Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2020/32897 E. 2023/3831 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/32897
KARAR NO : 2023/3831
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Asliye Ceza Mahkemesinin 12.02.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verildiği, kararın O yer Cumhuriyet savcısının aleyhe temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 28.10.2015 tarihli kararıyla kamu görevlisine hakaret suçunun şik3âyete bağlı bir suç olmaması nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği gerekçesiyle bozulduğu, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada Mahkemenin 09.06.2016 tarihli kararı ile sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakaret suçundan 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanığın denetim süresi içinde işlediği kasıtlı suç nedeniyle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu karar ile de, açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, suçlamayı kabul etmediği, olayda polislerce darp edildiği ve cezasının kaldırılarak hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, “Doktorların itliğini yaptınız, a… k…” biçimindeki sözüyle üç polis memuruna hakaret ettiği iddiasıyla açılan davada Mahkeme önceki karara atıfta bulunarak bir gerekçe de belirtmeden sanığın cezalandırılmasına vermiştir.
IV. GEREKÇE
1.7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesine uyarınca tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği en son adrese MERNİS şerhi olmadan yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlindeyse, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre MERNİS şerhi tebligatın bu adrese yapılması gerekirken, yokluğunda verilen kararın sanığa doğrudan Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmemesi nedeniyle denetim süresinin de işlemeye başlamayacağının anlaşılması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.10.2018 tarihli ve 2017/8-952 esas, 2018/403 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmemesi nedeniyle zamanaşımının durmayacağı, denetim süresi başlamadığı için de, bu süre içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahsedilemeyeceği ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması koşullarının bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın savunmasının alındığı 04.07.2012 tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.