Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2022/1937 E. 2023/9001 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1937
KARAR NO : 2023/9001
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2010 tarih 2010/1386 nolu iddianamesi ile sanık hakkında nitelikli yağma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1(a,c), 53, 58 inci maddeleri gereğince cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
2. Yapılan yargılama sonucu … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2012 tarihli ve 2010/489 Esas, 2012/89 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan, beraatine karar verilmiştir.

3. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2012 tarihli ve 2010/489 Esas, 2012/89 Karar sayılı kararının, katılan tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 23.06.2016 tarihli ve 2013/32318 Esas, 2016/5544 Karar sayılı ilâmıyla;
“1- … Cumhuriyet Başsavcılığınca tefrik edilen ve olayın diğer suç ortağı ile ilgili 2008/951 sayılı soruşturma dosyasının akibeti sorularak, kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp, olanaklı ise birleştirilmesi, aksi halde dosyanın onaylı bir örneği dosya arasına alındıktan sonra; soruşturma aşamasında, … ismi ile sanığı tanıdığını beyan eden yakınan … ile olay günü sanığın çalıştığı işyerine gelerek yakınan …’i sorduğunu beyan eden tanık …’ın duruşmaya celbi ile beyanları alınarak, mümkün olduğu taktirde müşteki ve tanık ile sanık arasında yüz yüze teşhis yoluna gidilmesi; bu mümkün olmaz ise, sanığa ait teşhise elverişli fotoğrafların temini ile teşhis işlemi yaptırılarak, sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin
gözetilmemesi,
2- Yakınanın Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 04/06/2009 tarihli ifadesine göre, 22/02/2008 tarihinde … E Tipi Cezaevinde yakınan ile sanık arasında herhangi bir tartışma yaşanıp yaşanmadığı, bu hususta tutanak tanzim edilip edilmediği hususlarının araştırılması, gerekirse o tarihte cezaevi girişinde nöbetçi olan infaz koruma memurlarının da tanık sıfatıyla beyanları alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu … 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 08.03.2017 tarihli ve 2016/377 Esas, 2017/50 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan, beraatine karar vermiştir.

5. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2017 tarihli ve 2016/377 Esas, 2017/50 Karar sayılı kararının, katılan tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 25.06.2019 tarihli ve 2017/2537 Esas, 2019/3756 Karar sayılı ilâmıyla;
“Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.06.2016 gün, 2013/32318 esas ve 2016/5544 karar sayılı bozma ilamı üzerine yürütülen yargılama kapsamında; katılan …’in beyanları doğrultusunda … E Tipi Kapalı İnfaz Kurumuna müzekkere yazıldığı, dosya arasına alınan cevabi yazıda; katılan ile sanığın aynı anda kurumda bulunmadıkları, sanık …’ın 25/02/2008 tarihinde kuruma geldiği, …’in ise 3 gün önce 22/02/2008 tarihinde kurumdan ayrıldığı bildirilip, yazı ekinde sunulan “Kaldığı odalar kişi bazlı raporu”nda da, sanığın cezaevine yerleşme tarihinin, 25.02.2008 olarak belirtildiği;
UYAP sisteminde yapılan izlemde ise; sanık …’ın, Lapseki (kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 19.02.2008 gün ve 2008/689 sayılı kararı ile … (kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 22.02.2008 gün ve 2008/14 sayılı kararı ile verilen tutuklama kararlarına istinaden tutuklanarak 22.02.2008 tarihinde … E Tipi Kapalı İnfaz Kurumuna girdiği ve 27.07.2008 gününe kadar burada tutuklu kaldığının anlaşılması karşısında;
Öncelikle;
1- … E Tipi Kapalı İnfaz Kurumuna ait kayıtlar ile UYAP ortamındaki kayıtlar arasında ortaya çıkan bu aykırılığın neden kaynaklandığı re’sen araştırılıp;
2- (1) numaralı bozma nedeninin ikmalinden sonra; 22.02.2008 tarihinde yukarıda anılan ceza infaz kurumunda görevli bulunan infaz koruma personelinin açık kimlik bilgileri tespit edilip, katılan …’in 22.02.2008 tarihinde sanık … ile karşılaşmanın sözkonusu olup olmadığı ve/veya aralarında bir tartışma yaşanıp yaşanmadığı hususuna ilişkin andlı beyanları alınıp, sonucuna göre tüm delillerin birarada değerlendirilmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu, yerinde yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

6. Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu … 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 01.12.2020 tarihli ve 2019/92Esas, 2020/326 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan, beraatine karar vermiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın Temyiz Sebepleri;
1. Tanık infaz koruma memurlarının hazırlıkta ve mahkemede vermiş olduğu beyanlar arasında çelişkiler olduğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine,
2. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan … mağdur … Anadol’un işlettiği kasap dükkanında çalıştığı ve ayrıca canlı hayvan alım satımı işi ile uğraştığı, suç tarihinde katılanın hayvan satın almak için mağdur …’dan aldığı 12.000,00 TL parayı aldığı, iş yerine it ait 16 (…) (…) plakalı otomobil ile yanında sanık ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilen şüpheli … olduğu halde … il merkezinden … istikametine doğru geldikleri, … girişi civarında aracın arka tarafında oturan şüpheli …’ın elindeki bıçağı katılana göstererek aracı sağa doğru çekerek durmasını istediği, katılanın söylenenleri yaparak aracı yavaşlattığı, araç içindeki sanık ve şüphelinin üzerindeki 12.000,00 TL parayı alacaklarını düşünen katılanın, araç yavaşladığı sırada kendisini araçtan atarak hızla olay yerinden uzaklaştığı, şüpheli …’ın aracın şoför koltuğuna geçerek sanık ile birlikte araçla olay yerinden uzaklaştıkları bu şekilde sanığın nitelikli yağma suçunu işlediği iddiası ile hakkında kamu davası açılmıştır.

2. … il merkezinde polis tarafından yapılan kontrollerde suça konu 16 (…) (…) plakalı araç, üzerinde 34 (…) (…) nolu plaka takılı vaziyette, A.Y. isimli şahsın kullanımında yakalandığına dair 23.08.2008 tarihli yakalama üst yoklama teslim tesellüm tutanağı dosya içerisinde mevcuttur.

3. Suça konu aracı haricen satın alan A.Y. aracı açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediği … … isimli şahıstan satın aldığını beyan ettiği görülmüştür.

4. A.Y.’ın tanık sıfatıyla talimatla … 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 05.03.2012 tarihinde alınan beyanı sırasında sanığın fotoğraflarının gösterildiği, tanığın fotoğraftaki kişiyi tanımadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.

5.Katılan 17.02.2019 tarihli duruşmada; ”biz 2008 yılında Ceza İnfaz Kurumunda sanık …la karşı karşıya geldik, bu olaydan dolayı kendisi ile tartıştık,bana hakaret etti,kendisi ile kavga ettik, İnfaz Koruma memurları bizi ayırdılar, bu olayla ilgili infaz koruma memurları herhangi bir tutanak düzenlemediler, olay tarihinde sanık … yanında bir kişi daha olduğu halde beni bir hayvana bakacağımız gerekçesi ile … girişine götürdüler, … girişinde beni yağmalayacaklarından şüphelendiğim için aracı yavaşlattım, bu sırada arkada oturan diğer kişi bıçağı çıkartıp sağ koluma soktu, ben bunun üzerine kendimi araçtan atarak olay yerinden kaçtım onlarda benim aracımla birlikte kaçtılar, olaydan sonra … ilinde sahte bir plaka ile bulundubiz 2008 yılında Ceza İnfaz Kurumunda sanık …la karşı karşıya geldik, bu olaydan dolayı kendisi ile tartıştık,bana hakaret etti,kendisi ile kavga ettik, İnfaz Koruma memurları bizi ayırdılar, bu olayla ilgili infaz koruma memurları herhangi bir tutanak düzenlemediler, olay tarihinde sanık … yanında bir kişi daha olduğu halde beni bir hayvana bakacağımız gerekçesi ile … girişine götürdüler, … girişinde beni yağmalayacaklarından şüphelendiğim için aracı yavaşlattım, bu sırada arkada oturan diğer kişi bıçağı çıkartıp sağ koluma soktu, ben bunun üzerine kendimi araçtan atarak olay yerinden kaçtım onlarda benim aracımla birlikte kaçtılar, olaydan sonra … ilinde sahte bir plaka ile bulundu” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.

6. … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ile yapılan yazışmalar sonucu sanığın 22.02.2008 tarihinde kuruma giriş yaptığı belirlenmiştir.

7. Mağdur …’nun SEGBİS sistemi aracılığı ile duruşmada gördüğü sanığı teşhis edemediği anlaşılmıştır.

8. Kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenen Ceza İnfaz Kurumu memurları; katılan ile sanık arasında herhangi bir tartışma yaşandığına dair bir olaya tanık olmadıklarını beyan etmişlerdir.

9. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında yüklenen suçu kabul etmemiştir.

10. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (5) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A.Tanık İnfaz Koruma Memurlarının Hazırlıkta ve Mahkemede Vermiş Olduğu Beyanlar Arasında Çelişkiler Olduğuna, Sanığın Cezalandırılması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Suça konu olay ile ilgili tanık infaz koruma memurları soruşturma aşamasında dinlenmemiştir. İlk kez yargılama aşamasında beyanda bulunan infaz koruma memurları katılan ile sanık arasında her hangi bir tartışma yaşandığına tanık olmadıklarını belirtmişlerdir. Dosya kapsamı incelendiğinde katılanın iddiasını destekleyecek doktor raporu görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.”

Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2 nci maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11 inci maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Vesaire Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/92 Esas, 2020/326 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan …’in temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

01.03.2023 tarihinde karar verildi.