Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/15917 E. 2022/9946 K. 12.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15917
KARAR NO : 2022/9946
KARAR TARİHİ : 12.09.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun usulden reddine dair karara karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından 04/11/2019 tarih 2019/İHK-15272 sayılı davacı vekilinin itirazlarının kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 24/02/2017 tarihinde müvekkilinin yaya olarak ilerlemekte iken davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın müvekkiline çarpması sonucu oluşan çift taraflı trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak zararın karşılamadığını iddia ederek, oluşan zararlarının tazmini için değer artırma ve ıslah beyanında bulunma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 41.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, talebin reddine karar verilmiş; karara davacı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı vekilinin itirazlarının kabulüne, kararın kaldırılmasına, talebin kabulüne, 66.331,96 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; 24/02/2017 tarihli kazadan önce düzenlenen Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Üsküdar Devlet Hastanesinin 05/05/2016 tarihli raporunda davacının maluliyetinin % 44 oranında olduğu, kaza sonrası düzenlenen Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin 05/12/2018 tarihli raporunda ise davacının maluliyetinin % 72 oranında olduğu rapor edilmiş, İtiraz Hakem Heyetince; ilk düzenlenen rapor ile kaza sonrası düzenlenen rapor karşılaştırılarak % 44 oranında olan maluliyetin kaza sonrası % 72 oranına arttığı bu durumda aradaki % 28 fark kadar artan maluliyet olduğu ve bu oran üzerinden hesap yapılması gerektiğine karar verilmiştir. Dosya kapsamında davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak alınmış usulüne uygun rapor bulunmamaktadır. Her ne kadar dosyada davacı tarafından sunulan kaza öncesi ve sonrası alınmış engelli sağlık kurul raporları bulunmakta ise de bu raporlarda hangi yönetmeliğin esas alındığı belirtilmediğinden bu raporlar karar vermeye elverişli değildir.
Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince, temyiz edenin sıfatına göre, davacı tarafından kararın maluliyet oranı yönünden temyiz edilmediği de dikkate alınarak, davalı lehine usuli kazanılmış haklar gözetilerek, davacının kaza tarihinden önceki mevcut olduğu anlaşılan arazları da dikkate alınmak suretiyle anılan kaza nedeniyle davacı da oluşmuş maluliyetin tespiti için, davacının yaralanmasına ilişkin tüm tıbbi belgeler dosyaya getirtilerek, kaza ile illiyet bağının kurulduğu, üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından davacının maluliyet durumuna ilişkin kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, hükümlerine uygun, yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-İtiraz Hakem Heyetince hükme esas alınan 04/10/2019 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; kaza tarihinde 66 yaşında olan davacının TRH-2010 Tablosuna göre muhtemel bakiye ömür süresi belirlenmeden, TRH-2010 Tablosuna göre davacının 99 yaşına kadar yaşama ihtimali olduğu kabul edilerek ve bu yaş baz alınarak işleyecek/bilinmeyen devre hesabı yapılmış, işleyecek pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri açık bir şekilde yazılmamış olup bu yönüyle rapor denetime elverişli değildir.
Bu durumda; TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak davacının bakiye ömür süresi belirlenerek, aktif ve pasif dönem başlangıç bitiş tarihleri ve süreleri gösterilmek suretiyle denetime elverişli daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre hükmü temyiz eden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı lehine 7.646,51 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir.
5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu 30/17 md. ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasına “(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17/2. maddesinde ise “Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir” düzenlemesi yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2), (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 12/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.