrinin 2013/10, 2013/11, 2013/12, 2014/01 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan, 2014/026613 takip nolu ödeme emrinin 2013/06, 2013/07, 2013/08, 2013/09 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan, 2013/054073 takip nolu ödeme emrinin 2012/10, 2012/11, 2012/12, 2013/01, 2013/02, 2013/03, 2013/04, 2013/05 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan, 2013/025661 takip nolu ödeme emrinin 2011/10, 2011/11, 2011/12, 2012/01, 2012/02, 2012/03, 2012/04, 2012/05, 2012/06, 2012/07, 2012/08, 2012/09 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan sorumlu olmadığına hükmedilip belirtilen bu ödeme emirlerindeki alacak kısımları yönünden ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın kısmen kabulüne,
Davalı kurum tarafından davacıya gönderilen;
2010/ 043662 takip nolu ödeme emrine konu 2008/08, 2008/09, 2008/10 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan,
2009/018916 takip nolu ödeme emrine konu 2008/08, 2008/09, 2008/10 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan ,
2015/022802 takip nolu ödeme emrinin 2014/02, 2014/03, 2014/04, 2014/05, 2014/06, 2014/07, 2014/08, 2014/09, 2014/10, 2014/11, 2014/12, 2015/01, 2015/02, 2015/03, 2015/04, 2015/05, 2015/06, 2015/07, 2015/08 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan,
2014/ 048529 takip nolu ödeme emrinin 2013/10, 2013/11, 2013/12, 2014/01 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan,
2014/026613 takip nolu ödeme emrinin 2013/06, 2013/07, 2013/08, 2013/09 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan,
2013/054073 takip nolu ödeme emrinin 2012/10, 2012/11, 2012/12, 2013/01, 2013/02, 2013/03, 2013/04, 2013/05 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan,
2013/025661 takip nolu ödeme emrinin 2011/10, 2011/11, 2011/12, 2012/01, 2012/02, 2012/03, 2012/04, 2012/05, 2012/06, 2012/07, 2012/08, 2012/09 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcundan
Davacının sorumlu bulunmadığının tespitine, belirtilen ödeme emirlerindeki dönemlere dair prim ve gecikme zammı borçlarının iptaline,
İptal edilen ödeme emirleri ve dönemler dışındaki diğer ödeme emirleri ve dönemlere dair davacının iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi, Bu değerlendirmeler doğrultusunda, 01/10/2008 tarihinde yürürlüğü giren 5510 sayılı yasanın yürürlüğünden önceki dönem olan 2008/8.aya ilişkin ödeme emrine konu dönemde davacının şirket yönetim kurulu üyesi olmadığı, davacının 12/11/2008-02/08/2011 tarihleri arası dönemde borçlu … A.Ş’nin yönetim kurulu üyesi olduğu, dava dışı borçlu şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre davacının borçlu dava dışı … A.Ş’nin ödeme emri konu prim borçlarının ait olduğu dönemde muaccel olduğu tarihte yönetim kurulu üyesi olduğu, 2008/8. ay borcu döneminde ve 02/08/2011 tarihi sonrası döneminde yönetim kurulu üyesi olmadığı görülmüştür.
5510 sayılı Yasanın 88. maddesi, sigorta işlemleri yönetmeliğinin 115. maddesi ile sigorta primlerinin ödenmesine ilişkin tebliğin prim ödeme süresi başlıklı 2.4.2 maddesi gereğince ay içerisinde çalışan sigortalıların primlerinin en geç takip eden ay sonuna kadar yatırılacağı düzenlenmiştir. Ticarit sicil kayıtlarına göre davacı 12/11/2008 tarihinde dava dışı borçlu … A.Ş’nin yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir. Öte yandan yukarıda açıklanan mevzuat gereğince 2008 yılı 10.ayına ait primlerin takip eden ayın sonu olan 30/11/2008 tarihine kadar ödenmesi gerektiği ortadadır,
Hal böyle olunca, davacının 12/11/2008-02/08/2011 tarihleri arası dönemde dava dışı borçlu … A.Ş’nin yönetim kurulu üyesi olduğu, bunun dışındaki dönemlerde yönetim kurulu üyesi olmadığı, dolayısıyla davacının 12/11/2008 tarihinde başlayan yönetim kurulu üyeliği nedeniyle 30/11/2008 tarihinde ödenmeyen 2008 yılı 10.ay prim borçlarından da davacının sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, aksi düşüncelerle 2008 yılı 10.aya ait primler yönünden ödeme emrinin iptaline karar verilmesi hatalı ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı kurum vekilinin istinaf isteminin oy birliğiyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak kararın bu yönüyle düzeltilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine, 6183 sayılı yasanın 58/3.maddesi gereğince ödeme emrine konu reddedilen primlere yönelik itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan davacı borçlu hakkındaki itirazın reddolunan miktarın oranına göre amme alacağının %10’u oranında zamlı olarak tahsil edilmesi gerektiği, ilk derece mahkemesince bu yönün gözetilmemesi isabetsiz olduğundan hükümde %10 oranında kurum alacağının zamlı olarak tahsiline, davacının sadece 12/11/2008-02/08/2011 tarihleri arası dönemde dava dışı borçlu … A.Ş’nin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle, yönetim kurulu üyesi olmadığı 12/11/2008 tarihi öncesi dönem ile yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği 02/08/2011 tarihi sonrası dönem prim borçları yönünden sorumluluğu bulunmadığından, yönetim kurulu üyesi olduğu 12/11/2008-02/08/2011 tarihleri arası dönemde muaccel hale gelen dava dışı borçlu şirketin prim borçlarından sorumlu olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf isteminin oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … Anadolu 19. İş Mahkemesi’nin 26/09/2017 tarihli, 2015/617 Esas-2017/411 sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile,
Davalı kurum tarafından davacıya gönderilen;
2010/ 043662 takip nolu ödeme emrine konu 2008/08, 2008/09 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcu yönünden,
2009/018916 takip nolu ödeme emrine konu 2008/08, 2008/09 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcu yönünden,
2015/022802 takip nolu ödeme emrinin 2014/02, 2014/03, 2014/04, 2014/05, 2014/06, 2014/07, 2014/08, 2014/09, 2014/10, 2014/11, 2014/12, 2015/01, 2015/02, 2015/03, 2015/04, 2015/05, 2015/06, 2015/07, 2015/08 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcu yönünden,
2014/ 048529 takip nolu ödeme emrinin 2013/10, 2013/11, 2013/12, 2014/01 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcu yönünden,
2014/026613 takip nolu ödeme emrinin 2013/06, 2013/07, 2013/08, 2013/09 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcu yönünden,
2013/054073 takip nolu ödeme emrinin 2012/10, 2012/11, 2012/12, 2013/01, 2013/02, 2013/03, 2013/04, 2013/05 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcu yönünden,
2013/025661 takip nolu ödeme emrinin 2011/10, 2011/11, 2011/12, 2012/01, 2012/02, 2012/03, 2012/04, 2012/05, 2012/06, 2012/07, 2012/08, 2012/09 dönemlerine ait prim ve gecikme zammı borcu yönünden,
Ödeme emirlerinin sadece bu aylara ilişkin prim borçları ve gecikme cezaları yönünden iptaline, davacının 12/11/2008-02/08/2011 tarihleri arası dönemde muaccel olan primler dışındaki borçlu dava dışı … A.Ş’nin prim borçlarından ve gecikme cezalarından sorumlu olmadığının tespitine,
İptal edilen bu ödeme emirleri ve dönemler dışındaki 12/11/2008 tarihi öncesi dönemde 2008/10.ay primi ile borçlu dava dışı … A.Ş’nin yönetim kurulu üyesi olduğu 12.11.2008-02.08.2011 tarihleri arası dönemde muaccel olan ödeme emirleri ve dönemlere ilişkin davacının ödeme emrinin iptali talebinin reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı kurum vekili, Kurum işlemlerine herhangi bir hatanın mevcut olmadığını aslen davanın reddi ile haksız çıkma tazminatına karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
Davacı vekili ise, ilk derece Mahkemesince benimsenen uygulamanın dahi yetersiz olduğunu davasının tam kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini, belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Ayrıntıları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.04.2014 tarihli ve 2013/10-785 E., 2014/497 K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere, Türk sosyal sigortalar sistemi, ağırlıklı olarak primli rejime dayanmaktadır. Kurumun sosyal sigorta yardımlarını sağlaması, en önemli gelir kaynağı olan sigorta primlerinin zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesine bağlıdır.
Gerek prim borcunun bir kısmının ait olduğu dönemde yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 80.maddesi, gerekse 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. maddesi; primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yöneliktir. Anılan maddeler uyarınca işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur. Süresinde ödenmeyen prim ve diğer kamu alacakları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca Kurumca tahsil edilecektir.
Mülga 506 sayılı Kanun’un 80. maddesi uyarınca sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, maddede belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Görüldüğü üzere, özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri; tüzel kişiyi üst düzeyde yöneten kimseyi ifade eder ve şirketin prim borcundan müteselsilen sorumludur. İşverenin prim borcundan ötürü, 506 sayılı Kanun’un 80.maddesinde tanımlanan özel nitelikteki tüzel kişilerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerine işverenle birlikte müteselsil ödeme sorumluluğu getirilirken, primlerin tahsilinin güvence altına alınması ve prim ödeme işinin özendirilmesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Bu kapsamda, prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için; işveren kamu kurum ve kuruluşu ise kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması; tüzel kişiliğe haiz diğer işyerlerinde ise üst düzey yönetici ya da yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunması gereklidir.
506 sayılı Yasanın 80. madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan bir kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için; primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunlu olup, ayrıca “sigorta primlerinin haklı sebep olmaksızın süresinde Ödenmemesi”ne bağlıdır. Söz konusu maddeye göre primlerin ödenmesinden sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için, bu kimsenin şirket kurucu ortağı veya yönetim kurulunda başkan veya iş bölümüne göre primlerin ödenmesinden sorumlu üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan, karar organında yer almayan kişilerin işverenle müşterek sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin; belli konularda imza sahibi olması da, bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
Sorumluluğun doğumu yönünden maddede ayrıca, “haklı sebepler olmaksızın” deyimine de ver verilmiştir. Buna göre, özel hukuk tüzel kişilerinin üst düzey yönetici ve yetkilileri yönünden, primlerin ödenememesi haklı bir neden sonucu ise; prim borcundan ötürü şahsen sorumlu tutulamazlar. Diğer bir anlatımla, özel hukuk tüzel kişisinin prim borcundan müteselsilen sorumlu olan üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri borcun haklı nedenle ödenemediği savunmasında bulunabilirler ve haklı nedenin varlığı halinde prim borcundan dolayı Kuruma karşı işverenle birlikte müteselsilen sorumlu tutulamazlar.
5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi ile ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun’un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi ile, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.
Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, 01.07.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları bakımından, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunulması gerekir. Ancak, sonradan yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi burada bir ayrıma giderek özellikle şirket yönetim kurulu üyelerinin, temsil ve ilzam yetkisi aranmaksızın (haklı sebepleri olmazsa) müştereken ve müteselsilen sorumlu olacaklarını ayrıca ve açıkça belirtmiştir.

Eldeki davada ise, dava dışı asıl borçlu Anonim Şirkette 12.11.2008 tarihinden itibaren Yönetim Kurulu olduğu anlaşılan davacı hakkında düzenlenen ödeme emirleri ile şirkete ait iki farklı işyeri hakkında düzenlenen tüm ödeme emirlerine göre, 2008/8. Ay ila 2010/11. Ay arasında kalan dönem ile birlikte 2011/10 ile -2015/8. Ay arasında kalan dönemler arasında da kuruma ödenmemiş prim ve işsizlik borçları ile ilgili olarak takibe geçildiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle davalı Kurumca hangi nedenle 2011/10. Ay ila 2015/8. Aylar arasında kalan dönemler hakkında davacı hakkında takibe geçildiğinin sorulması ile buna ilişkin dayanak kayıt ve belgelerin varlığının sorulması ile davacı bakımından yönetim kurulu üyeliği nedeniyle 2008 yılı 10. Ayından itibaren sorumluluğun belirlenmesi ve başlatılması yerinde ise de, gerek ticaret sicil kayıtları ve gerekse dava dışı şirket hakkında açılan iflas davası ile şirketten alınan kararların tamamının irdelenerek, davacının sorumluluğunun hangi tarih itibari ile sona erdiğinin tespit edilerek bu konu netleştirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, davacı Avukatı yararına takdir edilen 8.400 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, davalı Avukatı yararına takdir edilen 8.400 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 22.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.