YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10889
KARAR NO : 2009/8683
KARAR TARİHİ : 19.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kamulaştırma bedelinin artırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
Somut olaya uygulanması gereken 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendi hükmüne göre arsalar kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre değerlendirilir. O nedenle somut emsal alınan 38 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma sebebiyle açılan bedel artırımı davasında ulaşılmış bulunan fiyatı dikkate alınarak değerlendirme yapılmış olması yasaya aykırıdır. Bazı hallerde aynı taşınmazın bir bölümünün kamulaştırma sebebiyle açılan bedel artırım davasında belirlenen fiyatı dikkate alınarak geri kalan bölümün fiyatı belirlenmekte ve bu uygulama Yargıtay’ca da kabul edilmekte ise de, bu husus aynı taşınmazın kendi kendine emsal teşkil etmesi bakımından ve aynı taşınmazla ilgili değerlendirme de bir çelişki yaratmamaya yöneliktir. Başka bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin belirlenmesi serbest satışla oluşan bedel belirlenmesinden farklıdır. İstem ve savunma sonunda toplanan kanıtlara göre değerlendirme yapıldığından bu suretle kesinleşen taşınmaz fiyatları yasanın öngördüğü “emsal satışları” anlamında değildir.
Dava konusu taşınmazın yer aldığı Kemer gibi bir ilçede emsal olabilecek özel amacı olmayan arsa satışlarının bulunmadığı düşünülemeyeceğinden ve kaldı ki, böyle bir olasılık söz konusu olsa bile komşu il ve ilçelerde değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan arsa satışları da emsal alınabileceğinden mahkemece tarafların bildireceği ve resen belirlenecek emsal kayıtlar getirtildikten sonra bilirkişi kurulundan, önceki bozma ilamında açıklanan esaslara uygun incelemeyi ve sonucunu içeren ek rapor alınmalı, raporun bozmaya uygunluğu denetlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Kabule göre de;
HUMK.nun 388 ve 389. maddeleri uyarınca hüküm sonucu kısmında, istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüte yol açmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Hüküm fıkrasında artırılan kamulaştırma bedeli miktarının ve faiz başlangıç tarihinin infazda tereddüt yaratmayacak biçimde gösterilmesi gerekirken bilirkişi raporuna atıf yapılmasıyla yetinilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine, 19.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.