YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/8258
KARAR NO : 2008/6233
KARAR TARİHİ : 16.10.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 178 ada 10 ve 190 ada 2 parsel sayılı 2058,75 ve 2687.14 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü … oğlu … ; 190 ada 4 parsel sayılı 47,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/3 hisselerle … oğulları … ve … ile … oğlu … ; 193 ada 2 parsel sayılı 3298,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı … oğlu …, yasal süresi içinde …’ı davalı göstererek taşınmazların adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davacının davasının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, dava konusu taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının dava açarken herhangi bir delil bildirmediği gibi, kendisine yapılan meşruhatlı ilk oturum tebligatına rağmen de yazılı olarak veya ilk oturuma katılmak suretiyle dava sebep ve delillerini bildirmediği kabul edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Dosya içindeki davacıya ilk oturum tarihinin tebliğine ilişkin belgedeki 25.6.2008 tarihli tebliğ memuru tarafından yazılan açıklamadan, tebligatın ne sebeple ve Tebligat Kanunu’nun veya Tüzüğü’nün hangi maddeleri uyarınca yapıldığı anlaşılamadığından tebligat usulsüz ve geçersizdir. Aynı şekilde, dosya içinde bulunan ilk oturum davetiyesinde bulunan ihtar meşruhatı da “ilk duruşma oturumuna… kadar dilekçe ile” bölümünü içermemesi nedeniyle eksik ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesinde öngörülen düzenlemeye uygun olmadığı gibi, mevcut ihtar meşruhatının bazı bölümlerinin de silik olduğu anlaşılmaktadır. Yasanın öngördüğü ifadeleri tam olarak içermeyen ihtarın, usulsüz tebliği sonucu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, husumet yaygınlaştırılıp tüm tespit malikleri veya usulen belirlenecek mirasçılarına gerekli tebligatlar yapılarak taraf teşkili sağlanmadan, tarafların davaya karşı diyecekleri sorulmadan ve gerektiğinde tarafların iddia ve savunmalarına göre ispat yükünün davalı tarafa düşüp düşmeyeceği hususları değerlendirilmeden karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 16.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.