Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/5323 E. 2022/9208 K. 19.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5323
KARAR NO : 2022/9208
KARAR TARİHİ : 19.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30.05.2019 tarih ve 2018/147 E- 2019/278 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 16.04.2021 tarih ve 2019/1319 E- 2021/541 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2016/95890 kod nolu “atlar cepte” ibareli marka başvurusunun, davacının “cep” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davacının “cep” ve “cepte” ibaresine ekli ibare ve şekillerden oluşan 242 adet tescilli markası olduğunu, davacının “cep” seri markalarının yeni bir versiyonu, devamı olduğu izlenimi yarattığını, davacı markalarının gücünü ve etkileme alanını zayıflatacağını, kaynak belirtme fonksiyonunu zayıflatacağını, Ankara 2. FSHHM’nin 2011/109 esas sayılı dosyasında “cepclinic” markasının davacının “cep” ibareli markalarına benzerliğinin tespit edildiğini, YİDK kararının iptal edildiğini, Yargıtay tarafından onandığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 31.01.2018 tarih ve 2018-M-731 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, davalı şirketin, daha önce davacı tarafından yapılan itirazlarının reddedilerek tesciline karar verilen “ ceptepiyango”, “ceptekazanç”, “ceplekazan” ibareli markaları olduğunu, “cep” ve “cepte” sözcüklerinin haberleşme hizmetleri, telefon/elektronik ürünler gibi alanlarda herkes tarafından kullanılabilecek, tanımlayıcı, jenerik haline gelmiş bir unsuru olduğunu, “pocket” (cep) ibaresinin bilgi teknolojilerinde “mobile” (mobil) anlamına geldiğini, davacı adına tescilli “cep “markaları var ise de ayırt edici niteliği zayıf “cep” sözcüğüne getirilecek çeşitli ekler ile yeni ve ayırt edici başka bir marka yaratılmasının mümkün olduğunu, “atlar cepte” markası ile davacı markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu 2016/95890 sayılı “Atlar Cepte” ibareli marka başvurusunun 09, 35, 38, 41 ve 42. sınıflardaki mal ve hizmetler için yapıldığı, CEP ibaresinin “haberleşme hizmetlerinde ” ve cep telefonunda kullanılacak her hangi bir alanda ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, CEP kelimesi, CEP TELEFONU emtiasını doğrudan doğruya tanımlayan, bu yolla sunulan hizmetleri ise yoğun biçimde çağrıştıran bir sözcük olduğu, bu bakımdan da CEP kelimesinin cep telefonuna ilişkin mal ve hizmetler üzerinde kullanımı herkese açık olduğu, somut olayda davacı adına kayıtlı markalar incelendiğinde “cep” ibaresinin yanına getirilen bazı ibareler ile seri markalar yaratıldığı, davacının faaliyet alanı da düşünüldüğünde “cep” ibaresinin buradaki anlamlardan “cep telefonu”na karşılık geldiği, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler açısından tek başına “cep” veya “cepte” ibarelerinin markasal ayırt edicilik niteliğini çok zayıf olduğundan, dava konusu “atlar cepte” markasının görsel, işitsel ve anlamsal açıdan otomatik olarak davacının seri markalarından biri olarak çağrışım yapmayacağı, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 09, 35, 38, 41 ve 42. sınıflarda mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketicilerin “bilinçli tüketici “olduğu, markalar karşılaştırılırken ilgili halk (tüketici) kesiminin dikkat ve özeninin dikkate alınacağı, bu sınıflardaki sektörlerle ilgili tüketicilerin “cep” ibaresini ortak olarak içeren tüm markalar ile sağlanacak hizmetlerin aynı ticari kaynağa veya ticari ekonomik yönden birbiriyle bağlı firmalara ait olduğunu düşünmeyecek kadar makul düzeyde bilgili, gözlemci ve dikkatli olduğu dikkate alındığında “atlar cepte” ibareli marka başvurusu ile “cep” ibareli davacı markalarının karıştırılabilecek ya da ilişkilendirilebilecek derecede benzer olmadıkları, “Metronomlar” malları hariç taraf markaları kapsamındaki mal ve hizmetler aynı olmakla birlikte, dava konusu markanın davacı markaları ile benzer olmadığı düşünüldüğünden, taraf markaları arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dava konusu marka davacının ayırt edici niteliği zayıf “cep” ve “cepte”esas unsurlu markaları ile benzer olarak nitelendirilmediğinden, dava konusu marka tescili ile davacı markalarından haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya davacı markalarınınn ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği kanaatine varılmadığı, dosyaya ibraz edilen belgelerdeki VODAFONE CEP şeklindeki marka kullanımdaki CEP ibaresinin ise “cep telefonu emtiası ile haberleşme hizmetleri”ni belirten tanımlayıcı bir ibare olduğu, kötü niyet iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin başvurusuna konu “ATLAR CEPTE” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet “CEP” ve “CEPTE” esas ibareli markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 19.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.