YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11401
KARAR NO : 2022/12310
KARAR TARİHİ : 29.12.2022
Kişiyi özgürlüğünden kısıtlama ve evli kadını zorla kaçırma suçlarından sanık …’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/2, 179/2-son, 429/2, 59/2, 71 ve 75. maddeleri gereğince 8 yıl 14 ay hapis ve 385.316.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Kartal (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2003 tarihli ve 2003/188 Esas, 2003/212 sayılı Kararının, Yargıtay 5. Ceza Dariesinin 20.10.2003 tarihli ve 2003/5425 Esas, 2003/5171 Karar sayılı ilâmıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri gereğince yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, kişiyi özgürlüğünden kısıtlama suçundan sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un hükümleri sanık lehine olmadığından sanık hakkında bu suçtan verilen hükümde değişiklik yapılmasına yer olmadığına, evli kadını zorla kaçırma suçundan sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 109/3-5. madde hükümleri lehine olduğundan sanık hakkında bu suç yönünden kurulan hükmün kaldırılmasına, kişiyi özgürlüğünden kısıtlama ve evli kadını zorla kaçırma suçlarından sanığın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/2-son, 429/2, 59/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109/3-5, 109/2, 109/3-a-b, 109/4 ve 62. maddeleri gereğince cezaların toplanarak 8 yıl 14 ay hapis ve 346 Yeni Türk adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Kartal (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2005 tarihli ve 2003/188 Esas, 2003/212 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi.
Kartal (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2003 tarihi kararı ile yargılanan sanık … …’ın yukarıda anılan ek karara karşı 15.08.2016 ve 07.12.2016 tarihli dilekçeleri ile kanun yararına bozma başvurusunda bulunması üzerine Bakanlığımızın 09.04.2017 tarihli ve 94660652-105-34-11417-2016-Kyb sayılı yazılı istemi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 13.06.2017 tarihli ve 2017/2428 Esas, 2017/3284 Karar sayılı ilâmıyla kanun yararına bozulduğu hususu gözetilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre,
1- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ile Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.11.2005 tarihli ve 2005/2691 Esas, 2005/3395 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13.10.2005 tarihli ve 2005/10431 Esas, 2005/12718 Karar sayılı ilâmlarına nazaran, sonraki kanunun unsurlarının veya özel hâllerinin değişmesi, cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim sebeplerinin değerlendirilmesi, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi veya ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılmasının zorunlu olduğu hâllerde, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, dosya üzerinden inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Somut olayda, sanığın mağdur …ya yönelik özgürlüğü kısıtlamak suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/2-son, 59/2. maddelerine göre 3 yıl 4 ay ay ağır hapis ve 385.316,000 Türk lirası ağır para cezasına hükmedildiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun bu hususa özgü 109/3. maddelerinin uygulanması halinde maddelerin alt üst sınırlarına göre 14 yıla kadar ceza verilebileceği böyle olunca sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un kişi özgürlüğünü kısıtlamak suçu yönünden hükümler lehine olmadığından sanığa bu suçtan verilen hükümde değişiklik yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, uyarlama yargılaması yapılırken infaz yasası hükümleri nazara alınmaksızın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
3- Sanığın, müşteki …’e karşı işlediği zorla evli kadını kaçırmak suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 429/2 ve 59/2. maddeleri uyarınca hükmedilen 5 yıl 10 ay ağır hapis cezası yönünden sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 109/3-5. maddeleri hükümleri lehine olduğundan bahisle hükmün bu fıkrasının kaldırılmasına karar verilip akabinde sanığın 5237 sayılı Kanun’un 109/2. maddesine göre 2 yıl, 109/3-a-b. maddelerine göre cezası bir kat artırılarak 4 yıl, 109/4. maddesine göre suç cinsel amaçlı işlendiğinden cezası yarı oranında artırılarak 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Müşteki …’ın inceleme dışı diğer sanık … … tarafından kaçırıldığı ancak daha sonra müşteki …’ın ailesi tarafından bu sanıktan geri alındığı, bilahare müşteki …’ın … isimli kişi ile resmi evlilik gerçekleştirdikleri tarihte sanık …’nin de içinde bulunduğu diğer sanıklar tarafından müşteki …’ın zorla kaçırıldığı somut olayda, kaçırma eyleminin cinsel amaçlı olduğuna dair dosya kapsamına yansıyan hiçbir delil ve anlatım bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile yanılgılı değerlendirme sonucunda cezasında artırım yapılmasında,
4- Sanık hakında cezasında artırım uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun’un 109/5. maddesi yerine anılan Kanun’un 109/4. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesinde,
5- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda cezaların toplanması sistemine yer verilmeyip 5275 sayılı Kanun’un 99. maddesine göre infaz aşamasında değerlendirilmesi olanağı bulunduğu halde, anılan sanık hakkında verilen sonuç cezaların içtima olunarak (Toplanarak) hüküm kurulmasına kanunî olanak bulunmadığı gözetilmeden, cezaların içtima olunması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 20.06.2022 gün ve 94660652-105-34-5851-2022-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye ihbar ve mevcut evrakla birlikte tevdi kılınmakla gereği görüşüldü;
İddianamedeki sevklere, hükmün içeriğine, Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesine, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23.01.2020 günlü, 2020/1 sayılı iş bölümü kararına ve Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 09.07.2021 günlü, 31536 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 02.07.2021 tarihli, 211 sayılı kararına göre inceleme yapma görevi Yargıtay 8. Ceza Dairesine ait bulunduğundan Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, esası incelenmeyen dosyanın görevli Daireye gönderilmesine, 29.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.