YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12582
KARAR NO : 2023/3803
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 incı maddesinin birinci ve üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hakaret suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteğinin, sanık hakkında katılana yönelik olarak söylediği sözlerin savunma kapsamında kaldığı ve eleştiri niteliği taşıdığından bahisle beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sözlerin görülen dava ile alakalı olmayıp doğrudan katılana yönelik olması karşısında savunma kapsamında değerlendirilemeyeceğine, doğrudan katılanın onur ve şerefi ile toplumdaki saygınlığını rencide etmeye yönelik eylem içerisinde bulunduğunun sabit olduğuna, sanığın eylemini ısrarlı sürdürdüğüne ve Mahkemeye verdiği ikinci dilekçesinde de hakaretlerine devam ettiğine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2011/7299 Esas, 2013/18685 Karar sayılı ilamında da izah edildiği üzere yapılacak eleştirinin kişinin şeref ve haysiyetine ters düşmemesi gerektiğine, katılan kamu görevi ifa ettiğinden sanığın sözlerinin eleştiri kapsamında sayılmasının ve üzerine atılı suçu işlediği halde beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, vesaire, yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, kendisine ait iş yerinin kundaklanması olayı ile ilgili olarak … Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında dava dosyasına ibraz ettiği dilekçede “Benim için önemli olan ergenekonda yargılandığı değil, beni ilgilendiren internetteki yazının başlığıdır, “Kadınlığını kullanarak hakim ve savcıları etkiledi.”, “İnternetten isim soy isim yazınca ne var ne yok ortaya çıkıyor, kimsede yok onda var”, şeklinde beyanlarda bulunarak sanık … vekili olarak duruşmaları takip eden … Barosuna kayıtlı Avukat …’a görevinden dolayı hakarette bulunduğu iddiası ile kamu davasının açıldığı belirlenmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, sanığın müştekiye atfedilen sözlerin savunma dilekçesinde geçmesinden ibaret olan eyleminin suç kastını açıkça ortaya çıkarmadığı, anayasada güvence altına alınan savunma hakkı çerçevesinde hareket ettiği, sanığın müştekiye tahkir ve tezhif kastıyla hareket ettiği noktasında kesin ve tam bir vicdani kanaate varılamadığı, zira söz konusu sözlerin müşteki ile alakalı olarak daha öncesinde başkaları tarafından yazılarak internete konulan sözlerden olduğu, bizzat sanık tarafından uydurulup dile getirilen sözler vasfında kalmadığı, dolayısıyla söz konusu sözlerin sanık tarafından kaleme alınmamasına göre ve bu dedikoduların sanık tarafından çıkarılmaması nedeniyle sanığın savunma hakkı kapsamında hareket ettiğinden öteye bir kabulün benimsenmesinin hukuken olanaksız olduğu, kaldı ki avukat mesleğini icra eden müştekinin yürüttüğü görevin aynı zamanda kamu görevi vasfında olmasından özel hukuk kişisine ilişkin bir hizmet yürüttüğünden bahsedilememesinden dolayı bu tür iddiaları ya da bu tür eleştirilerle karşı karşıya kalmasının olanaklı olduğu, nitekim Avukatlık Kanunu’nda avukatlık görevinin bir kamu görevi olduğunun açıkça vurgulandığının anlaşılması ve kabul edilmesine göre sanığın suç kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verildiği belirlenmiştir.
2.Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği yönünde savunma yaptığı anlaşılmıştır.
3.Katılan her aşamada istikrarlı anlatımlarda bulunmuştur.
4…. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/197 Esas sayılı dava dosyasına sanık tarafından sunulan suça konu dilekçe dava dosyasında bulunmaktadır.
IV. GEREKÇE
1.Sanık savunması, katılanın anlatımları, … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/197 Esas sayılı dava dosyasına sanık tarafından sunulan suça konu dilekçe içeriği karşısında, Mahkemece hakaret suçundan verilen beraat kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.