YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5319
KARAR NO : 2022/9178
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10.07.2019 tarih ve 2018/257 E- 2019/271 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 20.05.2021 tarih ve 2019/1514 E- 2021/705 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:Davacı vekili, davacının bankacılık sektörünün önde gelen isimlerinden olduğunu, “Bankkart” ibaresinin 1980 li yıllardan itibaren davacının kullanımında olduğunu ve bu ibareye kullanım ile ayırt edicilik kazandırıldığını, davalının ise 2016/91143 başvuru numaralı “FEVKABANKKART” ibareli markanın adına tescili için başvuruda bulunduğunu ve markanın yayınına yapılan itirazın MDB tarafından ve bu karara yapılan itirazın da YİDK tarafından reddine karar verildiğini, ancak markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, kurum kararlarının yerinde olmadığını belirterek 03.05.2018 tarihli ve 2018-M-3433 sayılı YİDK kararının iptaline, markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPMK vekili, “Bankkart” ibaresinin zayıf marka olduğu ve davalının bu ibarenin başına “Fevka” ibaresini getirmesiyle ayırt edicilik koşulunun sağlandığını, bütün olarak yaklaşıldığında markaların benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, markaların bütünsel yaklaşıldığında ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, davalının başvuru markası ile davacının tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak hedef (ortalama) tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mal ve hizmetler yönünden ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacıya ait tescilli markasından farklı bir marka olduğunu
algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi nazarında yargılama konusu mal ve hizmetler yönünden davacının tescilli markalı ürünü/hizmeti satın almak isterken davalının başvuru konusu markalı ürünü/hizmeti satın almak/yararlanmak biçiminde bir yanılgıya düşmeyeceği, başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimince başvuru konusu işaretin davacı markasını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının da mümkün olmadığı, taraf markaları arasında benzerlik olmadığından 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas koşulları oluşmadığı, diğer yönden yukarıdaki kriterler kapsamında davacı markası ile davalı markası farklı değil aynı sınıfta olduklarından 556 sayılı KHK 8/4 maddesindeki koşullar da oluşmadığı, diğer yönden başvurunun kötü niyetli yapıldığı da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvuru markası ile davacının tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.