Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/7162 E. 2023/680 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7162
KARAR NO : 2023/680
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 28.06.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 06.11.2006 tarihinde gözaltına alınmış, 10.11.2006 tarihinde tutuklanmıştır. Yapılan yargılama sonunda müvekkilin 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesinin ardından müvekkil 04.02.2013 tarihinde hak ederek tahliye edilmiştir. Tarafımızca yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuş ve yeniden yapılan yargılama sonunda müvekkilin atılı suçtan beraatine karar verilmiştir. Müvekkilin haksız yere cezaevinde geçirdiği süre için 500.000,00 TL maddi, 700.000,00 TL manevi tazminatın 06.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

2. Davalı vekili 27.07.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın görevli ve yetkili mahkemede ve süresinde açılmadığından, davacı açısından tazminat istemenin koşulları oluşmadığından davanın reddini talep ederiz. Davacının açılan davaya rızasının olup olmadığı, davacı vekilinin vekaletnamesinde tazminat davası açma yetkisinin bulunup bulunmadığı, aynı konu ve nedene dayalı başka bir dava açılıp açılmadığının araştırılması gerekir. Davacı kendi kusurlu hareketleriyle tedbir uygulanmasına sebebiyet vermiş olduğundan tazminat talep edemez. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir. Davacının faize ve faiz başlangıç tarihine ilişkin talebi haksızdır. Faize hükmedilecek ise faiz başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi olması gerekir. Davacı lehine ancak kanunda belirtilen sınırlar içinde nisbî vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurulmalı ve reddedilen kısım üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmelidir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.

3. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2018 tarihli ve 2018/393 Esas, 2018/645 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 24.04.2019 tarihli ve 2019/92 Esas, 2019/1313 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.10.2021 tarihli ve 2019/110643 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davalı vekilinin temyiz istemi; davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olduğuna ve kendi kusurlu hareketleriyle tedbir uygulanmasına sebebiyet verdiğine, tazminat istemenin şartlarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğuna, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine, hükmedilen tazminata faiz uygulanmasına ve faiz başlangıç tarihine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamının incelenmesinden; davacının silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan 06.11.2006 tarihinde gözaltına alındığı, 10.11.2006 tarihinde tutuklandığı, 14.11.2011 tarhinde şartla tahliyesine karar verildiği, … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin yargılamanın yenilenmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda 25.04.2018 tarih, 2018/6206 esas ve 2018/336 karar sayılı kararı ile belirtilen suçtan beraatine karar verildiği, kararın 11.05.2018 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamında kesinleşme şerhli kararın davacıya tebliğ edildiğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, davacının gözaltında kaldığı sürenin başka cezadan mahsup edildiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, tazminat davasının davacı vekilinin 28.06.2018 tarihli dilekçesi ile açıldığı görülmekle davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Davacının gözaltında kaldığı dönemde geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemediği göz önüne alınarak yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda maddi tazminatın net asgari ücret tutarı üzerinden hesaplanması cihetine gidilmiştir. Davacının gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu süreler (06.11.2006 – 15.10.2008 tarihleri arası) için aylık net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak toplam 29.109,83 TL maddi tazminatın ve 56.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 06.11.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Tazminat davasına dayanak olan dava dosyasında davacının 1711 gün süreyle tutuklu kaldığı, davacının tutuklu kaldığı döneme ait net asgari ücret üzerinden kesinti yapılmadan hesaplama yapıldığında davacının maddi zararının 29.501,34 TL olmasına rağmen, hesap hatası yapılması suretiyle 29.109,83 TL olarak maddi tazminatın eksik belirlenmesi kanuna aykırı olup, davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle yerinde ise de; bu aykırılık yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan hüküm fıkrasında yer alan 29.109,83 TL maddi tazminat miktarının 29.501,34 TL’ye çıkarılması;

Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı sürenin uzunluğu değerlendirildiğinde, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir manevi tazminat miktarının belirlenmediği, manevi tazminat miktarının güncel koşullara göre az miktarda tespit edilmesi kanuna aykırı olup, davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle yerinde ise de; bu aykırılık yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 56.000,00 TL manevi tazminat miktarının 70.000,00 TL’ye çıkartılması suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Davacının tazminata esas dosyası incelendiğinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 06.11.2006 tarihinde gözaltına alınan davacının 10.11.2006 tarihinde tutuklandığı, tutukluluk hali devam ederken yapılan yargılama sonunda … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/98 Esas, 2007/322 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hapis cezasının infazına başlandığı, davacının 14.07.2011 tarihinde tahliye edildiği, böylece davacının 1711 gün cezaevinde kaldığı, yargılamanın yenilenmesi talebi ile tekrar görülen davada … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/206 Esas, 2018/336 Karar sayılı kararı ile davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, beraat kararının 11.05.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden
Davacının tazminata esas dosyası incelendiğinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 06.11.2006 tarihinde gözaltına alınan davacının 10.11.2006 tarihinde tutuklandığı, tutukluluk hali devam ederken yapılan yargılama sonunda … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/98 Esas, 2007/322 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hapis cezasının infazına başlandığı, davacının 14.07.2011 tarihinde tahliye edildiği, böylece davacının 1711 gün cezaevinde kaldığı, yargılamanın yenilenmesi talebi ile tekrar görülen davada … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/206 Esas, 2018/336 Karar sayılı kararı ile davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, beraat kararının 11.05.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla; davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gözaltında ve tutuklu kaldığı dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanarak hükmedilen maddi tazminat miktarının fazla olmadığı ve taleple bağlı kalınarak faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarının fazla olmadığı ve taleple bağlı kalınarak faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine ancak davacı yönünden davanın tümüyle reddedilmesi halinde vekalet ücretine hükmedilebileceği göz önünde bulundurularak, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 24.04.2019 tarihli ve 2019/92 Esas, 2019/1313 Karar sayılı kararında davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.03.2023 tarihinde karar verildi.