Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/7936 E. 2023/270 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7936
KARAR NO : 2023/270
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki ödeme emrine yönelik usulsüz tebligat şikayetine ilişkin ödeme emrinin öğrenme tarihinin düzeltilmesi ve takibin iptali konulu davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın ve şikayetin reddine ve takip durmamış olduğundan davacı-borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;

1.İcra dosyasından müvekkile yapılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu, 04.11.2019 tarihinde yeğeni Murat Karabıçak’a tebliğ edildiği, fakat icra dosyasından müvekkile tebligat yapılmaksızın haciz işlemleri yapıldığı,

2.Müvekkilin takip ve hacizlerden 24.01.2020 tarihinde haberdar olduğu, tebligatın, gerçek veya tüzel kişinin bilinen en son adresinde yapılması gerekir. Burada kastedilen kişinin oturduğu veya çalıştığı yer olduğu, muhatap adresinde bulunmadığı takdirde, onun yerine tebligatı kabule yetkili kişilere yapılacağı, muhatabın konut adresinde süreklilik arzedecek şekilde birlikte oturan aile halkından biri veya varsa birlikte oturduğu hizmetçi tebligatı almaya yetkili kişilerden olduğu, somut olayda ise tebliğ yapılan kişinin sürekli birlikte oturan aile halkından biri olmadığı, kendisinin başka bir adreste ikamet ettiği, bu nedenle de yapılan tebligatın usulsüz olduğu,

3.Bono keşidecisi asıl borçlu yönünden takibin iptaline karar verildiği, Tirebolu İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/30 E. 2019/26 K. sayılı kararıyla Selçuk Abonoz yönünden takibin iptaline karar verildiği, karar hakkında davalı tarafça yapılan istinaf talebinin de reddedildiği ve kararın kesinleştiği, fakat söz konusu karara rağmen davalı tarafça takip işlemlerine devam edildiği, bono keşidecisine yönelik takip iptal edilirken kefile yönelik takip işlemlerinin devam edildiği,

4.Takip konusu bononun teminat senedi niteliğinde olduğu, takibe konu bono, arka yüzünde de görüleceği üzere 14.03.2019 tarihli havale karşılığında teminat olarak verildiğinin görüleceği,

5.Teminat için alındığı bu sekilde anlasılan bono, senedin ilk hamili olan lehtarın elinde kaldığı sürece kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamayacağı, yapılan takibin İİK’nın 170/a maddesi gereğince iptali gerektiği,

6.Tüm muhasebe kayıtları da incelendiğinde bu durum açıklığa kavuşacağı talepleri ile gelerek,

7.Öncelikle ve ivedilikle takip ve yapılacak haciz işlemleri nedeniyle müvekkilin telafisi güç ve imkansız zararları oluşmaması için takibin yargılama sonucuna kadar durdurulmasını, yapılan usulsüz tebliğ nedeni ile ödeme emrinin tebliği tarihinin öğrenme tarihi olan 24.01.2020 tarihi olarak düzeltilmesini ve belirtilen nedenlerle açılan takibin iptalini, alacaklının en az %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etti.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; borçluya yapılan tebligat usul ve yasaya uygun olduğu, Tirebolu İcra Müdürlüğü’nün 2019/545 esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emri davacı borçlunun ikamet ettiği … Mah. … 1 Sk. No:14 İç Kapı No: 4 … adresine 23.08.2019 tarihinde yapıldığı, ödeme emrinin davacı borçlunun tebliğ saatinde çarşıda olması nedeniyle muhatap yerine muhatapla aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden yeğeni … ’a tebliğ edildiği, ayrıca davacı borçlunun taşınmazlarına haciz konulduğu ve kendisinin sürekli ikamet ettiği … Mah. … 1 Sk. No:14 İç Kapı No: 4 … adresine 04.11.2019 tarihinde 103 davet kağıdı gönderildiği, 103 davet kağıdı davacı borçlunun tebliğ saatinde çarşıda olması nedeniyle muhatap yerine muhatapla aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden yeğeni Murat Karapıçak’a tebliğ edildiği ve sair iddialar ile davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın ve şikayetin reddine ve takip durmamış olduğundan davacı-borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Özetle;
1. Davacı borçluya ödeme emrinin 23.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ mazbatasına “muhatabın tebliğ anında adresinde bulunmaması, çarşıda olması nedeniyle aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden görünüşe göre 18 yaşını bitirmiş babası Yusuf Karapıçak imzasına tebliğ edildi” şerhi düşüldüğü,

2. Borçluya yapılan bu tebligatın (şeklen) Tebligat Kanunu’nun 16. ve 20. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği’nin 25. maddesi uyarınca usulüne uygun olduğu, ancak Kolluk araştırmasına göre kendisine tebligat yapılan Yusuf Karapıçak’ın tebliğ yapılan tarihte muhatap ile aynı adreste oturmadığı tespit edildiği, bu bakımdan ödeme emrinin muhataba tebliği usulsüz olduğu,

3. Ancak her ne kadar ödeme emrinin tebliği bu haliyle usulsüz olsa da davacı borçluya 04.11.2019 tarihinde 103 davetiyesi tebliğ edildiği ve dava dilekçesinde 103 davetiyesine ilişkin usulsüz tebligat şikayetinin bulunmadığı, bu hususun Samsun BAM. 4.HD’nin 2020/698 E, 2020/750 K sayılı kaldırma ilamı ile de tespit edildiği, bu durumda borçlunun ödeme emrinden en geç 103 davetiye tebliği ile haberdar olduğunun kabul edileceği (İstanbul BAM 21.HD. E.: 2021/113 , K: 2021/1727 Karar; … Bam 8. HD E: 2020/1140 K: 2021/803) Ödeme emrinden haberdar olunma tarihi en geç 103 davetiyesinin tebliğ tarihi olan 04.11.2019 tarihi olduğuna göre 04.11.2019 tarihinden usulsüz tebligat şikayeti tarihi olan (dava tarihi) 24.01.2020 tarihine kadar yasal şikayet süresi olan (7) günlük süre geçmiş bulunduğundan süresinde yapılmayan şikayetin ve davanın reddine karar vermek gerektiği ifade olunmuştur.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu 103 davetiyesinin öğrenme tarihi olarak kabul edilebilmesi için tebligatın usulüne uygun olarak yapılması gerektiğini, usulsüz tebligatın öğrenme tarihi olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, Tebligat Kanununun 32. maddesine göre tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağının düzenlendiğini, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi addolunacağını, Tebligat Kanununun 53. maddesine göre de tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatap tebliği öğrenmiş ise geçerli olacağının, aksi taktirde tebliğin yapılmamış sayılacağının, muhatabın tebliği öğrendiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceğinin düzenlendiğini, tebliğin usulüne aykırı yapılmış olması halinde muhatabın tebliği öğrendiğinin ve bunun tarihinin iddia ve ispatının mümkün olmadığını beyan ederek istinaf başvurusunda bulundukları görülmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Özetle; borçlunun şikayet dilekçesinde 103 davetiyesinin usulsüz tebliğ edildiğine yönelik bir iddiasının bulunmadığı, davacı borçlunun bu iddiayı ilk kez 18.06.2020 tarihli istinaf dilekçesinde dile getirdiği, bu haliyle davacı borçluya gönderilen ve 04.11.2019 tarihinde tebliğ edilen 103 davetiyesinin usulsüz tebliğ edildiğine yönelik usulüne uygun bir şikayetin bulunmadığının anlaşıldığı, borçlunun 103 davetiyesinin usulsüz tebliğine yönelik usulüne göre yapılmış bir şikayetinin bulunmaması, davacının yargılama aşamasında bu davetiyeden haberdar olduğu halde yeni bir şikayet yoluna başvurmaması karşısında davacının ödeme emri tebligatının usulsüzlüğünü en geç 04.11.2019 tarihinde öğrendiği, bu haliyle şikayetin süresinde olmadığı yönünde ilk derece mahkemesince yapılan tespitte ve varılan sonuçta usul ve yasaya aykırılık görülmediği ifade olundu.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 103 davetiyesi tebliğinin de usule uygun yapılmadığı ve geçerli kabul edilmeyeceği, müvekkilin takipten 24.01.2020 tarihinde haberdar olduğu iddiaları ile Bölge Adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etti.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usulsüz tebliğ şikayeti ve kambiyo takibinde borca itiraz ile takibin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Tebligat Kanunu 16. ve 20. maddeler ile sair ilgili mevzuat.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davacı/borçlunun dava dilekçesinde açıkça 04.11.2019 tarihli ödeme emri tebliğinin usulsüzlüğü şikayetinde bulunduğu görülse de 04.11.2019 tarihli 103 Davetiyesi tebliğine dair şikayeti mevcut değildir. İşbu nedenle ödeme emri tebligatının usulsüzlüğünün en geç anılan tebliğ tarihinde öğrenildiğinin kabulü gerekecektir. Dava tarihi olan 24.01.2020 tarihi itibari ile yasal sürede şikayet hakkı kullanılmadığı görülmektedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.