Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/10016 E. 2022/16316 K. 06.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10016
KARAR NO : 2022/16316
KARAR TARİHİ : 06.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki 6183 sayılı Yasa’dan kaynaklanan tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalı borçlu … Eğitim Hizmetleri A.Ş.’nin temsilcisi …’nın amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla 22/10/2011 tarihinde vefat eden babasının mirasını Buldan Sulh Hukuk Mahkemesinin 16/01/2012 tarih 2011/357 Esas 2012/4 karar sayılı ilamı ile reddettiğini, ancak babasının 09/08/2000 tarihinde yaptığı ve Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesince 30/01/2012 tarihinde okunan ve reddi mirasta bulunduğu 8 taşınmazdan ikisinin tamamen ikisinin 1/2 oranında kendisine bırakan vasiyetnameyi kabul ettiğini belirterek mirası reddetdikten sonda vasiyetname ile kendisine intikal eden 458,1755,53 ve 5 parsellere ilişkin mirasın reddi yönündeki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin, davanın 6 aylık hakdürücü sürede açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 01/03/2016 tarih, 2014/11254 Esas 2016/2469 Karar sayılı ilamı ile davalı şirketin dava konusu tasarrufun tarafı olmamasına göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, … Eğitim Hizmetleri A.Ş. Temsilcisi …, …, … ve … aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmediği, … Eğitim Hizmetleri A.Ş.’nin kanuni temsilcisi olan davalı … hakkında 6183 sayılı AATUHK’nun 35 ve 213 sayılı VUK’nun 10. maddesi maddesi gereğince takip yapıldığı, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, adı geçen borçlunun Buldan Sulh Hukuk Mahkemesinin 16/01/2012 tarih 2011/357 Esas 2012/4 Karar sayılı ilamı ile 22/10/2011 tarihinde ölen babası muris …’nın mirasını reddettiği, davacı vekilinin de mirasın reddine ilişkin tasarrufun iptalini talep ettiği, kural olarak mirasın reddi bağışlama sayılmaz. Ancak borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla mirası reddetme işlemi tasarrufun iptali davasına konu olabileceği, mirasın reddine dair işlem ile terekenin açılmasıyla borçlunun aktifine geçecek olan mal para vs. değerler karşılıksız olarak diğer mirasçılara geçeceğinden borçlunun mirasın reddine ilişkin tasarrufu diğer iptal koşullarının oluşması halinde iptale konu olabilecek tasarruflardan olduğu, dolayısıyla davacının talebi mirasın reddine ilişkin tasarrufun iptaline yönelik olduğundan taraf delillerinin toplanması dava konusu tasarrufun 6183 Sayılı AATUHK’nun 24,27,28,29 ve 30. maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın TMK’nun 617 maddesininde düzenlenen mirasın reddinin iptali davası olarak nitelendirilmesinin yeride olmadığı gerekçesi ile bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece, davalı …’in mirası reddetmeseydi kendisine vasiyetten düşecek olan hisse miktarı, bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre 79.168,49 TL olacağı, davalının mirası reddetmesi için dosyaya yansıyan herhangi haklı bir sebebi olmadığı, kendisinin vasiyetnamenin açılmasına ilişkin Denizli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/1490 esas, 2012/80 karar sayılı dosyasında vasiyetnameyi kabul ettiğini, herhangi bir itirazının bulunmadığı, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davanın açılış tarihi 03/11/2011, mirasın reddine ilişkin davanın açılış tarihi ise 10/11/2011 olduğu, her iki dava arasında çok kısa bir zaman dilimi bulunduğu, bir yandan murisin vasiyet yoluyla kendisine bıraktığı terekeyi kabul eden davalının, diğer yandan mirası kayıtsız ve şartsız reddetmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, dahili davalı …’nın, borçlu …’in oğlu ve yasal mirasçısı olduğu, aralarındaki yakın akrabalık ilişkisi sebebiyle borçlunun niyetini bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğundan, bahisle, davalı …. Eğitim Hizmetleri A.Ş. İle davalılar …, … ve … yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalılar … ve … yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı Yasa’nın 24 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
1.Dosyadaki yazılara, bozmaya uygun karar verilmiş bulunmasına ve kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2.AAÜT nin 2.maddesine göre avukatlık ücreti kesin hüküm elde edinceye kadar olan dava,iş ve işlemler ücreti karşlığıdır. Buna göre, mahkemece tarf lehine vekalet ücretinin takdir edilmesi için vekillik ilişkisinin karar tarihinde de mevcut olması gerekir.
Somut olayda, haklarında açılan dava red edilen davalılar …, … ve … vekili Avukat …. karardar önce 05/02/2021 tarihinde, anılan davalıların vekilliğinden çekildiğini belirten dilekçeyi mahkemeye sunmuş, bu davalılar kendilerine yeni bir vekil atamamışlardır.
Bu halde, davalılar …, … ve …’nin karar tarihinde bir vekilleri olmadığından, lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile vekalet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6. bendindeki “Davalılar …, …, … kendilerini ortak bir vekille temsil ettirdiğinden ve ret sebebi ortak olduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalılara eşit oranda paylaştırılarak verilmesine” ibaresinin silinmesine, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06/12/2022 günü oybirliğiyle karar verildi.