YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11588
KARAR NO : 2022/9336
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında; … ili ………., ilçesi … Köyü, 110 ada 1 parsel, 49.796,55 m2 yüzölçümlü olarak orman vasfıyla Hazine adına tespit görmüş ve itirazsız kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir.
Davacı vekili; Akpınar mevkiinde bulunan 110 ada 34 parsel numaralı taşınmazın malikinin müvekkili olduğunu, bu parselin kadastro çalışmaları sırasında eksik tespit edildiğini, anılan gayrimenkulün bir kısmının komşu 110 ada 1 orman parseli içerisinde bırakıldığını belirterek, müvekkilinin zilyet ve maliki olduğu 110 ada 1 parsel içerisinde bırakılan kısmın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile; 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri … tarafından düzenlenen 25.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokilerinde “A” harfi ile isimlendirilmiş ve kırmızı ile boyanmış kısmının ifraz edilerek aynı ada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek kaydı ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Orman İdaresi ve Hazine vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava; tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca yapılmıştır.
Mahkemece; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımları vasıtası ile davacının zilyetliğe dayalı olarak kazanım koşullarını gerçekleştirmiş olduğu, orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; yerin orman vasfında olmadığının belirtildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. Şöyle ki; Mahkemece yapılan orman araştırmasının usulüne uygun olmadığı, alınan orman bilirkişi raporunda en eski tarihli hava fotoğrafları incelenerek dava konusu taşınmazın durumunun saptanmadığı, yine kadastro tespitinden 15-20-25 yıl öncesi hava fotoğrafları getirtilerek taşınmazın kulllanım durumunun saptanmadığı, sadece mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarıyla yetinildiği, yine tapusunun iptali istenen kısma komşu tüm parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilmediği anlaşılmaktadır. Bu şekilde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, Mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; yine Mahkemece kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi hava fotoğrafları getirtilip, stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; Mahkemece 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kısmının tapusunun iptaline karar verilmeden 110 ada 1 parselden ifraz edilerek aynı ada son parsel numarasından sonra gelen parsel numarası verilmek kaydı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar Orman İdaresi ve Hazine vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.