YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11538
KARAR NO : 2008/992
KARAR TARİHİ : 05.02.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kamulaştırılan taşınmazın Kamulaştırma Yasasının 23. maddesi uyarınca iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, imar planında ticaret ve sanayi hizmet yeri olarak ayrılan 934 Ada 250 parsel (imar uygulamasıyla 4782 Ada 1 parsel) nolu taşınmazın davalı idare tarafından Kamulaştırma Yasasının 30. maddesi uyarınca satın alındığını, tespit edilen kamulaştırma bedelinin tahsil edilerek 4.9.2000 tarihinde taşınmazın ferağının verildiğini, ancak bugüne kadar kamulaştırma amacına yönelik herhangi bir faaliyet yapılmadığını ileri sürerek, taşınmazın Kamulaştırma Yasasının 23. maddesi uyarınca tapu kaydının iptal edilerek adına tescilini istemiş, mahkemece, Kamulaştırma Yasasının 23. maddesinde düzenlenen mal sahibinin geri alma hakkının ancak özel kişilere tanınmış bir hak olduğu, kamu kurumlarının bu maddeye dayanılarak dava açma haklarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerek kamulaştırma tarihi, gerekse tarafların kamulaştırma bedelinde anlaştıkları 4.5.2000 günlü yazının davalı tarafa tebliğ edildiği 5.5.2000 tarihinde uygulanması gereken 2942 sayılı Kamulaştırma Yasasının mal sahibinin geri alma hakkını düzenleyen 23. maddesinin son fıkrasında bu maddenin hangi hallerde uygulanamayacağı belirtilmiş olup, kamu tüzel kişilerinin Yasanın öngördüğü şartların oluşması halinde böyle bir davayı açamayacaklarına dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kaldı ki, dava tarihinde yürürlükte olan 2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasayla değişik 30. maddesinin son fıkrasında da, kamulaştırılan taşınmazın devir amacı veya devreden idarenin izni dışında başka bir kamusal amaçla kullanılamayacağı, aksi takdirde devreden idarenin Yasanın 23. maddesi uyarınca taşınmazı geri alabileceği öngörülmüştür.
Davada uygulanması gereken kamulaştırma Yasasının 23. maddesinde, kamulaştırma bedelinin kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde, kamulaştırmayı yapan idarece kamulaştırma amacına uygun hiç bir işlem veya tesisat yapılmaz veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilmeyerek taşınmaz mal olduğu gibi bırakılırsa mal sahibinin kamulaştırma bedelini aldığı günden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödeyerek taşınmaz malı geri alma hakkının varlığı kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise doğduğu tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmaması halinde bu hakkın düşeceği belirtilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı tarafın teklif edilen bedeli kabul ettiğine dair 4.5.2000 günlü yazının davalıya 5.5.2000 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren 5 yıllık sürenin 5.5.2005’de dolduğu ve davacı tarafından taşınmazın geri alınmasına ilişkin davanın bir yıllık hak düşürücü evre içerisinde ve 31.3.2006 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Ancak; Yasanın öngördüğü 5 yıllık süre içerisinde salt tesis yapılıp yapılmadığı hususunun tespiti için davalı vekilinin 12.7.2006 günlü duruşmadaki beyanıyla yetinilmeyip, bu amaca yönelik olarak ödenek sağlanması, yatırım programına alınması, ihaleye çıkarma için izin, ihale yer teslimi gibi hazırlıklar, ifraz ve tevhit, kamulaştırılan alanın imar durumunda değişiklik yapılması ve imar düzenlemesi gibi hususlarda yürütülen işlemlerin ve yapılan yazışmaların da Yasada öngörülen işlem kapsamında mütalaa edilmesi gerekirken, mahkemece bu hususlarda herhangi bir araştırma yapılmamıştır.
Mahkemece, kamulaştırma amacına uygun bir işlem yapılıp yapılmadığı yönlerinden gerekli araştırma ve inceleme yapılarak oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan ve Kamulaştırma Yasası hükümlerine de uymayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.