Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2022/329 E. 2023/69 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/329
KARAR NO : 2023/69
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2014/561 Esas, 2015/812 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 51 inci maddenin yedinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2…. 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2015 tarihli ve 2014/561 Esas, 2015/812 Karar sayılı kararının sanık müdafii, katılanlar vekili ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29.05.2019 tarihli ve 2017/11072 Esas, 2019/6874 Karar sayılı kararı ile;

“1-… Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 28/11/2014 tarih ve 13799 sayılı raporda mağdurun yaralanmasının yüzde kalıcı iz niteliğinde olduğu belirtilmesine rağmen sanığa ek savunma hakkı tanınarak hükmolunan cezasında 89/2-d madde ve fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-TCK’nın 51/8. maddesi gereğince denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağının sanığa ihtar edilmemesi,”

nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3…. 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2019/675 Esas, 2020/477 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının d bendi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 4500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4…. 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2020 tarihli ve 2019/675 Esas, 2020/477 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2021/2055 Esas, 2021/5059 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulünün değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5…. 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli, 2021/694 Esas, 2021/1069 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının d bendi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi, 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 4500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar vekilinin temyiz isteği;
1.Kusur durumuna,

2.Ceza miktarına,

3.Cezada indirim uygulanmasına,

4.Cezanın ertelenmesine,

5.Mahkemece Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının d bendi gereğince artırım yapılması gerekirken artırım yapılmadığına,

6.Vesaire ilişkindir.

B. Sanık müdafiinin temyiz isteği;
1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına,

3.Beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay günü saat 16:30 sıralarında sanığın sevk ve idaresindeki kamyonet ile meskun mahalde, gündüz vakti, iki yönlü sokakta seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde kaplama üzerinde bulunan çukur nedeniyle geçemeyip geri manevra yaptığı esnada aracının sol arka kısımları ile gerisinde kaplama üzerinde oynayan 2009 doğumlu yaya …’a çarpması neticesinde, …’ın yüzünde sabit iz oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır.

2.Sanık, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

3.Meydana gelen olayda kusur durumuna ilişkin olarak düzenlenmiş olan kaza tespit tutanağı, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 11.03.2015 tarihli bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesi tarafından tanzim edilmiş olan 18.06.2013 tarihli raporunda özetle; sanığın sevk ve idaresindeki araçla geri manevra yapmadan evvel gerisini yeterince kontrol altında bulundurmadığı, gerisinde gözcü bulundurmadan geri manevraya geçtiği, geri manevra yaparak kaplama içerisinde bulunan mağdur yayaya kontrolsüz ve tedbirsizce çarptığı olayda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile mağdur yaya ile eşdeğer kusurlu olduğu, …’ın ise kaplama içerisinde kendi can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde bulunduğu, geri manevra yapan … nedeniyle korunma tedbirine başvurmaması nedeniyle sanık ile eşdeğer derecede kusurlu olduğu,

Görüşlerini içerir raporlar dava dosyasında mevcuttur.

4.Katılan … hakkında Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı tarafından tanzim edilmiş olan 28.11.2014 tarihli kati raporda, kişide tarif edilen yaralanmanın yüzde kalıcı iz niteliğinde olduğunun bildirildiği görülmüştür.

5.Sanığın adli sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasına eklenmiştir.

6.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına, basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığına ve genel hükümlere göre yargılama yapılmasına karar verildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A.Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Kusur Durumu Yönünden
Sanığın sevk ve idaresindeki kamyonet ile meskun mahalde, gündüz vakti, iki yönlü sokakta seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde kaplama üzerinde bulunan çukur nedeniyle geçemeyip geri manevra yaptığı esnada aracının sol arka kısımları ile gerisinde kaplama üzerinde oynayan 2009 doğumlu yaya …’a çarptığı olayda, araçla geri manevra yapmadan evvel gerisini yeterince kontrol altında bulundurmadığı, gerisinde gözcü bulundurmadan geri manevraya geçtiği ,geri manevra yaparak kaplama içerisinde bulunan mağdur yayaya kontrolsüz ve tedbirsizce çarpması nedeniyle kazanın oluşumunda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile eşdeğer kusurlu olduğu ve bu durumunun keşfe binaen tanzim edilen bilirkişi raporu ile Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen raporda da belirtildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Ceza Miktarı Yönünden
Sanığın eş değer kusurlu eylemi nedeniyle meydana gelen kaza neticesinde bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda, sanığın üzerine atılı suçun, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında bulunduğu ve öngörülen ceza miktarının ”üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası” hapis cezası olduğu anlaşılmakla, ceza miktarının tespit ve tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3.Takdiri İndirim Uygulanması Yönünden
Mahkemece sanığın yargılama sürecindeki davranışlarının lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek sanık hakkında verilen cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi gereğince indirim uygulanmasında isabetsizlik görülmemiştir.

4.Erteleme Hükümleri Yönünden
Mahkemece kurulan hükümde erteleme hükümleri uygulanmadığı anlaşıldığından cezanın ertelenmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

5.Nitelikli Hal Artırımı Yapılmadığı Yönünden
Mahkemece kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereğince artırım yapıldığı anlaşıldığından, belirtilen fıkra gereğince artırım yapılmadığına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

6.Vesaire Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanığın kusurlu davranışı sebebi ile gerçekleştiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Kararın Usul Ve Yasaya Aykırı Olduğu Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanığın kusurlu davranışı sebebi ile gerçekleştiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2.Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesinin şartlarından olan 5271 sayılı Kanun’un 230/6-c maddesinde yer alan “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.” şeklindeki düzenleme ve dosya incelenmesinde sanığın zarar giderme yönünde bir davranışta bulunmadığı nazara alındığında, mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması yerinde görülmüştür.

3.Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden
Sanığın eş değer kusurlu olarak neden olduğu trafik kazası neticesinde katılanın yaralanmasına neden olduğu anlaşıldığından cezalandırılmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

C.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi ile birlikte 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

D. Mahkemece, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince seçimlik cezalardan adli para cezasının seçilmesi karşısında, hükmedilen temel cezanın 180 gün adli para cezası olarak belirlenmesi yerine, 6 ay hapis cezası karşılığı 180 gün adli para cezası olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde “C” bendinde açıklanan nedenle … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2021 tarihli ve 2021/694 Esas, 2021/1069 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (1) nolu bendinde yer alan “6 ay hapis cezası karşılığı” ibaresinin çıkarılması suretiyle, hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2023 tarihinde karar verildi.