Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/5032 E. 2023/215 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5032
KARAR NO : 2023/215
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği katılan vekilinin ve sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi katılan vekilinin temyiz isteğinin süresinde olduğu, sanık müdafiinin temyiz isteğinin ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün, 6-386; 30.11.2010 gün, 5-237; 29.05.2007 gün, 114-113; 26.05.2009 gün ve 50-130 sayılı ve benzer kararlarında vurgulandığı üzere; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/3, 232/6. maddeleri gereğince, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterilmesi zorunluluğuna rağmen, sanığın mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz yoluna başvuru süresinin 1 hafta olduğu gözetilmeden, Mahkemece dosyanın esası hakkında karar verildikten sonra, hükmün yasa yolu kısmında temyiz yasa yoluna başvuru süresi 15 gün olarak belirtilerek yasa yolunun yanlış gösterilmesi suretiyle sanığın yanıltıldığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz başvuru süresinin 15 gün olduğu kabul edilerek süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2014/700 Esas, 2015/995 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü maddesinin d bendi, 62 nci maddesince hükmedilen 15 ay hapis cezasının, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 15 ay denetime tabi tutularak ertelenmesine karar verilmiştir.

2…. 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2014/700 Esas, 2015/995 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 23.06.2020 tarihli, 2019/6481 Esas, 2020/3857 Karar sayılı kararı ile sanığın kırmızı ışık ihlali yaparak kazaya sebebiyet verdiği gözetilerek sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.

3…. 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2020/395 Esas, 2021/152 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü maddesinin d bendi, 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesince hükmedilen 18 ay hapis cezasının, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 18 ay denetime tabi tutularak ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

4.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.08.2021 tarihli ve 2021/76993 sayılı sair temyiz istemlerinin reddiyle sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın 20 ay olması gerekirken, hesap hatası sonucu 18 ay olarak eksik ceza tayini yapılmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle bozma görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A)Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1.Sonuç cezanın daha yüksek hükmedilmesi gerektiğine,

2.Erteleme ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna,

3.Müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul hükümlerine uygun olmadığına,

ilişkindir.

B)Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
Yeni bir delil olmaksızın önceki hükümde verilen cezadan daha ağır bir cezaya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

Yerel Mahkemenin Kabulü

1.Mahkemece, olay günü sürücü … idaresindeki otomobili ile gece vakti, meskun mahalde, aydınlatmanın bulunduğu, asfalt kaplama, “T” şeklindeki ışık kontrollü kavşağa geldiğinde, yeşil ışığı takiben geçtiği esnada, aracının sol yan kısımlarına, seyir istikametine göre yolun solundaki yan yoldan kavşağa kırmızı ışıkta giriş yapan sanık … idaresindeki kamyonetin ön kısmıyla çarpması şeklinde meydana geldiği kabul edilen olayda, sanık …’un ise asli kusuruyla, diğer … sürücüsü …’ın yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiğinden bahisle hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.

5271 sayılı Kanun’un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş olan ”Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan;

(1) ”Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir”

Şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, temyizen incelenen kararda mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilip karar verildiği gözetildiğinde mahkemenin uygulama yapmayacağına ilişkin takdirinin olduğu anlaşılmıştır.

2. Sanık aşamalarda kendisine hitaben yeşil ışık yanarken, kavşağa giriş yaptığını beyan etmiştir.

3. Olay anını gösteren CD görüntüleri dosyada mevcuttur.

4. Adli Tıp Kurumu … Adli Tıp Şube Müdürlüğü 13.04.2015 tarihli adli raporunda katılanın yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olduğu bildirilmiştir.

5. Dosyada mevcut olay tarihli kaza tespit tutanağında, … 28. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından aldırılan 20.06.2015 tarihli trafik bilirkişisi tarafından tanzim edilen ve 08.10.2015 tarihli … Adli Tıp Kurumu Başkanlığı … Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığınca sunulan raporlarda sanığa asli kusur atfedilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yerel mahkeme kararında yapılan inceleme neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır.

5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak aynı Kanun’un 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin, 89 uncu maddesi gereğince belirlenen temel cezadan sonra uygulanması yerine, aynı maddenin üçüncü fıkrasından sonra uygulanması, sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.

A)Tebliğname Yönünden
1.Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde temel ceza hesaplanmasında, 5237 sayılı Kanun’un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, aynı maddesinin üçüncü maddesinin d bendi, 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 inci maddesince hükmedilen hapis cezasının 20 ay yerine, 18 ay olarak eksik şekilde ceza tayini yapılması,

2.Bozmanın sonucuna göre talepte olmasa da 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca, cezası ertelenen sanık hakkında belirlenecek denetim süresinin hapis cezası miktarından az olamayacağından denetim süresinin 20 ay yerine, 18 ay olarak eksik belirlenmesi, hukuka aykırı görülmüştür.

B)Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Sonuç Cezanın Daha Yüksek Hükmedilmesi Gerektiği Yönünden
Sanığın asli kusurlu olarak bir kişinin yüzünde sabit iz oluşacak şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alındığında mahkemece hükmedilen ceza tayini yerinde görüldüğünden bu hususta hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

2.Erteleme Ve Takdiri İndirim Hükümlerinin Uygulanmasının Hukuka Aykırı Olduğu Yönünden
Suç tarihinde 18 yaşını doldurmuş olan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi kapsamında erteleme müessesesinin uygulanabilmesi için netice ceza miktarının üst sınırının 2 yıl hapis cezası olduğu ve sanık hakkında netice 18 ay hapis cezasına hükmedildiği, sanığın UYAP sisteminden temin edilen sabıka kaydına göre suç tarihinden evvel kasıtlı suçtan üç aydan fazla hapis cezasına hükmedilmemiş olduğu ve yargılama sırasında hakkında olumsuz kanaat edinilmemiş olduğu gözetildiğinde, sanık hakkında erteleme müessesesinin uygulanmasına kanunî engel teşkil eden bir hususun bulunmadığı ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinde takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına olanak sağlayan sebeplere aykırı bir durumun varlığının dosyadan tespit edilemediği dikkate alındığında, sanık hakkında takdiri indirim müessesesinin uygulanmasına kanunî engel teşkil eden bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır.

3.Müvekkili Lehine Vekalet Ücretine Hükmedilmemesinin Usul Hükümlerine Uygun Olmadığı Yönünden
Katılan …’ın, işbu dosyada aynı zamanda sanık sıfatının bulunduğu ve Yargıtay 12.Ceza Dairesinin, 23.06.2020 tarihli, 2019/6481 Esas, 2020/3857 Karar sayılı kararı ile hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği göz önünde bulundurulduğunda, vekil tarafından sunulan avukatlık hizmetlerinin bölünmesi mümkün olmadığından katılan sanık sıfatına sahip olan …’ın kendisine yönelik taksirle yaralama eylemi nedeniyle vekalet ücretine hak kazanamayacağı anlaşılmakla, sanık …’a verilen mahkumiyet kararında katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

C)Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi Yönünden
… 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.12.2015 tarihli ve 2014/700 Esas, 2015/995 Karar sayılı kararının sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 12.Ceza Dairesinin, 23.06.2020 tarihli, 2019/6481 Esas, 2020/3857 Karar sayılı kararı ile kırmızı ışık ihlali yaparak kazaya sebebiyet veren sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle sanığın aleyhine sonuç doğuracak şekilde kararın bozulmasına karar verildiği, mahkemenin de bu şekilde bozma ilamına uyularak karar verdiği, temyiz edenlerin sıfatı gözetildiğinde hükümde, ceza miktarının artırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

… 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2020/395 Esas, 2021/152 Karar sayılı kararında, (A) nolu bölümde açıklanan ve Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen nedenler dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenle … 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2020/395 Esas, 2021/152 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının dördüncü ve yedinci fıkralarında yer alan ”18 ay” ibaresinin çıkartılarak yerine ”20 ay” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

24.01.2023 tarihinde karar verildi.