YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2095
KARAR NO : 2022/14155
KARAR TARİHİ : 08.11.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 08/11/2022 Salı günü davacı vekili Avukat … ile davalı … vekili Avukat … ve …, … vekilleri Avukat … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin davalı …’dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İstanbul 24. İcra Müdürlüğü’nün 2014/10469 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun aciz halinde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı “İstanbul İli, … İlçesi, … Köyü, 332 parsel, C/(Bodrum+Zemin+1) 8 nolu debleks meskenin komşusu …’e, intifa hakkının da davalı … e devredildiği beyan edilerek davalılar arasındaki tasarrufların iptali talep ve dava edilmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde; istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
1-Dava İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Mahkemece; dava konusu tasarruf tarihinden sonra da davalı borçlunun şirketine davacı tarafından kredi kullandırıldığı, dava konusu tasarrufun mal kaçırma gayesi ile yapılmadığı, davalı 3. kişilerin davalı borçlunun komşusu olması davalı borçlunun durumunu bilebileceği anlamına gelmeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde de istinaf talebinin esastan reddine karar verilmişse de varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Davacı davalı borçlu ile diğer davalıların aynı sitede uzun yıllar komşuluk ilişkisinin bulunduğunun, davalı …’in dava konusu sitede yöneticilik yaptığının, sitede kimlerin oturup kimlerin oturmadığını bildiğinin, davalı borçlu ve diğer davalıların dava konusu sitede oturmadan öncede … Konaklarında da oturduklarının tespit edildiğinin, davalıların facebook kayıtlarına göre birbirlerine samimi beyanlarda bulunduğunun ve davalı borçlunun mali durumu ile ilgili gazete haberlerinin de dosyaya ibraz edilmiş olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin iddiaları araştırılmaksızın ve bu iddialara göre İİK 280/1 maddesine göre değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; dosyanın HMK’nın 373/1. maddesi gereğince dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 08/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.