YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6169
KARAR NO : 2023/590
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 02.02.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının kasten öldürme suçundan 08.08.2014 tarihinde tutuklandığını, 21.07.2015 tarihinde tahliye edildiğini, yapılan yargılama neticesinde beraat ettiğini, tutuklama nedeniyle davacının eğitim hayatının sekteye uğradığını ve kendisinin ve ailesinin toplum içerisinde sıkıntıya düştüğünü, bu nedenle tutuklu kaldığı süre için kazanç kaybı, cezaevinde yaptığı masraflar ve avukata yapmış olduğu ödeme için 51.000,00 TL maddi ve üzerine atılı suçun niteliği ve süreçte maruz kaldığı sıkıntılar nedeniyle 500.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 03.03.2012 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının öğrenci olması nedeniyle maddi tazminatın tarla ekim biçiminin yapılamaması bakımından hesaplanamayacağını, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde ve kişinin durumuna göre hesaplanması gerektiğini ve davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.
3. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.07.2017 tarihli ve 2017/27 Esas, 2017/127 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.09.2018 tarihli ve 2017/2193 Esas, 2018/1245 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 17.09.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz taleplerinin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; faiz başlangıcının tutuklama tarihi yerine dava tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğuna ve manevi tazminat miktarının düşük olduğuna yöneliktir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının kasten öldürme suçundan dolayı 08.08.2014 tarihinde tutuklanıp 21.07.2015 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonucunda üzerine atılı suçtan beraat ettiği, kararın 08.12.2016 tarihinde kesinleştiği, yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre lise öğrencisi olduğu ve herhangi bir gelir kaydının olmadığı, Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğünden gelen cevabi yazıdan davacıya daha önce aynı taleplerle ilgili bir tazminat ödemesinin yapılmadığı, davacının 5271 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca tazminat istemine hakkı olduğu ve açılan davanın hükmün kesinleşmesini izleyen 1 yıl içinde açıldığı görülmüş olup süre koşulunun da sağlandığı anlaşılmıştır.
Davacının tutuklu bulunduğu süre içinde herhangi bir vergi kaydı olmadığı ve sigortalı olarak herhangi bir yerde çalışmadığının anlaşılması üzerine davacının tutuklu kaldığı dönemdeki net asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesaplanmış, davacı ile avukatı arasındaki 8.000,00 TL avukatlık ücretinden ceza davasında davacı ve velisi lehine hükmedilen toplam 7.200,00 TL vekalet ücreti düşüldükten sonra kalan 800,00 TL maddi tazminata eklenmiş ve davacının cezaevinde yapmış olduğu masraflara ilişkin talebinin ise ispat edilemediğinden reddine karar verilmiş olup, davacı lehine 11.499,72 TL maddi tazminatın ödenmesine hükmedilmiştir.
Davacı haksız tutuklu kaldığı süreye ilişkin manevi tazminat talebi bakımından, davacının sosyal ve ekonomik durumu, tutuklulukta geçirdiği süre, olayın oluş tarzı ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağı ilkeleri ile yargılama sürecinde davacının yaşadığı mağduriyetler göz önünde bulundurularak 31.230,00 TL manevi tazminatın ödenmesine hükmedilmiştir.
Dava dilekçesinde talep edilmediği için hükmedilen tazminatlara yasal faizin tutuklanma tarihinden itibaren değil, dava tarihinden itibaren işlemesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat miktarının 10.602,70 TL’ye indirilmesi, manevi tazminat miktarının 18.000,00 TL’ye indirilmesi ve vekalet ücretinin 3.960,00 TL olarak değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Tazminat talebinin dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/310 Esas, 2016/308 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten öldürme suçundan 08.08.2014 – 21.07.2015 tarihleri arasında 347 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.12.2016 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
2. Dava dilekçesinde herhangi bir tarih belirtilmeksizin faiz talep edildiği ve yargılama aşamasında da faiz başlangıcına ilişkin ıslah talebinde bulunulmadığı anlaşılmakla, davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarına davadan itibaren faiz uygulanmasına hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
3. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Hüküm duruşmasında hazır bulunduğu anlaşılan Cumhuriyet savcısının isim ve sicil bilgilerinin gerekçeli karar başlığına yazılmaması,
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (3) ve (4) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.09.2018 tarihli ve 2017/2193 Esas, 2018/1245 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde karar verildi.