YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4701
KARAR NO : 2022/13041
KARAR TARİHİ : 25.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, borçlu davalı … hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazları diğer davalılara devrettiğini belirterek, bu devre ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14/11/2017 tarih ve 2015/9520 Esas-2017/10481 karar sayılı ilamı ile, borçlu adresinde 25.05.2010 tarihinde haciz yapılmış ise de dosya içeriğinden borçlu Hasan’ın babasından kalan taşınmazlar olduğu bu taşınmazlar ile ilgili olarak bir değer tesbiti yapılmadığının anlaşıldığı, buna göre borçlunun babasından intikal eden taşınmazlar ile ilgili olarak yapılmış bir kıymet takdiri var ise getirilmesi yoksa mahkemece değer tesbiti yaptırılarak borcu karşılamaya yeterli olup olmayacağının belirlenmesi dolayısı ile borçlunun aciz halinin net olarak ortaya konulması gerektiği, mahkemece bu ön koşul ile ilgili olarak yeterli inceleme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan yargılama devam ederken davacı tarafından 08/02/2010 tarihli oturumda dava konularından 1221-1228 ve 915 nolu parselle ilgili olarak davadan feragat edildiği halde bu parsellerle ilgili olarak da davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz bulunduğu, gerekçesiyle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece, borçlunun babasından kalan taşınmazların değerinin 200.775,43 TL, davacının alacağının ise 39.427,00 TL olduğu, bu hali ile borçlunun aciz halinin oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, bozma doğrultusunda yapılan araştırma sonucunda, borçlunun aciz halinde olmadığı gerekçesi ile davanın ön koşul yokluğundan reddine karar vermiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamıştır. Şöyle ki;
Bilirkişi incelemesi ile 2019 itibari ile borçlunun babasından kalan taşınmazlardaki hissesinin değeri 266.775,43 TL olarak belirlenmiş ise de, değer tespitinde taşınmazlar üzerindeki takyidatlar dikkate alınmadığı gibi 05/01/2007 yılında 39.427,86 TL alacağın 2019 yılında ulaştığı değer de dikkate alınmamıştır. Öte yandan, borçlu hakkında icra müdürlüğünce 09/02/2010 yılında İİK’nın 102. maddesi gereğince verilen aciz belgesine borçlunun yaptığı itirazın icra mahkemesi tarafından reddedildiği ve böylece aciz halinin kesinleştiği de gözönünde bulundurulmamıştır.
Bu olgular dikkate alındığında, borçlunun aciz halinin varlığı kabul edilerek, diğer dava koşulları varsa esası ile ilgili değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.