YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3858
KARAR NO : 2022/8993
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Düzce 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 04.04.2019 tarih ve 2017/148 E. – 2019/104 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.03.2021 tarih ve 2020/841 E. – 2021/470 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının paydaşı olduğu davalı şirketin 22.12.2016 tarihli Olağan Genel Kurulunda gönderilen çağrı üzerine toplanılarak, davacının itirazlarını havi kararlar alındığını, davacının talebine rağmen kendisine hiçbir kanuni defter ve kaydın verilmediğini, davacının bilgi hakkının tamamen ihlal edilerek inceleme talebinin ret edildiğini ve genel kurula çağrı ekinde hiçbir kayıt ve raporun eklenmediğini, davacının davalı şirkette 1250 adet paya sahip olduğunu, 22/12/2016 tarihinde yapılan 2015 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının 3. maddesinde davacı tarafından “…Faaliyet Raporuna itiraz ederiz” şeklinde beyanda bulunulduğunu, faaliyet raporunun davacının muhalefetine rağmen oy çokluğu ile kabul edildiğini, oy çokluğu ile alınan faaliyet raporuna ilişkin kararın iptalinin gerektiğini, şirketin internet sayfasında ne faaliyet raporu ne de denetim raporunun mevcut olmadığını, davacının bilgi edinme davası gereğince, TTK 375. maddesinin “c” bendi uyarınca şirket Yönetim Kurulu’nun 2015 – 2016 yılına ilişkin finansal ve profesyonel hedefleri belirleyip belirlemediği ve belirlemişlerse kapsamı hakkında bilgi talep ettiğini, davacının muhalefetine rağmen oy çokluğu ile alınan finansal tabloların onaylanması kararının doğru finansal verileri içermemesi nedeni ile iptalinin gerektiğini, Yönetim Kurulu üyelerinin diğer ortakları temsil ettiğini ve şirket yönetimini etkili ve doğru bir şekilde gerçekleştirmekte yetersiz kaldıklarını, bu kişilerin gerçekleştirmiş oldukları faaliyet ve işlemlerinden dolayı ibralarının kabul edilemeyeceğini, 22/12/2016 tarihli Olağan Genel Kurul kararlarının, ibra edilmeyen Yönetim Kurulunun aldığı kararla iç yönergenin davacının itirazını yazmadan kabulüne karar verilmesinin kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyete aykırı olmaları nedeniyle tümünün iptaline karar verilmesi gerektiğini, gündem gereğince kâr dağıtımı hususunda dağıtımın yapılmamasına ilişkin oy çokluğu ile haksız ve ortaklar arasındaki eşitlik ilkesine aykırı bir karar alındığını, şirketin kârının ortaklara dağıtılması gerektiğini, şirketin Genel Kurula sunulan bilançosunda kârlılığının mevcut olduğunu, elde edilen kârdan kanuni kesintiler ve ihtiyatlar ayrıldıktan sonra kalan kârın şirket ortaklarına dağıtılmayarak fevkalade ihtiyat olarak ayrılması kararının yoklukla malul olduğunu, 2015 yılı kârının dağıtılmamasının yönetim dışındaki ortak olan davacıyı mağdur ettiğini, Yönetim Kurulu üyeliği yapan ortakların kötüniyetli olarak haksız ve kanunsuz bir şekilde kâr payı ve diğer ödemeleri alarak yönetim dışındaki ortakları zarara uğrattıklarını, davacının mağduriyetinin önlenmesi için kâr payı dağıtılmaması yönündeki 6. maddede alınan Genel Kurul kararlarının iptaline ve 2014 yılından kalan kâr payı ile birlikte 2015 yılı kârının da ortaklara dağıtılmasına karar verilmesini, bu nedenlerle 22/12/2016 tarihli olağan genel kurulun yoklukla malül olduğunun tespiti, bu genel kurulda alınan kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyete aykırı tüm kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili,dava konusu olayda TTK’nın 447. maddesine aykırı hiçbir durumun söz konusu olmadığını, 22/12/2016 tarihli toplantının tüm ortakların katılımıyla yapıldığını, şirkete ait tüm finansal tabloların, denetim raporlarının, ayrıntılı gelir tablosu ve bilonçoların kanunda belirtilen yasal süreler doğrultusunda şirket ortaklarının incelemesi için hazır edildiğini, davacı tarafın şirkete gelerek tüm raporları incelediğini, davacının genel kurula katılarak müzakerelere fiili olarak katılım sağladığını ve alınan kararlara kabul veya ret yönünde oy kullandığını, davacının iddialarını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince,davacının 22/12/2016 tarihli Genel Kurulunun yoklukla malul sayılmasına ilişkin iddialarından, TTK’nun 447/1-a uyan herhangi bir hususun mevcut olmadığı, buna mukabil, davacının bilgi alma inceleme ve denetleme hakkının sınırlanması ile ilgili olarak davacı tarafa şirket tarafından mali (finansal) tabloların, yönetim kurulu faaliyet raporunun, denetim raporunun, gelir tablosu ve bilançonun genel kurul toplantısı öncesi şirket yönetimi tarafından tutanakla davacıya sunulduğu ve fakat bunların yasal süresi içinde sunulmamış olması tek başına genel kurulun batıl sayılmasına yeterli olmadığı, zira, davalının bilgi ve belge alma konusunda genel kuruldan önce davalı şirkete karşı noterden keşide etmiş olduğu bir ihtarname bulunmadığı gibi, bilgi ve belge konusunda açılmış herhangi bir dava da bulunmadığı, davalı şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan ve bu nedenle batıl sayılması gereken herhangi herhangi bir karar ve özellikle genel kurulun bütün olarak yoklukla malul sayılmasını gerektirecek bir karar tespit edilemediği, TTK’nın 409. maddesi ve şirket ana sözleşmesi gereğince 2015 yılı faaliyet dönemi sonundan itibaren üç ay içinde en geç 2016 yılının Mart ayının sonuna kadar genel kurul toplantısının yapılması gerektiği halde bu sürenin aşılmış olmasının TTK da bir yaptırımı olmayıp genel kurul kararının 1. maddesinin iptalini gerektirmediği, Genel Kurula sunulan 2015 dönemine ait Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunda sunulan bilgilerin firmanın mali tablolarıyla uyumlu olduğu, 2015 yılı şirket kârının hesaplanmasında hatalı bir durumun tespit edilmediği, sat-geri kirala işlemi neticesinde ortaya çıkan kurumlar vergisinden istisna edilmiş kazancın ortaklara dağıtılması durumunda istisna ihlali nedeniyle şirketin önemli tutarlarda kurumlar vergisi ödemesi gerekeceğinden, kârın dağıtılmayıp şirketin finansmanında kullanılmak üzere bilançonun pasifinde özel fonlar hesabında tutulmasının uygun olduğu ve bu çerçevede davalı şirket tarafından gerçeğe aykırı bir kâr hesaplaması veya kârın ortaklara dağıtılabilir nitelikte iken dağıtılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, şirketin yasal defter ve kayıtlarına göre ortaklara ve üst düzey yöneticilere haksız ödenen herhangi bir kâr payının veya ücretin mevcut olmadığı, TTK’nın 1524. maddesine göre şirketin internet sayfasında bulunması gereken zorunlu unsurların Yönetim Kurulu Üyelerine ait bilgiler olduğu ve bu bilgiler şirketin internet adresinde yer almamakla birlikte SPK’ya bağlı kuruluş olan Merkezi Kayıt Kuruluşunun e-şirket bölümünde bu bilgilere ulaşılabildiği, şirketin internet adresinde mali (finansal) tabloların, Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun ve Denetim Raporunun yasal olarak bulunma zorunluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davalı şirkete ait mali (finansal) tabloların, yönetim kurulu faaliyet raporunun, denetim raporunun, gelir tablosu ve bilançonun genel kurul toplantısı öncesi ortakların incelenmesine hazır edildiği, davacı tarafa şirket yönetimi tarafından söz konusu mali belgelerin tutanakla teslim edildiği, ayrıca 2015 yılı yönetim kurulunun faaliyet raporunun şirket mali kayıtları ile uyumlu olduğu, genel kurul toplantısına sunulan davalı şirkete ait bilanço ve gelir tablosu ile bilirkişi incelemesine sunulan davalı şirkete ait 2015 yılı bilanço ve gelir tablosunun birbirleri ile örtüştüğü, defter ve kayıtlara uygun olduğu, şirket yönetim kurulu üyelerinin, TTK’nın 436-(2) maddesine uygun olarak ibra kararının alınmasında oy kullanmadıkları, diğer yandan şirketin 2015 yılında 15.309.804,07 TL elde ettiği kârı bulunmakta ise de; bu miktarın 14.798.744,32 TL’sinin, şirkete ait taşınmazın Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-e maddesi kapsamında şirketlerin mali yapılarını güçlendirmeye yönelik kurumlar vergisinden muaf edilen satış ve geri kiralama işleminden kaynaklandığı, söz konusu miktarın kar olarak kabul edilip ortaklara dağıtılması halinde KVK muafiyetinin ortadan kalkacağı, bu halde, kâr payına ilişkin belirtilen bu hususlar ile bilirkişi raporunda tespit edilen olgular karşısında alınan tüm kararların yokluk yaptırımını gerektiren bir ihlali taşımadığı, kararların kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığının bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.