Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5474 E. 2022/9510 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5474
KARAR NO : 2022/9510
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.02.2021 tarih ve 2019/183 E. – 2021/192 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen 18.06.2021 tarih ve 2021/908 E. – 2021/1076 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya muhtelif tarihli faturalarla USD üzerinden sac sattığını, faturanın düzenlendiği tarih ile ödendiğini tarih arasında oluşan kur farkının davalıya mutabakat mektubuyla bildirildiğini, davalının mutabakat mektubunu şirket kaşesi altına attığı imza ile kabul etmesine rağmen sonraki süreçte kötü niyetli bir şekilde kur farkını ödemeye yanaşmadığını ileri sürerek,191.880,51 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşmeyle kur farkı talep edilemeyeceğinin açıkça düzenlendiğini, mutabakat mektubu altındaki imzanın müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, müvekkilinin kur farkı faturasını sehven ticari defterlerine kaydettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kur farkına ilişkin fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı olsa da davalının bu faturanın defterlere sehven işlendiğini savunduğu ve savunmasını ispat için taraflar arasındaki sözleşmeye dayandığı, sözleşmede; “dolar satışlarımızda kur farkı faturası tarafımızdan kesilmez ve sizden istenmez” şeklinde kayıt bulunduğu, davalının anılan sözleşme hükmüyle savunmasını ispat ettiği, bu nedenle kur farkı faturasının alacağın tespitinde dikkate alınmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 12.825,52 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak mahkemece arabuluculuğa ilişkin giderlere davadaki haklılık durumuna göre yargılama gideri olarak hükmedilmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, muhtelif tarihli faturalardan kaynaklı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davaya dayanak yapılan faturalardan birisi de kur farkına ilişkin olup, davalı yanın, sözü edilen kur farkı faturasını ticari defterlerine kaydettiği ihtilafsızdır. Davalı yan, bu faturanın sehven kaydedildiğini savunmuş, iddiasını ispat için taraflar arasındaki sözleşmeye dayanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, gerçekten de “Dolar satışlarımızda kur farkı faturası tarafımızdan kesilmez ve sizden de istenmez” şeklinde bir hüküm ihtiva ettiği görülmektedir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davalının anılan sözleşme hükmüyle zikredilen savunmasını ispat ettiği, bu hüküm karşısında faturanın deftere kaydedilmiş olmasının bir anlam ifade etmeyeceği gerekçesiyle davacının kur farkı faturasına dayalı olarak alacak talebinde bulunamayacağı sonucuna ulaşılmış ise de davalının kur farkı faturasını ticari defterlerine kaydetmiş olması sebebiyle anılan sözleşme hükmünün taraflarca fiili tatbikatta değiştirildiğinin kabulü gerekir. Keza bu kayıt karşısında, davacının çekle yapılan bir takım ödemeleri kabul etmesi de kur farkı talep etmekten vazgeçtiği şeklinde yorumlanamaz. Basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davalının faturayı sehven kaydettiğine ilişkin savunması, faturanın ticari defterlere kaydedilmesinin doğurduğu sonucu ortadan kaldıracak nitelikte olmayıp, bu savunmaya itibar edilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının kur farkı faturasına dayalı olarak talepte bulunabileceği gözetilerek, dava tarihi itibariyle oluşan alacağın belirlenmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.