YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3547
KARAR NO : 2023/9056
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ :Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 2014/11943 soruşturma numaralı ve 01.10.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148/1, 149/1a-h, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/384 Esas, 2016/84 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında eylemin güveni kötüye kullanma ve silahlı tehdit suçları kapsamında kaldığı anlaşıldığından; güveni kötüye kullanma suçundan davamın şikayet yokluğu nedeniyle düşürülmesine; silahlı tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun’un 106/2-a, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/384 Esas, 2016/84 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16.11.2020 tarihli ve 2017/1570 Esas, 2020/16364 Karar sayılı kararı ile;
“Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-)Olay günü saat 21:30 sıralarında müşteki ve sanığın birlikte araç ile dolaşmaya başladıkları, bu sırada sanığın, müştekiden suça konu cep telefonunu istediği, müştekinin de telefonunu rızası ile verdiği, gece saat 03:30 sıralarında evlerine dağılmak üzere ayrılırken müştekinin, sanıktan cep telefonunu istediği, sanığın üzerinde bulunan bıçağı çıkartıp müştekiye yönelterek telefonun artık kendisinin olduğunu söyleyerek telefonu vermediğinin iddia ve kabul edildiği olayda; sanığın eyleminin yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-)Sanığın tekerrüre esas alınan, adli sicil kaydındaki ilama konu suçun TCK’nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu olduğu, bu suçun hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, anılan hükme ilişkin, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,”
Nedeniyle, bozulmasına, 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2021/36 Esas, 2021/455 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149/1-a-h ve 53. maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kazanılmış hakkı saklı tutularak sanığın cezasının neticeten 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;
1.Sanığın husumetli olduğu tanığın beyanlarına dayalı karar verildiğine,
2.Olayda silah kullanıldığına dair delil bulunmadığına,
3.Sanık lehine hiçbir hüküm uygulanmadığına, takdiri indirimlerin uygulanması gerektiğine,
4. Vesaire
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde mağdur ve sanığın tanık K. ile birlikte gece saat 21.30 sıralarında dolaştıkları, araç içerisinde sanık …’in mağdurdan suça konu cep telefonunu istediği, mağdurun da telefonu rızası ile verdiği, gece saat 03.30 sıralarında evlerine dağılmak üzere … Merkez’e geldiklerinde mağdurun cep telefonunu sanıktan istediği, sanığın da ele geçirilemeyen, ancak mağdur ve tanık beyanları ile sabit olduğu üzere silahtan sayılan bıçağı çıkartıp mağdura yönelterek bu telefon benim deyip vermediği, mağdurun aileme ne diyeceğim demesi üzerine “Bana ne ne diyeceğini” deyip telefonu vermemesi üzerine mağdur ve tanığın olay yerinden ayrıldığı anlaşılmıştır.
2. Mağdurun bozma öncesi alınan beyanında “…geceydi saat 03.30 sıralarında beni araçtan indirip telefonu artık kendisinin olduğunu söyledi, ben telefonumu istememe rağmen vermedi, cebinden bıçak çıkarıp bana uzaklaşmam için salladı, daha sonra da arabaya binip gitti,…” şeklindeki beyanı dosya içerisinde mevcuttur.
3. Tanık K.’nin kollukta ve bozma öncesi alınan beyanlarında “Müştekiyi tanırım, her ikisi de arkadaşım olur, olay günü biz … ile birlikte dolaşıyorduk, sanık … araçla geldi, bizde aracına bindik, müştekiden telefonunu istedi, müşteki telefonu verdi, telefonu yaklaşık 15-20 dakika kadar sanıkta durdu, daha sonra biz araçtan inip eve gideceğimizi söyledik, bu sırada …’de inmişti, müşteki telefonunu istedi, … telefonu vermediği gibi bir bıçak çekti, telefonu vermiyorum, bundan sonra benim dedi, bunun üzerine bizde olay yerinden ayrıldık” şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Mağdurun ve tanığın aşamalarda alınan ve birbirini doğrulayan beyanları ve tüm dosya kapsamından sanığın husumetli olduğu tanığın beyanlarına dayalı karar verildiği, olayda silah kullanıldığına dair delil bulunmadığına yönelik temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın sabıkaya esas geçmişi ve bir daha suç işlemeyeceğine dair mahkemece olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle takdiri indirim sebebi uygulanmamıştır. Sanık hakkında hükmedilen netice ceza miktarının 2 yıl hapis cezası olduğu, diğer lehe hükümlerin (5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi uyarınca seçenek yaptırımlara çevirme,) sonuç ceza miktarı itibarıyla kanunî engel bulunduğu , aynı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca, erteleme ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasında, sanığın geçmişi, açıklanması geri bırakılan hüküm bulunmasına rağmen denetim süresi içerisinde yine suç işlemesi nedeniyle ileride suç işlemekten çekineceği yönünde mahkemeye olumlu kanaat gelmediğinden ve şartları bulunmadığından uygulanmamış olup, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.09.2021 tarihli ve 2021/36 Esas, 2021/455 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
02.03.2023 tarihinde karar verildi.