Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/2233 E. 2009/5222 K. 12.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2233
KARAR NO : 2009/5222
KARAR TARİHİ : 12.05.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, elatmanın önlenmesi, taşınmazın eski haline iadesi ve 500 YTL tazminatın faiziyle tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı Vek.Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde davalı kat maliki Oktay Kuzuğ’un anataşınmazın yerleşim (vaziyet) planına aykırı biçimde ve tüm kat maliklerince yapılmış bulunan bahçe duvarını yıkarak davacının geçiş yoluna geçit açtığını; bunu gerçekleştirirken de davacının bahçesine zarar verdiğini ileri sürerek yapılan haksız elatmanın önlenmesi ile davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğradığı zarar bedeli olarak 500 YTL maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı savunmasında dava konusu edilen geçitin siteyi yapan…Yapı Kooperatifi Yönetim Kurulunun 25.09.1999 tarihli kararı ile açıldığını, buradan davacı ile kendisinin caddeye çıkışının sağlanmasının amaçlanmasına karşın davacı tarafından istinat duvarının yükseltilmesi ile kendisinin bu yoldan yararlanmasının engellendiğini, burayı salt davacının sahiplenip kullandığını, aslında yerleşim planına göre bağımsız bölümler arasında herhangi bir bölümlendirmenin söz konusu olmadığını ileri sürerek davanın reddi isteminde bulunmuştur.
Dosyada toplanan bilgi ve belgeler, özellikle anataşınmazın yerleşim planı ile yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporu birlikte incelendiğinde; anataşınmazda kat mülkiyetinin kurulmuş olduğu, davacının 23, davalının 22 nolu bağımsız bölümlerin maliki bulundukları, kat mülkiyetinin kurulmasına esas alınan yerleşim planında davalının 22 nolu bağımsız bölümüne geçiş yolunun buna bitişik (dava dışı) 21 nolu dubleks konut tarafında olup yukarı kısımdaki otoparka çıktığı, dava konusu edilen davacının 23 nolu konutu ile davalının 22 nolu konutu arasından alttaki Candede Caddesine geçiş yolunun bulunmadığı; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının 22 nolu dubleksi ile dava dışı 21 nolu
dubleks konut arasında 1.65×1.25 m. boyutlarında tuğla duvar örülerek bu geçiş yolunun yerleşim planına aykırı olarak kapatıldığı ancak bu hususun dava konusu edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı savunmasında yapı kooperatifi yönetim kurulu kararı uyarınca 22 ve 23 nolu konutların caddeye geçişinin sağlanması için açılan yolun salt davacı tarafından kullanıldığını kendisinin de bu yoldan yararlanma hakkının bulunduğunu, bu nedenle dava konusu edilen değişikliği gerçekleştirdiğini öne sürmüş ve mahkemece de bu gerekçe ile dava reddedilmiş ise de; tüm kat maliklerinin onayını taşıyan ve ilgili belediyece onaylanıp tapuya verilmiş bulunan yerleşim planında söz konusu yerden caddeye geçiş öngörülmemiştir. Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesi hükmü uyarınca kat malikleri, anataşınmazın mimari durumunu bu bağlamda onaylı yerleşim planını titizlikle korumakla yükümlü olup, kat maliklerinden biri tüm kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızası olmadıkça ya da bu sayıdaki kat maliklerince yöntemince karar alınmış bulunmadıkça anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklikler yaptıramaz. Öte yandan yapı kooperatifi yönetim kurulunun aldığı karar uyarınca anataşınmazın yerleşim planı yöntemince değiştirilip, bu değişiklik belediyece onaylanmış ve tapuya verilmiş olmadıkça varolan yerleşim planının değiştirildiğinden söz edilemez.
Yukarıda açıklanan hususlar göz önünde tutularak mahkemece, davalının anataşınmazın dava konusu edilen ortak yerine onaylı yerleşim planına aykırı biçimde gerçekleştirdiği saptanan değişikliğin eski hale getirilmesine hükmedilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 625,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.