YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3982
KARAR NO : 2009/8646
KARAR TARİHİ : 19.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde eğitim ve öğretim giderinden kaynaklanan 20.590.944.000 TL. alacağın sarf tarihinden itibaren faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan …’nun Yüksek Öğretim Kurumu Yasasının 35. maddesi gereğince lisansüstü eğitim yapmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderildiğini, ancak, yüksek lisansını tamamladıktan sonra doktora eğitimi için yeni bir taahhüt vermemesi üzerine ilişiğinin kesildiğini, bu nedenle davalıya yapılan 10.295.482.000 TL masrafın iki katı olan 20.590.964.000 TL’nin sarf tarihinden itibaren yasal faiziyle beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Mahkemece, davalı taraftan yurt içi aylıklarının istenildiği belirtilerek Sayıştay Genel Kurulunun 17.09.2001 tarih ve 4995/4 sayılı kararı doğrultusunda davalının eğitim ve öğretim için yapılan masraflar dışında kalan maaş ödemelerinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle özellikle … tarafından verilen taahhütnamenin 3.maddesinin incelenmesinde; yükümlünün, “… taahhüdü ihlal ettiğim taktirde görevlendirme süresinde Üniversiteden aldığım paralarla Üniversitenin yukarda maksadın gerçekleşmesi için her ne nam altında olursa olsun benim için sarfettiği masrafların karşılığı olan tutarının 2 katını kanuni faizi ve masraflarla birlikte, ayrıca hüküm alınmasına gerek kalmaksızın, Üniversitenin ilk tebligatı üzerine ödeyeceğimi kabul ve taahhüt ederim.” şeklinde yükümlülük altına girdiği anlaşılmıştır. Davalının serbest iradesi ile davacı üniversiteye böyle bir
taahhütname (yüklenme senedi) vermesini yasaklayan yasal bir düzenleme olmadığı gibi, lisansüstü eğitimi yapması için kendi iradesi dışında da gönderilmiş değildir. O halde bu taahhütname davalıyı bağlar niteliktedir. Davada davacı kurum, taahhüt kapsamında yapılan harcamaların tahsilini istemektedir. Mahkemece, taahhütname kapsamı doğrultusunda işlem yapılması ve istenen tazminatın bu doğrultuda hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir.
Ancak, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin 5535 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince Yükseköğretim Yasasına eklenen geçici 53. maddesinde “üniversiteye veya başka bir kamu kurumuna dönmek istemeyenlerden mecburi hizmet karşılığı olarak, hizmetleri karşılığında aldıkları yurt içi maaşlar talep edilemez. Bu maaşlar haricinde eğitimleri için yapılan diğer ödemeler talep edilir” denilmektedir. Dava konusu olayda davalıların verdikleri taahhütname gereğince sorumlu oldukları fakat eylemin dava açılmasından sonra yürürlüğe giren “5535 Sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Yasa” kapsamında kaldığı anlaşıldığından mahkemece, “konusu kalmayan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına” hükmedilip mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin ise davanın açılmasına sebep olan davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeler ile davanın reddine hükmedilip mahkeme masrafları ile vekalet ücretinden davacı idarenin sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 19.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.