Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2022/17171 E. 2023/2905 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/17171
KARAR NO : 2023/2905
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Yerel Mahkemece sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Yerel Mahkemece sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar Müdafiinin ve Sanık … Vasisinin Temyizi Yönünden
Tanık anlatımlarının çelişkili olmasına rağmen sanıklara hürriyeti bağlayıcı ceza verildiği, sanıkların doğrudan katılana yönelik eylemlerinin bulunmadığı, katılanın mütecaviz bir tutumla sanıklara yönelik eylemlerinin olduğu, sanıklara, maruzatlarını anlatma fırsatı vermeden başka polislerle birlikte kelepçe takılması göz önüne alındığında alındığında sanıklara hürriyeti bağlayıcı ceza vermenin hak ve nesafete aykırı olduğu, savunma tanığının sanıkların içinde bulunuğu zaruret halini mahkemeye bildirmesine karşın sanıklar hakkında hürriyeti bağlayıcı ceza uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, olayın oluşumuna müsamahasız bir tutum sergileyen katılanın sebep olduğunun tanık beyanlarıyla sabit olduğu, sanıklar lehine kanun hükümlerinin uygulanmaması, önceki adli sicil kaydının bu hususta gerekçe gösterilmesinin objektif değerlendirme yapılmadığını gösterdiği, sanıkların araç anahtarının alınması suretiyle sanıkların tahrik edildiği, ve re’sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde sanıkların bir akrabalarının ameliyata girecek olması nedeni ile trafikte yol aldıkları, aracı sanıklardan …’nun kullandığı, katılanın da görevli trafik polisi olarak denetim görevini ifa ettiği, katılanın, sanıkların içerisinde bulunduğu aracın emniyet şeridinde seyrettiğini görmesi üzerine aracı durdurmak istediği, aracın durmaması üzerine motosikleti ile aracı takip ederek durdurduğu, sanık …’nun acele işleri olduğunu söyleyerek plakaya cezayı yazmasını istediği, katılanın ehliyet ve araca ilişkin evrakları istediği, bu sırada yan koltukta oturan sanık …’nun da cezayı plakaya yazmalarını söylediği, katılanın yeniden evrakları istemesi üzerine sanık …’nun araçtan inerek katılanın üzerine yürüdüğü, vurmak için elini kaldırdığı sırada diğer sanık …’nun da araçtan inerek katılana saldırdığı ve vurmaya başladığı, bu şekilde her iki sanığın katılana vurdukları çevreden gelen vatandaşların ayırmak için çaba gösterdiği, ancak sanıkların tekrar katılana vurmaya çalıştıkları, tanık …’nin sanık …’nu tuttuğu sırada diğer sanık …’nun tekrar katılana saldırarak vurduğu, katılanın yere düştüğü, olayı ayırmaya çalışan tanıkların dahi giysilerinin yırtıldığı, takviye gelen polis ekipleri tarafından sanıkların kontrol altına alındığı, en son olay yerine toma denilen polis aracının geldiği, olayın başından sonuna kadar devam eden süreçte katılanın sanıklara yönelik şiddet ya da hakaret içerikli bir davranışının bulunmadığı, sanıkların trafik cezası yazmak isteyen katılana saldırarak görevini yapmasına engel olmak için direndikleri böylece üzerlerine atılı suçu işlemiş oldukları Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Müdafiinin ve Sanık … Vasisinin Temyizi Yönünden
Dosya kapsamında dinlenen, olay esnasında trafikte seyir halinde bulunan tarafsız görgü tanıklarının ve olaya müdahale eden polis memuru olan tanıkların sanıkların katılana yönelik görevi yaptırmamak için direnme eylemlerini doğruladıkları gibi bu tanık beyanları arasında herhangi bir çelişkinin de bulunmadığı, katılandan kaynaklanan sanıklara yönelik bir haksız eylemin gerek tanık beyanları gerekse de olay tutanağında yer almaması nedeniyle haksız tahrik hükümlerine yer verilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, sanıkların zaruret hali içerisinde olduğuna ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, sanıklar hakkında lehe hükümler uygulanmaması ve cezanın bireyselleştirilmesinde Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklar müdafii ve sanık … vasisinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, sanıkların, birden fazla kişiyle birlikte görevi yaptırmamak için direnme eylemini gerçekleştirmelerine karşın 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılmamıştır. Ancak sanıklar hakkında hükmolunan hapis cezalarının kanuni sonucu olarak, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetli bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanıklar müdafii ve sanık … vasisinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gözetilerek anılan maddenin 1. fıkrasının uygulanmasına.” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02. 2023 tarihinde karar verildi.