Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2009/819 E. 2009/6405 K. 15.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/819
KARAR NO : 2009/6405
KARAR TARİHİ : 15.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde vakfın dağıldığının tespiti ve kapatılması istenilmiştir. Mahkemece dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava dilekçesinde, davalı vakfın 5072 sayılı Kanunun 3. maddesinin 3. bendine göre kapatılması ve mallarının Vakıflar Genel Müdürlüğüne intikalinin sağlanması istenilmiştir. Yargılama sonunda dava konusuz kaldığından talep hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de yapılan inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-5072 Sayılı Yasa Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum Ve Kuruluşlar İle İlişkilerine Dair olup, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerini düzenlemiştir. Mahkemece bu yasa gereği yapılacak düzenlemeler sonucunda hangi nedenle vakfın çalışamaz ve amaçlarını yerine getiremez hale geleceğinin araştırılıp açıklanmamış olması,
2-Davada 5072 sayılı Kanunun 3. maddesinin 3. bendinin davalı vakıf tarafından ihlal edildiği de ileri sürüldüğü halde bu hususta herhangi bir araştırma yapılıp karar verilmemiş olması,
3-4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 101.maddesinde, vakfın gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğu olduğu belirtilmiş, 116.maddesinde de amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde vakfın kendiliğinden sonra ereceği ve mahkeme kararıyla sicilden silineceği hükme bağlanmıştır. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamalarında, vakfın mal varlığının amacın gerçekleşmesini olanaksız kılacak şekilde azalmış olması, vakfın dağılmış sayılması için yeterli neden kabul edilmekte ise de, bu yetersizliğin araştırılıp belgeleriyle kanıtlanmış olması aranmaktadır. Bu bakımdan Yargıtay’ın denetimini de olanak sağlayacak şekilde vakfa ait kuruluşundan itibaren faaliyet raporları, bilançolar ve ilgili diğer belgeler getirtilip gerektiğinde uzman bir bilirkişiye incelettirilerek rapor alınıp, vakfın senedinde belirlenen amaçları da gözetilerek, tüm mal ve hakları ile acz içinde olup olmadığı saptanmalı, vakfın acz içinde olduğu belirlendiğinde tasfiyeden arta kalan mal ve hakların intikalini düzenleyen Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 33. ve vakıf senedinin 24.maddeleri de dikkate alınarak, hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davalı vakıf mütevelli heyetininin dağılmaya, malların tasfiyesine ilişkin olarak aldığı karar yeterli görülerek davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile talep hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
4-Kabule göre de; Türk Medeni Kanununun 116. ve Türk Medeni Kanununa Göre Kurulu Vakıflar Hakkında Tüzüğün 30 ve 31.maddelerinde vakfın sona ermesi (dağılması) ve dağıtılması hükme bağlanmış olup bunların dışında vakfın feshi diye bir düzenleme bulunmamaktadır. Uygulamada duraksama ve karışıklığa neden olmaması ve kavram birliğinin sağlanması bakımından kararlarda Yasa ve Tüzükteki kavramların kullanılması gerekirken davanın vakfın feshi olarak nitelendirilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.