YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4568
KARAR NO : 2023/238
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenler sanıklar müdafiileri ve katılan vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2015 Tarihli ve 2015/27 Esas, 2015/1192 Karar Sayılı Kararı ile
1.Sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 24.300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, üç yıl süre ile kömür madenciliği işi ile ilgili faaliyetleri icra etmekten yasaklanmasına,
2.Sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 21.900 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, üç yıl süre ile kömür madenciliği işi ile ilgili faaliyetleri icra etmekten yasaklanmasına,
3.Sanıklar …, … ve … haklarında, taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatlerine
Karar verilmiştir.
4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 18.09.2020 tarihli ve 2016/88683 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … ve sanık … Müdafiilerinin Temyiz Sebepleri
1. Kusur durumuna,
2. Eksik incelemeye
3. Temel cezanın tayininde alt sınırdan fazla uzaklaşıldığına,
İlişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Eksik inceleme yapıldığına,
2.Mahkumiyet kararı verilen sanıklar hakkında temel cezanın tayininde alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması ve paraya çevrilmemesi gerektiğine,
3. Beraat eden sanıkların da kusurlu olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1.Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü ile … Madencilik şirketi arasında “Karadon 14 nolu kömür sahasının” rödövans karşılığı işletilmesine ilişkin sözleşme imzalandığı, … Madencilik şirketi ile taşeron … Madencilik şirketi arasında yer altı işletmeleri bünyesinde yapılacak galeri açma, kömür içerisinde düz ve meyilli baca sürülmesi ile tamir bakım işlerine ait 01/04/2014 tarihli sözleşme imzalandığı, Gelik 14 nolu rödövans sahasındaki ruhsatlı kömür ocağında çalışmakta olan …’in 05/04/2014 tarihinde ocakta meydana gelen patlama ve yangın sebebiyle yaralandığı, hastanede tedavi görürken 18/04/2014 tarihinde yanığa bağlı kalp durması sebebiyle vefat ettiği, olayın meydana geldiği ocakta sanık …’nin ocak çavuşu ve sanık … teknik eleman olarak çalıştıkları, sanık … … Madencilik İşletme Müdürü, sanık …’nun taşeron … Madencilik firmasının yetkilisi ve sorumlusu, sanık …’nin ise A sınıfı … güvenliği uzmanı olduğu; olay günü 24-08 çalışma vardiyasında ocakta patlama meydana geldiği, olay yerinin kaza yeri tespit tutanağı ve eki ile … Madencilik şirketine ait 14 nolu rödövans sahasında olduğunun tespit edildiği, metan gazının tespiti amacıyla ayak başında merkezi izleme sensörünün bulunduğu, işçilerde ise portatif el cihazlarının bulunduğu ve bu cihazların ikaz vermediği gözetildiğinde metan gazının kademe kademe yayılmadığı ani gaz yayılımının söz konusu olduğu bunun ise tespitinin kontrol sondajları yapmak suretiyle mümkün olabileceği, olayın ocakta ani metan gelişinin sebep olduğu patlama ve yangın sonucunda geliştiği, gaz izleme sensörünün olay yerinde bulunması halinde dahi olayın önlenemeyeceği, olayın kontrol sondajının gerektiği gibi yapılmış olması halinde önlenilebileceği nitekim teknik nezaretçi ve … güvenliği uzmanı olan sanık …’nin bu hususu düzenlediği belgelerde belirttiği, olayın bu şekilde meydana gelmiş olması karşısında;
Olayın vukuunda ocak çavuşu olan sanık …’nin, teknik eleman olarak görevli olan ve olayda kendisi de yaralanan sanık …’un ve gerekli yükümlülüklerini yerine getirdiği anlaşılan A sınıfı … güvenliği uzmanı sanık …’nin kusurlarının bulunmadığı anlaşıldığından sanıkların beraatlerine karar verildiği,
Taşeron … Madencilik yetkilisi ve sorumlusu sanık … ve … Madencilik İşletme Müdürü sanık …’in, A sınıfı … güvenliği uzmanı sanık … tarafından gerekli uyarılar yapılmasına ve sağlanması gereken önlemler açıklandığı halde kontrol ve degaj sondajlarının gerektiği gibi ve yeterince yapılmasını sağlamayarak önlem alma yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, olayın vukuuna ve kusurlu hareketleri ile …’in ölümüne sebebiyet verdikleri, bu kapsamda taksirle öldürme suçunu işledikleri anlaşılmakla, buna göre uygulama yapıldığı belirlenmiştir.
2. Sanık … aşamalardaki beyanlarında … Madencilik şirket müdürü olduğunu, olayın grizu patlaması olmadığını, parlama şeklinde gelişen bir olay olduğunu teknik eleman olarak …’u maden kanunu uygulama yönetmeliği 145 maddesi gereğince teknik eleman olarak kendisinin görevlendirdiğini, ocağında erken uyarı sistemi kurulu olduğunu, her bir amirde de küçükten büyüğe bütün ustalarda el dedektörü mevcut olduğunu, yeni bir hazırlık bacası olduğu için 10, 12 belki 13 metre … yapılmış olduğunu, … ile aralarında yardımcı işler için … sözleşmesi yaptıklarını, … güvenliği uzmanı ve teknik nezaretçileri olan …’nin kendilerini uyardığını, kısa metrajlı sondaj yaptıklarını, yani 40 metre civarında sondaj yaptığını, kendilerine yeterli olmadığını uzun metrajlı çalışmalarını söylediğini, bu şekilde kendilerinin de uzun metrajlı çalıştıklarını, yani uzun metrajlı çalışabilmek için makine satın alındığını, buna rağmen sondaj yapılan ellerindeki mevcut makinanın da yeterli olduğunu, ocakların üç vardiya denetlendiğini, olay yerinin temiz hava girişine yaklaşık 250 metre kadar mesafede olduğunu, dolayısı ile orasının üç vardiye kontrol edildiğini, gaz birikmesinin mümkün olmadığını ama bir parlama olduğunu, sebebini kendilerinin de anlayamadığını, üç vardiya raporlarının da mevcut olduğunu ve bu raporlarında imza altına alınmış olduğunu, bu olayın vukuunda üzerine yüklenebilecek kusur olduğunu düşünmediğini, savunmuştur.
Sanık … beyanlarında kendisinin … Madencilik isimli şirket adına, şirketin işlerinde çalışmak üzere işçileri bulan … Madencilik isimli firmanın sahibi olduğunu, görevinin … Madenciliğe ait işyerlerinde çalışmak üzere eleman temin etmek olduğunu, bunun dışında … yerinin güvenliği, çalışma koşulları gibi hususlardan dolayı kendisinin sorumlu olmadığını üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Sanık … beyanlarında olayın gerçekleştiği maden kömürü ocağında teknik nezaretçi ve A sınıfı … güvenliği uzmanı olarak çalıştığını, gerekli uyarıları yaptığını, bildirim yükümlülüğü konusunda kendisinin … vereni uyarmasını bildirim diye düşündüğünü, yönetmelikle kendisine yüklenen görevi yerine getirdiğine inandığını ifade etmiştir.
Sanık … beyanlarında teknik eleman olarak ocakta görevli olduğunu, vardiya başında ocağa girdiğini, olaydan önce olay yerine gittiğini, olay yerinde çalışan arkadaşlarındaki portatif el cihazları olduğunu, bu cihazlarla gaz ölçümü yapıldığını, aynı cihazdan kendisinde de olduğunu, kendisinin gittiğini, gerekli gaz ölçümünü yaptığını, diğer arkadaşlarda bulunan cihazlarla da teyit ettiğini, herhangi bir anormal durum olmadığını, çalışma yerinden ayrılırken olayın gerçekleştiğini, kusuru olmadığını beyan etmiştir.
Sanık … beyanlarında ocak çavuşu olduğunu, … ile beraber ocağa girdiklerini, …’un hazırlık bölgesinden sorumlu olduğunu, kendilerinin oradan 500 metre kadar ilerde üretimde ayakları olduğunu, ayaklara gittiğinde yarım saat kadar sonra kendisine bir haber geldiğini, bir arkadaşın patlama olduğundan bahsettiğini, o patlamadan kendisinin ses, ışık, sıcaklık hiçbir şey hissetmediği için haberdar olmadığını, arkadaşlarının haberdar ettiğini kendisinin kusuru olmadığını ifade etmiştir.
3. Ölenin eşinin aşamalarda sanıklar hakkında şikayetçi olduğu, katılma talebinde bulunduğu görülmüştür.
4. Soruşturma aşamasında 19.06.2014 tarihli maden mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; madende drenaj sondaj yapılmamasının kazanın sebebi olduğu, defalarca rapor defterine kayıt edilmesine ve … güvenliği ve işçi sağlığı kurul kararına rağmen sondaj makinasını temin etmeyen, vardiyada zorunlu olarak bulunması gereken maden mühendisini atamayan işverenin kazada birinci derece sorumlu olduğu, ocakta uzaktan gaz izleme sistemi kurulu olmasına rağmen bacanın çalıştığı taban yoluna metan sensörü konulmaması nedeniyle ocak şefi ocak mühendisi teknik nezaretçi ve işletme müdürünün kusurlu olduğu, vardiyada gerekli ölçüm titizliğini göstermeyen vardiya teknikeri ve vardiya mesulü kusurlu olduğu” belirtilmiştir.
Soruşturmada maden mühendisi ve … güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 25.11.2014 tarihli bilirkişi raporu ve 17.12.2014 tarihli ek rapora göre; işletme müdürü ve işveren vekili konumunda bulunan sanık …’in olaya konu arına gaz drenajını yapacak sondaj makinesini aldırmadığı, sondaj makinesini almadan bacada kömür üretiminin devam etmesine müsaade ettiği, olaya konu vardiyada maden mühendisi görevlendirmediği, işi işçilerin insiyatifine bıraktığı, nezaretçi kademesinin olaya konu işyerini geç denetlediği, ocak gaz ölçümlerine geç çıktıkları, vardiyada denetimin yapılmadığının bu nedenle denetleme görevini yerine gereği gibi getirmeyen işletme müdürü sanık …’in asli kusurlu olduğu, taşeron sanık …’nun sözleşme ve mevzuata göre asli kusurlu olduğu, maden sahasının teknik nezaretçisi aynı zamanda ocağın A sınıfı … güvenliği uzmanı olan maden mühendisi sanık …’nin olaya konu vardiyada madem mühendisi yerine jeoloji mühendisinin vardiya amiri olarak çalışmasına müdahil olmadığı, işvereni uyarmadığı, Maden Kanununun 31 inci maddesi hükmüne göre olaya konu arında gaz deşarj edecek sondajın yapılmamasına rağmen çalışmalara mani olmadığı, sadece deftere yazdığı, oysaki bu konuda daha önce Zonguldakta büyük kazaların olduğu ve onlarca işçinin ani gaz deşarjı nedeni ile öldüğünün yakın zamanda olduğunun, bu konuda teşhisi koymasına karşın Maden Kanunu Madde 31 gereklerini yerine getirmediği, ocaktaki faaliyeti durdurmadığı ve ilgili mercilere haber vermediği işin devam etmesine bir şekilde göz yumduğu için sanık …’nin tali kusurlu olduğu, vardiya ocak çavuşu sanık …’nin olay yerine geç intikal ettiği, arında çalışan işçilere nezaret etmediği, şayet işçilerin başında olsa idi gaz dedektörünün de olması ile gaz ölçümü yaparak işçileri olay yerinden uzaklaştırabileceği bu nedenle tali kusurlu olduğu, vardiyada görevli olan ve teknik eleman konumunda bulunan jeoloji mühendisi sanık …’un vardiya amiri gibi çalıştığı ancak yasal olarak bunun mümkün olmadığı, gaz ölçümünde ve işçileri denetlemede geç kaldığı, olaya konu yerin hassas olduğunun bilindiği, bu nedenle olaya konu arına el dedektörü olan bir nezaretçi görevlendirmesi gerektiği, olay anına kadar olay yerinde çalışanların yanına hiçbir nezaretçinin gitmediği, bu nedenle sanık …’un tali kusurlu olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Kovuşturma aşamasında maden mühendisi ve … güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 22.10.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre madende teknik ve idari yönetimin … madencilikte olduğu, maden çıkarım işini yapan teknik olmayan personelin istihdamının … madenciliğin üstlendiği ,kazanın kök nedeninin emniyet sondajının yapılmaması olduğu, teknik nezaretçi ve … güvenliği uzmanı olarak görev yapan sanık …’nin patlamadan korunma dokümanı, teknik nezaretçi defteri, tespit öneri defteri hükümlülüğü, risk değerlendirmesi ve kaza öncesindeki kurul kayıtları oluşturduğu görülmüş olup, kanunen bildirim yükümlüğünü yerine getirdiğinden kusuru olmadığı, ani ortaya çıkan gaz çıkışından dolayı yaşanan olayda teknik emniyet alma yükümlülüğünü yerine getirmeyen, sondaj makinası temin etmeyen sanıklar … ve …’nun asli kusurlu olduğu, sanık … ve sanık …’nin bu durumda alabileceği önlem olmadığından kusuru olmadığı tespit edilmiştir.
5.Sanıkların güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemenin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A. Sanıklar … ve … Haklarında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Beraat Kararları Yönünden
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen fiil açısından, sanıkların taksirinin bulunmadığı gerekçesi gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin kusura ilişkin temyiz istemleri yönünden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanıklar … ve … Haklarında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Mahkumiyet Kararları Yönünden
Yargılama aşamasında düzenlenen 19.06.2014 tarihli, 25.11.2014 tarihli,17.12.2014 tarihli ve 22.10.2015 bilirkişi raporlarının, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin kusura ve eksik incelemeye ilişkin temyiz istemleri yönünden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanıkların dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemleri bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanıkların taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak asli kusurlu olarak ölüme sebebiyet veren sanıklar hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin temel cezaya yönelik temyiz istemleri yönünden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Katılan vekilinin sanıklar hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmemesi gerektiğine ilişkin temyiz isteği yönünden; 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkrasına göre taksirli suçlardan dolayı hükmolunan taksirli suçlardan dolayı hükmolunan uzun süreli hapis cezasının, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre, adli para cezasına çevrilebileceği düzenlenmiş olup, meydana gelen olayda asli kusurlu olan, dosyada bulunan adli sicil kaydına göre mahkumiyeti bulunmayan ve yargılama sürecindeki davranışları lehe değerlendirilen sanıklar hakkında, hükmolunan hapis cezasının, sanıkların sosyal ve ekonomik durumu ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak adli para cezasına çevrilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, TCK’nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, sanık …’in ve sanık …’nun çalışmalarının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde “madencilik mesleğini icrasının” yasaklanmalarına karar verilmesi dışında hükümde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
C. Sanık … Tanrıveri Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Beraat Kararı Yönünden
Soruşturma aşamasında alınan 19.06.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre “ocakta uzaktan gaz izleme sistemi kurulu olmasına rağmen bacanın çalıştığı taban yoluna metan sensörü konmaması nedeniyle teknik nezaretçi sanık …’nin kusurlu olduğunun” tespit edildiği, soruşturma aşamasında maden mühendisi ve … güvenliği uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 25.11.2014 tarihli rapor ve 17.12.2014 tarihli ek rapora göre “maden sahasının teknik nezaretçisi aynı zamanda ocağın A Sınıfı … güvenliği uzmanı olan maden mühendisi …’nin olaya konu vardiyada maden mühendisi yerine jeoloji mühendisinin vardiya amiri olarak çalışmasına müdahil olmadığı, işvereni uyarmadığı, Maden Kanunu’nun 31 nci madde hükmüne göre olaya konu arında gaz deşarj edecek sondajın yapılmamasına rağmen çalışmalara mani olmadığı, sadece deftere yazdığı, yakın zamanda …’ta büyük maden kazalarının olduğu ve onlarca işçinin ani gaz deşarjı nedeni ile öldüğünün bilinmesine rağmen, Maden Kanunu’nun 31 nci maddesinde ve Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 143 ncü maddesine göre “Teknik nezaretçi”, işyerinde yaptığı inceleme ve gözlemlerde işletme projesine aykırı faaliyetle bulunulduğunu ve faaliyetlerin can ve mal güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluşturduğunu tespit etmesi halinde maden üretimine yönelik faaliyetleri durdurur ve durumu ilgili kurum veya kuruluşlara bildirir” hükmü bulunmasına rağmen ocaktaki faaliyeti durdurmayan ve ilgili mercilere haber vermeyen, tecrübeli bir mühendis olan ve uzun zamandan beri aynı ocakta teknik nezaretçilik yapan sanık …’nin tali kusurlu bulunduğu tespitlerine rağmen, delillerin takdirinde hataya düşülerek beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanıklar … ve … Haklarında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2015 Tarihli ve 2015/27 Esas, 2015/1192 Karar Sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar … ve … Haklarında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2015 Tarihli ve 2015/27 Esas, 2015/1192 Karar Sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında; “sanık … ve … hakkındaki hükümlerde yer alan TCK’nın 53/6.maddesinin uygulanmasına ilişkin 6. paragrafın çıkarılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C. Sanık … Tanrıveri Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Beraat Kararı Yönünden
Gerekçe başlığı altında (C) paragrafında açıklanan nedenle … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.12.2015 Tarihli ve 2015/27 Esas, 2015/1192 Karar Sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.