Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/10348 E. 2023/376 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10348
KARAR NO : 2023/376
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralamaya teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli ve 2015/893 Esas, 2016/602 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli ve 2015/893 Esas, 2016/602 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.02.2021 tarihli ve 2021/1390 Esas, 2021/1663 Karar sayılı kararıyla;
1) Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının“dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251.

maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,”

Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2021/221 Esas, 2021/442 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri
1. Kesin, inandırıcı, somut bir delil bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine,
2. Sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanması gerektiğine,
3. Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme veya seçenek yaptırımlara ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğine,
4. Eksik inceleme ile karar verildiğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın ve şikâyetçinin Bingöl Açık Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulundukları, olay günü sanık … ve inceleme dışı diğer sanıkların şikâyetçiden sandalye istemesi ve şikâyetçinin de vermemesi üzerine aralarında tartışma yaşandığı, şikâyetçinin infaz koruma memuru olan tanık…’ın yanına giderek sanıklardan kendisine hakaret ettikleri için şikâyetçi olduğu ve tanıkla birlikte olay yerine gittiği sırada sanığın diğer sanıklarla birlikte şikâyetçiye saldırmak istediği sırada tanık …tarafından engellendiği ve bu nedenle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmıştır.

Sanığın bir daha suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması ve daha önce kasıtlı bir suç işlemiş olması, sanığın suçlu kişiliği ve yargılama sürecinde pişmanlık duymadığının gözlemlenmesi, ayrıca hapis cezası uygulanmış olması nedenleri ile koşulları oluşmadığından sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırımlara çevirme hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmiştir.

2. Sanık üzerine atılı suçlamayı inkar etmiştir.

3. Tanık …,.’ nın beyanları ve infaz koruma memurları tarafından düzenlenen 06.09.2015 tarihli tutanak dava dosyasında mevcuttur.

4. Sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasında bulunmaktadır.

5. Olayın özellikleri nedeniyle, ayrıca sanığın sabıkalı geçmişi ve pişmanlık sergilemediği gerekçesiyle sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarıca indirim yapılmadığı belirlenmiştir.

6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Sübuta ve Eksik İncelemeye Yönelen Temyiz Sebepleri
Şikâyetçinin ve tanık …..,’nın birbiri ile uyumlu beyanları, 06.09.2015 tarihli tutanak karşısında, sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Takdiri İndirime Yönelen Temyiz Sebepleri
Mahkemece sanık hakkında kurulan hükümde, “.. sanığın sabıkalı geçmişi ve pişmanlık sergilemediği…” şeklindeki gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdirî indirim nedeni uygulannmamasına karar verildiği, Mahkemenin takdir yetkisinin cezanın bireysel caydırıcılığı fonksiyonu dikkate alınarak yerinde, yeterli ve kanunî bir gerekçeye dayandığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Lehe Hükümlere Yönelen Temyiz Sebepleri
1. Mahkemece “… bir daha suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması ve daha önce kasıtlı bir suç işlemiş olması, sanığın suçlu kişiliği ve yargılama sürecinde pişmanlık duymadığının gözlemlenmesi, ayrıca hapis cezası uygulanmış olması…” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçe ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi kapsamında seçenek yaptırımlar ve 51 inci maddesi kapsamında erteleme ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerini uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2021 tarihli ve 2021/221 Esas, 2021/442 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.