YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12180
KARAR NO : 2023/545
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Taksirle öldürme
… 2. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 23.03.2016 tarihli ve 2014/36 Esas, 2016/94 Karar sayılı kararının katılanlar vekil, tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
I- Sanık … hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği, yapılan itirazın mercii tarafından 11.05.2016 tarihli kararla reddine karar verildiği anlaşılmakla, bu konuda yeniden bir karar verilemeyeceği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.
II- Sanık … ve … hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılanlar vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.03.2016 tarihli ve 2014/36 Esas, 2016/94 Karar sayılı Kararı ile;
1.Sanıklar … ve …’un ayrı ayrı taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.12.2020 tarihli ve 2016/323137 sayılı, iade-onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar Vekilinin Temyiz Sebepleri
Beraat kararlarının bozulması gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemenin Kabulü
1. 06.11.2013 günü saat 07.20 sıralarında Yunusoğlu Hemzemin geçidinden geçiş yapan 61701 sefer sayılı …-… seferi yapan tren, konulan taş nedeniyle bariyerleri açık vaziyette olan hemzemin geçitten geçen, …’in sevk ve idaresindeki, …’in de içerisinde yolcu olarak bulunduğu … plaka sayılı kamyonete çarpması sonucu … ve …’in olay yerinde hayatlarını kaybettikleri, olay yerini gösterir kamera görüntülerinin incelenmesinde; olay günü hemzemin geçitteki bariyerlerin bozuk olduğunun ve sürekli güvenlik çanlarının çaldığının, hemzemin geçitten geçmek için sanıklardan …’un olay yerine aracı ile geldiğinin, bariyerlerin kapalı ve bozuk olması nedeni ile yine olay yerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan diğer sanık …’e durumu anlattığının, her iki sanığın birlikte bozuk olan bariyer direğini kaldırıp tekrar düşmemesi amacı ile arasına taş sıkıştırdıklarının, sanık …’in aracı ile yoldan geçerek gittiğinin, bariyerlerin ise kaldırılmış vaziyette kaldığının, olay saatinde ise maktül …’in sevk ve idaresindeki araçla hemzemin geçide yaklaştığının ve bariyerlerin açık olması nedeni ile treni fark etmeyerek karşıya geçmek istediği sırada trenin çarpması sonucu kazanın meydana geldiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır. TCDD 6. Bölge Müdürlüğünün 21.11.2013 tarihli cevabi yazısında bozuk olan hemzemin geçitteki bariyerlerin yapımından ve denetiminden sanık …’in sorumlu olduğu belirtilmiş olup
sanık …’in taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına, sanık … ve sanık …’in ise kusuru bulunmadığından beraatine karar verilmiştir.
2. Sanıklar aşamalardaki beyanlarında yüklenen suçlamayı kabul etmediklerini, kusurlarının olmadığını, haklarında mahkumiyet hükmü kurulması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.
3. Ölenlerin eş ve çocuklarının aşamalarda sanıklar hakkında şikayetçi olduğu, katılma talebinde bulundukları görülmüştür.
4. Olay sonrası yapılan olay yerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim edilen 06.11.2013 tarihli trafik bilirkişi raporunda kamyonet sürücüsü …’in kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak suretiyle asli kusurlu olduğu, bariyerlere taş sıkıştıran şahsın veya hemzemin geçitlerin denetiminden sorumlu kuruluşun tali kusurlu olduğu, makinist … Erkan’ın kural ihlalinin olmadığı belirtilmiştir.
5.Kovuşturma aşamasında … Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Ulaştırma Öğretim Üyeleri tarafından düzenlenen 20/05/2015 tarihli üçlü bilirkişi heyeti raporunda; ölen …’in dikkatsiz ve kontrolsüz şekilde hemzemin geçide girmesi nedeniyle asli kusurlu, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) yetkilileri sık arızalanan bu bariyeri donanımlı hale getirmesine rağmen iyi ve kalıcı bir şekilde onarmadığı ve çalışır vaziyette tutmasında eksiklik gösterdiği için … bölge sinyalizasyon şefi sanık … tali kusurlu, … Valiliği İl Özel İdaresi”nin alınan karar gereği hemzemin geçitten sorumlu olmasına rağmen hiçbir sorumluluk almaması nedeniyle kusurlu ve fakat arızanın giderilmesinde yetkin bir elemanı olmaması ve onarımı gerçekleştirmesinin şimdilik beklenmemesi nedeniyle tali kusurlu, sanık …’in arızalı bariyeri açık sabit konuma, tehlikeli hale getirdiği ve fakat TCDD ilgililerine arızayı bildirdiği için tali kusurlu, sanık …’un ise arızalı bariyeri sabit açık konuma getirip eski haline getirmeden bıraktığı için tali kusurlu oldukları görüşü bildirilmiştir.
5. Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesi’nden alınan 03.02.2016 tarihli raporda;
Sanık … yönünden; Dosya kapsamından ve özellikle CD izleme tutanaklarından minibüs şoförünün bariyerleri kapatmadan olay mahallini terk ettiği anlaşılmakta ise de daha sonra güvenlik görevlisinin bariyerleri açık bırakarak … istikametine doğru geçidi terk ettiği anlaşılmaktadır. Minibüs şoförünün beyanına göre güvenlik görevlisinin kendisine “sen git sonra ben sen gittikten sonra indiririm dediğini” anlatmıştır. Bu duruma göre sürücü ile müştereken açtığı bariyerleri kendisinin kapatacağını beyan ederek sürücüyü göndermesine rağmen bariyerleri açık bırakarak olay mahallini terk eden güvenlik görevlisi …’nin kazanın oluşmasında asli kusurlu davrandığı anlaşılmaktadır. Ancak kendisinin daha önce bariyerleri minibüs sürücüsüne yardım amacı ile yaptığı ve no.lu telefona arıza hakkında ihbarda bulunduğu anlaşılmakla bu hatalı davranışını bir yardım amacı ile yaptığı hususları dikkate alınmakla kendisine izafe edilen kusurunun ağır kusur değil asli kusur olduğu sonucuna varılmıştır.
Sanık … yönünden; Minibüs sürücüsü her ne kadar bariyerleri açma ve eylemine iştirak etmiş ise de olay mahallini terk ederken güvenlik görevlisinin sözü üzerine olay mahallini terk ettiği, kendisinin güvenlik görevlisi niteliğindeki bir kişinin anılan sözüne itimat etmesi, yine güvenlik görevlisi niteliğindeki bir şahsın bariyerleri açık bırakmasının sonuçlarının düşüneceğini beklemesi doğaldır. Bu itibarla bariyerleri kapatma işini güvenlik görevlisine terk ederek olay mahallini terk etmiş olan kazanın oluşmasında …’a kusur yüklenmesi mümkün görülmemiştir.
Sanık … yönünden; … Sinyalizasyon Şefi … kolluk beyanı ile dilekçesinde, özetli, kaza öncesi arızanın olduğu zaman dilimi içerisinde yakın saat veya zamanda geçidin arızalı olduğunun kendisine kesinlikle bildirilmediğini, kurum lojmanlarında oturmadığından mesai harici ihbarların nöbetçi elemanı veya telefonunu bilen şahıslarca (muhtar veya yakın fabrika güvenik personelleri) direk cep telefonuna yapıldığını, olay öncesi herhangi bir arıza ihbarı yapılmadığını, yapılmış olsa idi ekibin o bölgeye yönlendirilmiş olacağını, aynı zamanda istasyonlara trenin hız limitini azaltması için uyarı amaçlı telgraf çekileceğini beyan etmiş olup, sinyalizasyon şefi konumundaki bir kimsenin böylesine ciddi bir arızayı ihbarla haber almış olması durumunda, arızanın sonuçlarının farik ve mümeyyizi olacağı göz önüne alınarak, ihbarı dikkate almaması, geçiştirmesi ve umarsız davranması hayatın olağan akışın aykırıdır. Bu itibarla sinyalizasyon şefi …’e kusur yüklenmesi mümkün görülmemiştir.
6. Sanıkların güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Beraat Kararı Yönünden
Kovuşturma aşamasında … Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Ulaştırma Öğretim Üyeleri tarafından düzenlenen 20/05/2015 tarihli üçlü bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği üzere, geçitte güvenlikle ilgili donanımın tam olduğu, bariyerle birlikte her çeşit sesli ve görsel uyarının olduğu ve bunların Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından yapıldığı, yerel yönetimden harcamaların istendiği ancak ödemenin gerçekleşmediği görülmektedir. Ancak arızanın giderilip, tekrar kontrol yapılmasına rağmen yine arızanın tekrarlanması önemli bir bakım problemi olup; TCDD yetkilileri sık arızalanan bu bariyeri donanımlı hale getirmesine rağmen iyi ve kalıcı bir şekilde onarmadığı ve çalışır vaziyette tutmasında eksiklik gösterdiği için … bölge sinyalizasyon şefi sanık …’in tali kusurlu olduğu gözetilmeksizin delillerin takdirinde hataya düşülerek sanık yönünden beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık … Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Beraat Kararı Yönünden
Sanık …’un kazadan bir süre önce kaza yeri olan hemzemin geçide aracı ile geldiği, bariyerlerin kapalı ve bozuk olması nedeni ile olay yerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan sanık … ile birlikte hareket ederek bozuk olan bariyer direğini kaldırıp tekrar düşmemesi amacı ile arasına taş sıkıştırdıkları, bariyeri açık ve sabit hale getirip aracı ile bu şekilde yoldan geçerek gittiği, olay saatinde ölen …’in idaresindeki araçla hemzemin geçide yaklaştığında bariyerlerin açık olması nedeni ile treni fark etmeyerek karşıya geçmek istediği sırada trenin çarpması sonucu kaza meydana geldiğinin anlaşıldığı bu nedenlerle sanığın tali kusurlu olduğunun kabulü karşısında; delillerin takdirinde hataya düşülerek sanık yönünden beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık … hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Beraat Kararı Yönünden
Gerekçe başlığı altında (A) paragrafında açıklanan nedenle … 2.Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 23.03.2016 tarihli ve 2014/36 Esas, 2016/94 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
B. Sanık … Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Verilen Beraat Kararı Yönünden
Gerekçe başlığı altında (B) paragrafında açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Ceza Mahkemesinin, 23.03.2016 tarihli ve 2014/36 Esas, 2016/94 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.