YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5410
KARAR NO : 2007/5367
KARAR TARİHİ : 26.12.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 261 parsel sayılı 4415.15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına, 101 ada 21, 33, 105, 148, 104 ada 12, 105 ada 18 parsel sayılı ve 6267.45, 39788.14, 5214.14, 13365.91, 77.537,12 ve 78.787.20 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalı … adına, 101 ada 295, 105 ada 47 ve 109 ada 3 parsel sayılı 5596.81, 21.107,98 ve 11.038,07 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar davalı … adına 3402 sayılı Yasa’nın 13/A-a maddesi nedeniyle tespit edilmiştir. Davacı yasal süresi içinde tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan ara kararında yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilmediği gibi, keşif için gerekli vasıta ile ilgili olarak ücret belirlenmeden davacıdan keşif saatinden yarım saat önce keşif heyetini taşıyabilecek kapasitede minibüs olacak şekilde bir aracın … Adalet Sarayı önünde hazır bulundurulması istenmiştir. 1.10.2007 tarihinde yapılacak keşif için verilen kesin süre ihtaratı davacıya 6.9.2007 tarihli celsede yapılmış olup masrafın yatırılacağı 10 günlük süreye göre bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için ayrılan süre yeterli bulunmamaktadır. Bilirkişi adayı ve tanıklar adına çıkarılacak davetiyeler için verilen sürenin yeterli olmadığı açıkça belli olan bu ara kararına dayanılarak keşif delillinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka gözönünde bulundurulması gerekir. Tüzüğün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz” hükmü yer almış bulunmaktadır. Tebligat Tüzüğü’nün anılan hükmü nazara alınarak mahkemenin hükme dayanak yaptığı ara kararının sürelerle ilgili bölümü irdelendiğinde davacıya ihtarın yapıldığı tarihte kendisine verilen keşif gününe kadar olan sürede masrafı temin edip yatırması ve bundan sonra mahkemece yerel bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiye için kalan sürenin yeterli bulunmadığı çok açıktır. Yapılamayacağı önceden belli olacak keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilip, masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.