Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5247 E. 2022/9249 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5247
KARAR NO : 2022/9249
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22.05.2019 tarih ve 2017/357 E. – 2019/263 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 22.04.2021 tarih ve 2019/1325 E. – 2021/583 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Yamurcu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli “TAÇ” asıl unsurlu markaların bulunduğunu, bu markaların tanınmış marka olduklarını, davalı Şirketin müvekkili markalarıyla iltibasa yol açacak derecede benzer olan “TAÇ ZİNCİR+şekil” ibaresini 14, 35 ve 40. sınıflarda marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2016/52563 numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen yerinde görüldüğünü ve 35. sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvurunun tümden reddi istemiyle bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğunu, başvurunun tescili halinde tüketici nezdinde seri marka izlenimi oluşacağını, “taç” ibaresinin sicile tanınmış marka olarak kayıtlı olması sebebiyle farklı sınıflarda dahi benzer markaların reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, YİDK’in 2017-M-6485 sayılı kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, 09.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 2016/35871 numaralı “TAÇ” markasına da dayanmıştır.
Davalı Kurum vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 1990 yılından bu yana “taçzincir” ibaresi ile kuyumculuk alanında tanındığını, davacının faaliyet alanının farklı olduğunu, davacının 14. ve 40. sınıf emtiayı içerir faaliyeti ve marka başvurusu olmadığını, müvekkilinin markasındaki vurgunun, markada yer alan işarette olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını, tüketici çevrelerinin bilgilenmiş tüketici olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tescilli ve başvurusu yapılan markalarıyla davalının 2016/52563 sayılı başvurusu karşılaştırıldığında, 14 ve 40. sınıf mal ile hizmetleri bakımından aynı ya da benzer türde oldukları, markaların esaslı unsuru durumundaki “TAÇ” ibaresinin her iki taraf markalarında ortak olarak kullanıldığı, bunun dışındaki unsurların farklılıklar taşıdığı, davacı markası ile davalı başvurusu arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında karıştırılma ya da ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu, ayırt edici niteliği düşük olan “ZİNCİR” ibaresinin markada zayıf unsur olarak kaldığı, “TAÇZİNCİR” ibareli davalı başvurusuyla aynı ya da benzer olan “TAÇ” ibareli davacı markasının, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi anlamında tanınmış marka statüsüne sahip olduğu, bu durumun markalar arasındaki iltibas ihtimalini artırdığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK’in 2017-M-6485 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın tescil edilen tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karar, davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, “TAÇZİNCİR+şekil” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet “TAÇ” asıl unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan “TAÇ” ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda farklı olarak yer verilen unsurların ayırt ediciliği sağlamadıkları, marka başvurusuna itiraz aşamasında dayanılmayan markalara hükümsüzlük davasında dayanılmasının mümkün bulunduğu, buna göre başvuru kapsamında yer alan 14. sınıf mallarla, davacının ıslah dilekçesi ile dayandığı 2016/35871 sayılı markasının kapsamında yer alan mallar ve başvuru kapsamındaki 40. sınıf hizmetlerle, davacının dava dilekçesinde dayandığı 98/001721, 98/005009 ve 2015/25523 sayılı markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik olduğundan davalı Şirket vekilinin istinaf istemlerinin yerinde görülmediği, davalı Kurum vekili yönünden istinaf incelemesinde, Dairemizin birçok kararında da belirtildiği üzere, 556 sayılı KHK’nın 53. maddesi uyarınca açılan YİDK kararının iptali davalarında, karar tarihindeki hukuki duruma ve Kuruma sunulan delillere göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, zira iptali istenen YİDK kararında tartışılmayan hususların, YİDK kararının iptali istemli davalarda tartışılması mümkün olmadığı, davacı tarafın, YİDK kararının iptali istemli davada, davalı Şirketin marka tescil başvurusuna itiraz aşamasında dayanmadığı markalara dayanamacağı, davacının, marka başvurusuna itiraz aşamasında dayandığı markaların kapsamlarında 05, 16, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27. sınıf mallarla 35. ve 37. sınıflarda yer alan hizmetler bulunduğu, mevcut kök ve ek bilirkişi raporlarında da açıklandığı üzere bu markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 14. sınıf mallar ve 40. sınıf hizmetler arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, bu durumda, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, dava konusu başvuru ile davacının marka başvurusuna itiraz aşamasında dayandığı yukarıda sayılan markalar arasında, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, öte yandan her ne kadar davacının itirazına mesnet markaları tekstil sektöründe tanınmış iseler de davacı markalarının asli unsurunu teşkil eden “TAÇ” ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük olması, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasındaki düşük benzerlik derecesi ve davacı markalarının tanınmış oldukları sektörü ile dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkili olmamaları gözetildiğinde, somut olayda 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinde düzenlenen koşulların ortaya çıkması da mümkün görülmediği gerekçesiyle davalı Şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine, davalı Şirket adına tescilli 2016/52563 sayılı “TAÇZİNCİR+şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalı Şirket vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı Şirket vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı … davalı Şirket’ten ayrı ayrı alınmasına, 20.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.