YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5413
KARAR NO : 2007/5396
KARAR TARİHİ : 27.12.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 4 ve 143 ada 6 parsel sayılı 969,108 ve 2926,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar …; 107 ada 5 ve 143 ada 22 parsel sayılı 994,49 ve 3980,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar …; 107 ada 7 ve 143 ada 19 parsel sayılı 1044,18 ve 8887,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar …; 143 ada 20 parsel sayılı 717.80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1/2 hisselerle … ve …; 143 ada 21 parsel sayılı 1561,95 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz …e …; 143 ada 24 parsel sayılı 10403,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz … adına tespit edilmiş, 143 ada 19, 20, 21, 22 ve 24 parsel sayılı taşınmazların beyanlar hanelerine … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin acele kamulaştırma kararları gereğince Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından elkonulduğu şeklinde şerh verilmiştir. Yasal süresi içinde davacılar … ve … vekili, 107 ada 4, 5 ve 7 ile 143 ada 6, 19, 20, 21, 22 ve 24 parsel sayılı taşınmazların kök muris … mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu taşınmazların kadastro tespitleri gibi ayrı ayrı tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; kök muris … terekesinin usulen taksim edildiği, uzun süreli ayrı ayrı kullanımın karine oluşturduğu ve yapılan tespitlerin doğru olduğu gerekçeleriyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; çekişmeli taşınmazların kök muris …’dan intikal edip etmediği, kök muris …’dan intikal etmişse terekesinin usulen taksim edilip edilmediği, taksim edilmişse kimin payına düştüğü ile varsa taksimden sonra taraflar arasında yer değişimi veya alım-satım gibi bir akdi ilişkiye konu olup olmadığı hususlarındadır. … mirasçısı olan … ve … 26.5.2007 tarihli keşif beyanlarında, 143 adada yeralan çekişmeli taşınmazların amcaları …’a nişanlısından kaldığını bildirmişlerdir. Dosya içinde bulunan 22.11.2006 tarihli … Sulh Hukuk Mahkemesince verilmiş veraset ilamından, kök muris …’un 1937-1938 yıllarında öldüğü, öldüğünde mirasçı olarak eşi … ile müşterek çocukları …, … ve …’yi bıraktığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazlar tespitte yazıldıkları gibi uzun süredir kullanılmaktadır; tarafların birbirlerine karşı niza oluşturabilecek bir müdahaleleri olmamıştır. …’nın keşif beyanına göre de … ve … yerlerini 1932 yılında ayırmışlar, …’a nişanlısından kalan yerler de dahil olmak üzere tüm yerleri taksime tabi tutmuşlar; taksimde … bir tarafta, … ile anneleri … ve kardeşleri … bir tarafta yer almıştır. Yine önceleri birlikte oturan … ve …, 1930’lu yıllarda önce oturdukları evi bölmüşler, sonra oturdukları evleri ayırmışlar; …, bir kısım yerlerini de satarak …’nü terkedip göç etmiş ve bir süre sonra duramayarak geri dönmüştür. Ayrıca, dava konusu bazı taşınmazlara uyduğu bildirilen tapu kayıtları, taksimin olduğu bildirilen tarihten sonra, 1952, 1962 ve 1963 yıllarında tedavül görmüştür. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahallinde yeniden keşif yapılarak, keşfe katılacak yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin kök muris …’a ait olup olmadığı, kök muris …’a ait ise terekesinin usulen taksim edilip edilmediği, varsa taksimin hangi tarihte kimler arasında yapıldığı, taksim tarihinde sağ olan tüm … mirasçılarının taksime katılıp katılmadığı, paylarına hangi taşınmazların düştüğü, paylarına düşen taşınmazların akibetlerinin ne olduğu, 143 adada nişanlısından …’a kalan taşınmazların hangi taşınmazlar olduğu, …’nın keşif beyanında geçtiği gibi bu taşınmazların da taksime konu edilip edilmediği, edilmişse neden edildiği, …’un nişanlısı ile … arasında herhangi bir akdi veya irsi ilişki olup olmadığı, …’un göç ederken kardeşi …’a yer satıp satmadığı, satmış ise bu taşınmazların hangi taşınmazlar olduğu; taksimde … ve oğul … hisselerine düşen taşınmazların ölümlerinden sonra … ve … arasında ayrıca taksim edilip edilmediği; …’nın keşif beyanında geçtiği bu kişiler taksimde … ile birlikte bir tarafta yer almışlarsa, ölümlerinden sonra terekelerinden … veya mirasçılarına pay verilip verilmediği; … ve oğul … ile … arasında ikinci bir taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kendilerine hangi taşınmazların düştüğü; mahalli bilirkişi ve tanıklarca bildirilen … mirasçılarının süregelen hak iddialarının nereden kaynaklandığı gibi hususlar ayrı ayrı sorulup saptanmalı; bazı taşınmazlara uyduğu bildirilen tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle getirtilip usulen mahalline uygulanmalı, taksimden sonra neden tedavül gördükleri üzerinde durulmalı; bilirkişi ve tanık beyanları arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli; uzman bilirkişiden keşfi ve uygulamaları izlemeye olanak verir rapor alınmalıdır. Bundan sonra; … ve oğul …’un hisselerine düşen yerlerinin akibetleri ile …’a nişanlısından düşen davaya konu yer olup olmadığı hususları netleştirilmek ve toplanan ve toplanacak tüm deliller gözetilmek suretiyle bir hüküm kurulmalıdır. Davacılar … ve … vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 27.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.