Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/1595 E. 2022/9254 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1595
KARAR NO : 2022/9254
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14.02.2019 tarih ve 2017/335 E. – 2019/42 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 12.12.2019 tarih ve 2019/545 E. – 2019/1296 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin mühendislik üzerine bilgisayar programları üreten ve lisans yoluyla bunların kullanımını üçüncü kişilere bırakan bir şirket olduğunu, eser vasfındaki NETCAD isimli yazılımın da bunlardan biri bulunduğunu, davalıya ait …’da bulunan işletmede mahkeme kararına dayalı olarak 15.02.2017 tarihinde yapılan aramada, HP marka bir bilgisayarda NETCAD 5.1 ana modül ile bir kısım yan modüllerinin izinsiz ve lisansız biçimde yüklenmek ve çalıştırılmak suretiyle kullanılmakta olduğunun tespit olunduğunu, bu nedenle davalı hakkında ceza davası açıldığını, davanın bu eylemlerinin müvekkilinin eserden doğan malî haklarının ihlâli niteliğinde bulunduğunu ileri sürerek, FSEK’in 68. maddesi uyarınca 16.000,00 TL telif tazminatının delil tespiti tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle istemini 79.511,10 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ikamet adresinin …/MANİSA’da olduğunu, yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri mahkemeleri bulunduğunu, davacıya ait programı bilgisayara müvekkilinin yüklemediğini, yanında çalışan stajyerlerin yanlışlıkla yüklediğini, ancak bu programların hiçbirinin müvekkili tarafından kullanılmadığını, müvekkilinin yıllık gelirinin 24.730,00 TL olduğunu, davacının, müvekkilinin sulh taleplerine rağmen ceza tehdidi ile müvekkilini korkutarak maddi kazanç elde etme çabasında bulunduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, FSEK’in 66/son maddesi uyarınca ref davalarının eserle ilgili hakların sahibi olan gerçek ve tüzel kişinin yerleşim yerinde görülmesinin olanaklı olduğu, davacı şirketin yerleşim yerinin de Ankara olması sebebiyle davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, dava konusu yazılımın ilim ve edebiyat eseri niteliğinde bulunduğu, anılan bilgisayar programının mali haklarının davacıya ait olduğu, davalıya ait işletmede 15.02.2017 tarihinde yapılan aramada, HP marka bir bilgisayarda NETCAD 5.1 ana modül ile bir kısım yan modüllerinin izinsiz ve lisansız biçimde yüklenmek ve çalıştırılmak suretiyle kullanılmakta olduğunun tespit olunduğu, lisansız yazılımın bilgisayara en geç 15.06.2016 tarihinde yüklendiğinin tespit edildiği, davalı tarafından, davacıya ait eserden kaynaklanan çoğaltma hakkının ihlâl olunduğu, anılan eser vasfındaki bilgisayar programının haklarının sahibi olan davacının, sorumluluğu bulunan mütecavizlerden, malî haklarının ihlâli ve uğradığı zarar sebebiyle eylem tarihinde yürürlükte bulunan FSEK’in 68. maddesi uyarınca, sözleşme yapılması hâlinde isteyebileceği bedelin veya FSEK hükümlerine göre tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını telif tazminatı olarak isteyebileceği, kurulum yani ilk eylem tarihinde ve yazılımın sürümünün mevcut rayiç fiyatlarına göre NETCAD ana modül ve diğer moduller için toplam 26.503.70TL talep hakkının olduğu, FSEK’in 68. maddesi kapsamında bu miktarın üç katının 79.511,10 TL bulunduğu, eylemin haksız fiil olması ve tarafların da tacir olmaları karşısında reeskont faiz oranları üzerinden temerrüt faizi isteminde bulunabileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 79.511,10 TL’nin haksız fiil tarihi olan 15.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemizin yerleşik kararları gözetildiğinde talep halinde FSEK’in 68. maddesinde ön görülen üç kat tazminata hükmedilmesinin gerektiği, diğer bir deyişle bu konuda hakimin takdir yetkisinin olmadığı, TTK’nın 4/1-d maddesi uyarınca uyuşmazlığın ticari dava ve aynı Kanunun 3. ve 19. maddeleri uyarınca ticari iş niteliğinde olduğu, dolayısıyla ticari faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de yerinde olduğu, ancak davalı iş yerindeki bilgisayarda tespit edilen yazılımın, bilgisayara kurulum tarihi itibariyle güncel sürüm olmadığı, güncel sürüme ilişkin fiyatların yüklü olan sürüme güncelleştirilmesi halinde ürün bedeli üzerinden %20 oranında indirim yapılması gerektiği, FSEK’in 68. maddesi kapsamında eser sahibi tarafından sözleşme yapılmış olması halinde istenebilecek bedelin üç katının istenebileceği, dolayısıyla istenebilecek tazminatın izinsiz olarak kurulumu yapılan yazılımın niteliğinin gözetilerek belirleneceği, bu itibarla somut olayda davalı tarafından izinsiz olarak kurulumu yapılan NETCAD 5.1 ana modulü ile diğer modüllerin bedelinin dikkate alınacağı, güncel sürüm fiyatına göre tazminata hükmedilemeyeceği, yapılan güncelleme neticesinde söz konusu yazılımın yüklü olması nedeniyle davacının üç kat toplam 63.608,88 TL tazminat isteyebileceğinin 31.12.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda açıklandığı, ilk derece mahkemesince de bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde yazılımın güncel sürümünün fiyatına göre tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulu ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 63.608,88 TL telif tazminatının, haksız fiil tarihi olan 15.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz oranını geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 3.203,72 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1-   Dava, eserden doğan mali haklarının ihlali nedeniyle FSEK’in 68. maddesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir. 
2-   Yerel mahkemece, davacının eserden doğan haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle, FSEK 68.maddesi uyarınca üç kat üzerinden tazminata hüküm olunmasına dair Daire çoğunluğunun onama gerekçesine katılmıyorum. Daire çoğunluğunun bozma ilamında yer alan, davacı hak sahibinin FSEK 68.maddesi uyarınca uğradığı zararın üç katı tazminat talep etmesi halinde mahkemenin bu miktara hükmetmesi gerektiğine ilişkin görüşünde isabet yoktur. Şöyle ki; hak sahibinin FSEK 68.maddesi uyarınca talep edilebileceği tazminat miktarını tayin edebilmek için, bu maddenin fasıl başlığı ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Mali haklara tecavüz halinde maddi tazminata ilişkin 68.madde, Kanunun 5.Bölümünün A-I fasıl ve bendinde “Tecavüzün Ref’i” üst başlığı altında düzenlenmiş olup, FSEK 66/4.maddesinde yer alan genel düzenlemede “Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün
ref’i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref’i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir” şeklindeki düzenlemeden mahkemenin tazminatın kapsamını belirlemede tecavüzün kapsamı ve kusur durumuna göre bir takdir hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır. FSEK 69.maddede hak sahibinin “üç katına kadar tazminat” isteyebileceğine ilişkin hüküm, sadece hak sahibine tanınan bir yetki olup, mahkemeyi bağlayıcı bir düzenleme olarak görülemez.
Yukarıda anılan nedenlerle, yerel mahkemece, davalının telif hakkı ihlali eylemindeki kusur durumu tartışılmaksızın, FSEK 68.maddesindeki “üç katı…” ibaresinin bir zorunluluk gibi algılanarak telif tazminatına hüküm olunması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.