YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/2940
KARAR NO : 2006/9051
KARAR TARİHİ : 12.12.2006
T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı vekili ve davacıtarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hüküme uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle,davalının dayandığı tapu kayıtlarının harita ve krokilerininolup olmadığının sorulması önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ile tüm tesbit bilirkişileri olduğu halde yerinde yeniden kesif yapılarak taraf tapularının üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ile yerine uygulanması, bilinmeyen sınırlar yönünden tanık dinlenmesi , varsa tapuların harita ve krokileri yerine uygulanması, kayıtların kapsamının tayin edilmesi, satışta bulunan … … ‘ın hayatta ise tanık olarak dinlenmesi, her iki tapunun taşınmaza uygunluğunu saptanması halinde eski tarihli ve doğru temele dayanan tapu kaydına üstünlük tanınması, taşınmazda kim yada kimlerin, hangi tarihten beri zilyet oldukları zilyetliklerinin süresi ve kullanılış biçiminin belirlenmesi, doğudaki yolun , kadim yol olup olmadığının araştırılması, karara çıkan Özvatan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/24 esas ve, 1999/6 esas sayılı dava dosyalarındaki delillerin değerlendirilmesi , komşu parsel tutanakları ile dayanak kayıtların davalı parseli ne şekilde sınır okuduklarına bakılması, keşif sonrasında teknik fen bilirkişisine geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmesi, ondan sonra deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra davanın kabulüne , fen bilirkişi raporunda A harfi ile işaretli 108 metrekare yerin tapu kaydının iptaline aynı ada
altında yeni bir parsel numarası ile davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından ve davacı tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden ayrı,ayrı temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, davacının 229’ar metrekarelik iki ayrı tapusunun bulunmasına rağmen adına tesbit edilen 2 nolu parselin 312.85 metrekare olarak, buna karşın davalının da aynı yüzölçümlü tapu kaydına dayanmasına karşın 5 nolu parselin 398.60 metrekare yüzölçümü ile adına tesbit edildiğini bu durumda davacı adına tapuların toplam miktarından daha az bir yerin tesbit edilmiş olduğu gerekçesiyle yazılı olduğu üzere davanın kabulüne ve davaya konu 5 nolu parselin 108 metrekarelik bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında 5 nolu parsel irsen intikale ve zilyetliğe dayalı olarak davalı …, bitişik 2 nolu parselde yine irsen intikale ve bağışa ve zilyetliğe dayalı olarak davacı adına tesbit edilmiştir. Davacının daha önce Özvatan sulh hukuk Mahkemesinde davalı aleyhine 247 ada 5 nolu parsele yönelik olarak Ocak 1935 tarih 513 nolu sicilden gelen 27.5.1993 tarih 5 sayılı tapu kaydına dayanarak açmış olduğu davanın, tapu kaydının taşınmaza uymadığı ve zilyetliğinde davalıda olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğine göre davacının 27.5.1993 tarih 5 sıra nolu tapu kaydına bu davada dayanma olanağı kalmamıştır. Hal böyle olunca üzerinde durulacak husus davacının Ocak 1935 tarih 274 nolu sicilden gelen 28.9.1993 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydı ile davalının dayanmış olduğu Aralık 1934 tarih 276 nolu sicilden gelen 14.8.1985 tarih 2 nolu tapu kaydının yerine uygulanarak taşınmazın hangi tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığının tesbiditidir. Hükmüne uyulan bozma ilamında taraf tapularının taşınmazlar ve öncesini bilen yaşlı üç kişiden müteşekkil yerel bilirkişi kurulu aracılığıyla uygulanması ve bu arada her iki tarafa kayıtlara göre satış da bulunduğu bildirilen … Andırman’ın tanık sıfatıyla dinlenmesi vede zilyetlik konusuna değinilmiştir. Bozma ilamına uyulmakla lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak, mahkemeye de bozma gereklerini tam anlamıyla yerine getirme yükümlülüğü doğar. Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde taraf tapu
kayıtlarının yerel bilirkişiler aracığıyla uygulanması yoluna gidilmemiştir. Tanık olarak dinlenen Selahattin Başboğanın uygulama ile ilgili beyanları da tamamen soyut içerikli ve gerekçeye dayanmamaktadır. Ayrıca davalı tarafın tapusunun aidiyeti ile ilgili bir açıklaması da yoktur. Fen bilirkişilerinin tapu kayıtlarının uygulama görev ve yetkisi bulunmadığı gibi uygulama ile ilgili yeterli bilgiye sahip oldukları da söylenemez. Taşınmaza uymadığı hükme sabit olan davacının dayandığı kayıtlardan 27.5.1993 tarih 5 sıra nolu tapu kaydının yüzölçümünün eldeki davada hükme esas alınmış olması yukarıda da belirtildiği üzere hukuki dayanaktan yoksundur.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, bozma ilamında yazılı olduğu vechile taraflardan taşınmazı ve yöreyi iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, daha sonra taraflarca gösterilecek tanıklarla önceki keşifler sırasında dinlenen tanıklar ve tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, davacının dayandığı 28.9.1993 tarih 5 ve davalının dayandığı 14.8.1985 tarih 2 sıra nolu tapu kayıtları ve geldileri olan kayıtlar taşınmazı iyi bilen yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi uygulanarak aidiyet ve kapsamları kesin olarak saptanmalı, davacı tapusunun sınırlarında geçen …, … Vasil ve Sahibi senet, davalı tapusunun doğu sınırlarında okunan …, güney sınırında okunan … harmanı kuzey sınırında okunan sahibi ve batı sınırında okunan kayalığın nereleri olduğu bilirkişilere arazi üzerinde teker teker göstertilip fen bilirkişisine düzenlenecek krokiye yerleri işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgilerine başvurulmalı, davacı tapusunun 247 ada 2 nolu parsele, davalı tapunun aynı ada 5 nolu parsele uygunluğunun saptanması durumunda bu kez uyuşmazlığın ortak sınıra taalluk ettiği düşünülerek bilirkişi ve tanıklardan tapuların tesis tarihlerinde her iki taşınmazı ayıran ortak sınırın nereden geçtiği sorulmalı, bilirkişi ve tanıkların sözleriyle ortak sınırın nereden geçtiğinin belirlenememesi durumunda tapu kayıtlarının diğer sınırlarıda gereği gibi saptandıktan sonra taraf tapularındaki miktarlar göz önünde tutularak taşınmazların yüzölçümleri arasında orantı kurularak taraflar arasında paylaştırılmak suretiyle tapuların kapsamlarının belirlenmesi yoluna gidilmeli, taraf tapularının taşınmazlara
uymaması başka bir anlatımla davacı tapusunun 2 nolu davacı tapusunun 5 nolu parsele uymadıklarının belirlenmesi halinde davacının 5 nolu parsel içerisinde davaya konu ettiği bölüm üzerinde davacının mı yoksa davalı tarafın mı zilyet ettiği, zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi yine bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, gerektiğinde yukarıdaki hususlarla ilgili olarak komşu parsellerin malik yada zilyetlerinin tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, hayatta bulunması halinde … tanık sıfatıyla mahallinde dinlenilerek davacı ve davalıya hangi sınırlarla ve ne miktarla sattığı yerlerin göstermesi de istenilmeli, sulh hukuk mahkemesinin 1999/6-2001/16 esas ve karar sayılı dava dosyası da değerlendirmelerde dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden yapılan keşif ve uygulamaları ve belirlendiğinde ortak sınırı vede tapu kayıtlarında yazılı sınır yerlerini yansıtır biçimde geniş kapsamlı raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delilleri birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması da doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; davanın kabulüne karar verilmesine karşın kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına vekalet ücreti takdiri yoluna gidilmemiş olması da doğru değildir.
Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 12.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.