YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1279
KARAR NO : 2022/13552
KARAR TARİHİ : 01.11.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 01/11/2022 Salı günü davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, borçlular …, …, … hakkında yaptıkları takibin semeresiz kaldığını, borçluların mal kaçırma amacı ile hareket ettiklerini Bodrum da bulunan 297 ada 56 parsel 3 nolu bağımsız bölümün 22/06/2015 tarihinde davalı borçlu … tarafından davalı …’a; 5 nolu bağımsız bölümün borçlular … ve … tarafından 10/07/2015 tarihinde davalı …’e satıldığını belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu 3 nolu bağımsız bölümün ½ hissesinin 03/11/1995 tarihinden itibaren müvekkiline ait olduğunu, diğer hissedar …’dan paydaşlığın giderilmesini istediğini, raiç bedelden aldığını, alacak borç ilişkisinden haberdar olmadığını belirkterek davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlular vekili, dava koşullarının oluşmadığını, 3 nolu bağımsız bölümün ½ hissesinin zaten davalı …’a ait olduğunu, 5 nolu bağımsız bölümün ise borçlarını ödemek için raiç bedelden satıldığını, müvekkillerinin mal kaçırma amaçlarının olmadığını belirtmiştir.
Davalı … vekili, taşınmazın raiç bedelden alındığını, müvekkilinin alacak borç ilişkisinden haberdar olmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, dava konusu 5 nolu bağımsız bölümün 1.310.000,00 TL bedelle satıldığı, alınan bilirkişi raporunda ise; taşınmazın satış tarihindeki değerinin 1.420.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, satış değerleri arasında misli bir fark bulunmadığı, borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sınucunda düzenlenen 06/06/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda taşınmazın satış bedeline ilişkin çeklerin borçlu … Grup’a yevmiye numaralarıyla kaydının yapıldığı, ayrıca taraflar arasında herhangi bir akrabalık ilişkisinin bulunmadığı ve iddia edilen muvazaa hususunun da davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davalı … yönünden davanın reddine, davalı …’ya devredilen taşınmazın 1/2 hissesi ile ilgili olarak ise; taşınmazın tapudaki devir bedeli ile bilirkişi kurulunca tespit edilen gerçek değeri arasında misli fark bulunduğu, borçlular ile davalı … arasında akrabalık ilişkisi olduğu, aciz halinin davalı tarafça da bilindiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı …’ya yapılan satış bakımından değerlendirme yapıldığında; taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedeli ile tapudaki satış bedeli arasında bir mislini aşan fark bulunduğu davalı …’nun borçluların kuzeni olduğu ve aynı bağımsız bölüm vasfındaki taşınmazı 1/2 hisse ile paylaşacak kadar yakın olmalarına göre taşınmazları devralan davalı …’nun borçlunun mali durumu ve ızrar kastını bilebilecek şahıslardan olduğu ve aksinin ispat edilememiş olduğunun kabulü ile yapılan tasarrufun İİK’nın 278/3-2. ve 280. maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerektiği nazara alındığında İlk Derece Mahkemesince açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, …’a satışı yapılan taşınmaz bakımından değerlendirme yapıldığında; dava konusu Bağımsız Bölüm No:5’te kayıtlı mesken niteliğindeki taşınmazın rayiç bedeli ile satış bedeli arasında misli fark bulunmamakla birlikte bu taşınmaz için satış bedelinin davalı malik borçlulara 10.000 TL’si peşin olarak ödenip kalan kısım için satıcılar lehine ipotek tesis edilerek 100.000 TL bedelli vade tarihleri 28/02/2016 ile 31/12/2016 tarih aralığında 13 adet çekle taşınmaz bedelinin ödemesinin birbirini tanımayan bağımsız bölüm satan ve satın alan şahıslar arasında olabilecek olağan bir satış ve ödeme olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki taşınmaz 1/2 şer hisse ile satın alınmış olmasına rağmen çeklerin sadece satıcılardan …’ya ciro edilerek verilmesi başka bir ifadeyle borçlu malik … adına bir ödeme görünmemesi, davalı borçluların ortağı olduğu malik olmayan şirkete borçlu Osman tarafından ciro edilerek kayıt edildiği, yapılan bu ödemenin birbirini yakından tanıyan ya da ticari ilişkide bulunan kişiler arasında olabileceği, bu durumun satış işleminin alacaklılardan mal kaçırmak için muvazaalı olarak yapıldığını gösterdiği gerekçesi ile davalı …’a yapılan devir işleminin İİK’nın 280. maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerektiği halde davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığından bahisle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK’nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davalı …’a satışı yapılan taşınmaz bakımından takip konusu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Dava konusu 5 nolu bağımsız bölüm 10.07.2015 tarihinde borçlular … ve … tarafından ½ şer hisse olarak davalı …’e tapuda 1.310.000,00 TL ye satılmıştır. Bedelin 10.000,00 TL si peşin kalan 1.300.000,00 TL daha çekle ödenmesi kararlaştırılmış ve 2 yıl süreli satıcı … ve … lehine ipotek tesis edilmiştir. Bilirkişi taşınmazın satış tarihindeki değerini 1.420.000,00 TL olarak belirlemiştir.
Davacı, davalı … ile borçlular arasına akrabalık veya tanışıklık olduğuna ilişkin somut bir delil sunmamıştır. İvazlar arasında önemli bir oransızlık olmadığı sabittir. Davalı …’in ödeme amacı ile verdiği çeklerin borçluların ortağı olduğu … Grup..şirketinin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tesbit edilmiştir. Taşınmaz satışı vadeli olduğu için satıcılar lehine ipotek verilmesi, satıcı için garanti niteliğinde olduğu açıktır. Salt çeklerin satıcılardan biri adına düzenlenmesi ve onun tarafından her iki satıcının ortağı olduğu şirkete ciro edilmesi ödeme yerine geçmeyeceği sonucunu doğurmaz.
Şu halde, İİK’nın 278-279 ve 280. maddelerindeki iptal nedenlerinden hiçbirinin somut olarak ispatlanamamış olması gerekçesiyle davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/1 maddesi gereğince dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’a verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 01/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.