YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/13458
KARAR NO : 2023/442
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2021 tarihli ve 2019/477 Esas, 2021/16 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/558 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 16.03.2021 tarihli ve 2021/260 Esas, 2021/558 Karar sayılı kararının, Cumhuriyet savcısı(aleyhe), katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2021/9480 Esas, 2021/14965 Karar sayılı ilâmıyla;
“Sanık müdafii, katılan … vekili ve Cumhuriyet savcısının sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü istinaf ettikleri halde istinaf mercii olan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından sadece sanık müdafiinin istinaf başvurusunun incelenerek karar verildiği, bu hükme yönelik katılan … vekili ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının incelenmediği anlaşılmakla, yukarıda bahsi geçen kasten öldürme suçundan kurulan hükme yönelik katılan … vekili ve Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf başvuruları yönünden karar verilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,”
Nedenleriyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2022/131 Esas, 2022/395 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı(aleyhe), katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi
Eylemin tasarlanarak işlendiğine ilişkindir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
1. Eylemin tasarlanarak işlendiğine,
2. Takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.
C. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla 25 inci maddesi, 27 nci maddesinin ikinci fıkrası ya da 28 inci maddelerinin uygulanması gerektiğine,
2. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3. Tekerrür hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanığın, maktulün kardeşi tanık ….’nın eşi olduğu, ortak bir çocukları olduğu, ancak ayrı yaşadıkları, tanık ….’nın, maktul ve ailesiyle birlikte yaşadığı, tanık …. ve ailesi ile sanık arasında ailevi meselelerden doğan bir husumet bulunduğu, ayrıca sanık ile maktul arasında alacak verecek meselesi olduğu, sanığın maktule karşı icra takibinde bulunduğu ve alacak davası açtığı, maktulün okul servisi işi ile uğraştığı, olay günü maktulün servisi park ettiği yeri önceden öğrenip kiralık araç ile olay yerine gelen sanığın maktulü göremediği, ancak maktulün aracını gördüğünde maktul gelene kadar beklemeye başladığı, bu esnada ….., ayı olması münasebetiyle sanığın metruk yapının içine girdiği, burada beklerken sigara ve su içtiği, maktulün saat 14:30 sıralarında yanında küçük çocuğu ile gelerek aracına doğru yöneldiği sırada sanığın bulunduğu yerden çıktığı, koşarak maktule doğru yaklaştığı ve bir el ateş ederek göğüs kısmından vurduğu, maktulün yere düştüğü, sanığın daha fazla yaklaşarak maktulün bu kez başına bir el ateş ederek olay yerinden beyaz renkli kiralık araç ile uzaklaştığı, maktulün olay yerinde hayatını kaybettiği, tanıklar ….,…..,….,….., ve …..’nün olayı gördükleri, olay yerinden kaçan sanığın kısa bir süre sonra saat 14:40 sıralarında jandarma ihbar hattını arayarak maktulü vurduğunu ve olay yerini söylediği, teslim olmak istediğini belirttiği ve birkaç saat sonra cezaevi önünde suçta kullandığı tabanca ile birlikte teslim olduğu anlaşılmıştır.
Tasarlama yönünden; Müştekiler … ve … beyanlarında çocukları olan maktulün daha önce sanık tarafından ölümle tehdit edildiğini ve darp edildiğini, tanık A.E.’de sanığın maktulü tehdit ettiğini maktulden duyduğunu, tanık …., sanığın eski eşi maktulün ise öz ağabeyi olduğunu, sanıkla boşanma sürecinde yaşadığı sorunlarda maktulün kendisini koruduğunu, sanığın kendisine şiddet uyguladığını ve tehdit ettiğini, sanığın asıl amacının kendisinin canını yakmak olduğunu, bir seferinde sanığın “sana öyle bir ceza vereceğim ki sen benden çocuğumu aldın, senin abin de aynısını yaşayacak, ömür boyu vicdan azabı çekeceğin şeyler yaşatacağım sana, en fazla üç beş sene cezaevine girer çıkarım ne olacak ki” dediğini, sanığın bahsettiği 1.000 euro borcu aslında kendisine ehliyet almak için gönderdiğini, ancak kendi banka hesabı olmadığı için ağabeyinin hesabına yatırıldığını, paranın ağabeyi tarafından çekilerek kendisine getirildiğini ve ehliyet için kullanıldığını beyan ettikleri, sanıkla maktulün taraf olduğu birçok dosyada sanığın, sanık veya şüpheli olduğu, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen dosya içeriğinde bulunan sanık ile eşi …. arasında geçen mesajlarda, sanık, eşi olan …. ve maktule kötülük edeceğini yazmış ise de atılı mesajların tarihinin tam olarak tespit edilemediği, elde edilen delillerden sanıkla maktul arasında tehdit, hakaret ve yaralama boyutlarına varan anlaşmazlık bulunduğu, bu anlaşmazlığın yıllarca süregeldiği anlaşılmış ise de Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre tasarlama halinin kabulü için sebatla ve koşulsuz olarak karar verilmiş olması, bu kararın önceden alınması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine rağmen eylem kararlılığından dönülmemesi ve belirlenmiş kurgu dahilinde gerçekleştirilmesi planlanan eylemin icra edilmesi gerektiği, yargılamaya konu olayda ise sanığın öldürme kararını ne zaman aldığı ve öldürme kararını verdiği an ile icraya başladığı zaman arasında ruhsal dinginliğe ulaştığını kabule elverişli makul sürenin geçtiği kesin olarak saptanamadığından eylemde tasarlamanın unsurlarının bulunmadığı kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hüküm tesisi cihedine gidildiği belirlenmiştir.
Meşru savunma, sınırın aşılması ve kaçınılmaz hata yönünden; sanık savunmasında, kiralık aracı teslim etmeye giderken karşı yönden maktulün araçla geçtiğini gördüğünü, alacağını istemek üzere geri döndüğünü, olay yerine geldiğinde maktulün aracının park halinde olduğunu, alacağını istemek üzere maktulü beklemeye başladığını, oruç tutmadığı için metruk binaya geçerek orada sigara ve su içtiğini, bu sırada yaklaşık 3 yıl önce maktulün dayısından satın aldığı ruhsatsız tabancanın üzerinde olduğunu, maktulün geldiğini görünce alacağını istediğini, maktulün kendisine küfür ettiğini, tartışmaya başladıklarını, maktulün elini beline attığını, kendisinin geri çekildiğini, bu kez maktulün elini kendi beline attığını, maktulün silah çıkaracağı korkusuyla silahı yere doğru ateşlemek istediğini ancak maktulün yere düştüğünü, ardından silahın bir kez daha ateşlendiğini beyan etmiş ise de tanıklar İ.A., S.G. ve N.Ö.’nün anlatımlarına göre sanığın bulunduğu yerden koşarak çıkıp maktule yaklaşarak ilki göğsüne ve ikincisi maktul yerdeyken başına ateş etmesi, ölü muayene tutanağı ve olay yeri inceleme raporu karşısında sanığın suçtan kurtulmaya matuf savunmalarına itibar edilmediği ve eylemin meşru savunma kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, sanık tarafından, maktulün sürekli silah taşıdığı, olay esnasında da elini beline atması üzerine silah çıkaracağını zannetmesi şeklindeki savunmaları ile tanık ….’nin jandarma ifadesinden farklı olarak mahkemedeki, maktulde olaydan bir gün önce silah gördüğüne ilişkin beyanının gerçeğe uygun görülmediği, yine olayı doğrudan gören tanıkların anlatımları ile örtüşen olay yeri ve ölü muayene raporları karşısında muteber kabul edilmeyerek 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının somut olayda uygulanma koşulunun bulunmadığı belirlenmiştir.
Haksız tahrik yönünden; esasen Fransa ülkesinde yaşamakta olan sanık ile maktulün kız kardeşinin evli ve müşterek bir çocukları olduğu, eşiyle ayrıldıktan sonra sanık, eşiyle ve eşinin ailesiyle çocuğunu görme konusunda anlaşmazlıklar yaşadığı, tanık …., köy muhtarı olduğunu, sanığın çocuğunu görmesine eşi ve ailesinin izin vermediğini, kendisinin aracı olmaya çalıştığını, 2019 yılı Mart ayında müştekiler…’nün yanına giderek ricada bulunduğunu, ancak bunu kabul etmediklerini, bu ricadan 2-3 ay kadar önce de sanık ve maktulün kavga ettiğini duyduğunu, hastaneye gittiğinde tedavi olduklarını ve orada da tartışarak birbirlerine vurduklarını, öldürme olayına ve 1.000 euro borca ilişkin bilgisi olmadığını, tanık A.B., sanığın kayınvalidesinin sanığa çocuğunu göstermediğini, sanıkla maktulün bu sebeple kavga ettiklerini sanıktan duyduğunu, tanık …., 2017 yılı Haziran ayında ağabeyinin vefatında taziyede iken dışarıdan kavga sesleri duyduğunu, sanıkla maktulü kavga ederken gördüğünü, tanık…., sanığın çocuğunu kayınvalidesinin göstermediğini, maktulün çocuğu göstermediğine dair bilgisi olmadığını beyan ettikleri, sanık hakkında Akdağmadeni Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08.01.2018 tarihli ve 2018/38 Karar sayılı çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve soruşturma dosyası örneği ile sanık, maktul ve tanık ….’nın taraf olduğu tehdit, hakaret ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından Akdağmadeni Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucu verilen 02.04.2019 tarihli ve 2019/299 Karar sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve soruşturma dosyası örneğine göre sanığın, çocuğunu görmesi konusunda taraflar arasında bir problem olduğunun anlaşıldığı, ancak bu noktada maktulün etken rol oynadığına ilişkin bir delil bulunmadığı, çocuğun babası olan sanığa gösterilmemesi konusunda çocuğun annesi ve anneannesinin etkili olduğu belirlenmiştir. Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/74 Esas sayılı dava dosyasında davacının sanık ve davalının maktul, dava konusunun 1.010 euro değerinde alacak davası olduğu, davanın 27.03.2019 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinin ekinde western union yoluyla yapılan transferin dekontu bulunduğu ve derdest olduğunun bildirildiği, Akdağmadeni İcra Dairesinin 2017/615 Esas sayılı dosyasında sanığın alacaklı, borçluların maktul ve tanık …., alacak miktarının 2.000 euro ve borca itiraz nedeniyle takibin durdurulmuş olduğu tespit edilmiştir. Sanık ve maktulün taraf olduğu soruşturma ve kovuşturma dosyaları ile diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanıkla maktul arasında yıllardır süregelen anlaşmazlık bulunduğu, her ne kadar sanık alacağını istemek amacıyla maktulü beklediğini, geldiğinde tartışmaya başladıklarını ve maktulün küfür ettiğini beyan etmiş ise de kiralık aracı teslim etmeye giderken maktulü ters yönden gelirken görüp geri dönmesi, yıllardır süren alacağını istemek için maktulün aracını park ettiği yerde … ayında uzunca bir süre beklemesi, maktulün mermilerin isabet ettiği vücut bölgeleri ve tanık anlatımları karşısında sanığın hayatın olağan akışına aykırı savunmasına itibar edilmediği, çocuğun sanığa gösterilmemesinin maktulden kaynaklanmadığı, aksi halde birçok muhtelif dosya kaydı bulunan sanığın bu konuda da yargı yoluna başvurabileceği, yıllar önceye dayanan alacağa ilişkin de sanığın yasal yollara başvuru yapmış olduğu, ceza davaları yönünden yine savcılık veya mahkemece dosyaların yürütüldüğü, maktulden kaynaklanan eylemlerin sanıkta haksız tahrik oluşturacağı ve bu tahrikin etkisi altında sanığın kasten öldürme suçunu işleyeceğinin kabulünün mümkün olmadığı gibi sanığı suç tarihinde öldürmeye iten maktulden kaynaklı haksız bir eylem bulunmadığı, yargılamaya konu olayda öldürme eyleminden makul bir süre önce maktulden kaynaklanan haksız bir eylem olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı anlaşıldığından ve sanığın yıllardır alacağına kavuşamamış, çocuğunu görme konusunda yaşadığı problemlerde kayınbiraderi olan maktulün de etkisi olduğunu düşünmüş olmasının
sanıkta kasten öldürme suçunu işleyecek kuvvette haksız tahrik oluşturmayacağı kabul edilerek 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Takdiri indirim yönünden; sanığın eylemden hemen sonra bizzat jandarmayı arayarak suç delilleriyle birlikte teslim olması, yargılama sürecinde olumsuz bir davranışı bulunmaması, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince (1/6) oranında takdiri indirim uygulandığı belirlenmiştir.
2. Sanık savunması, katılan ve müştekiler ile tanıklar …..,….,….,….,., ….,….,.,….,.,….,. ve ……,.,…. ve ….’nın beyanları dava dosyasında mevcuttur.
3. 20.05.2019 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı, aynı tarihli ölü muayene tutanağı, olay yeri inceleme raporu ve yakalama tutanağı dava dosyasında bulunmaktadır.
4. Maktulün kesin ölüm sebebine ilişkin Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 02.09.2019 tarihli otopsi raporunda;
“…,
DIŞ MUAYENE
1-)Kişinin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmalarına bağlı kafatası kubbe-kaide ve kosta kırıklarıyla karakterli beyin-beyincik-beyin sapı, akciğer, karaciğer, böbrek harabiyetleri ve iç-dış kanama sonucu meydana geldiğini,
2-)Kişinin vücudunda 2(iki) adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası tespit edilmiş olup;
Dış muayenede 1 noda tarif edilen yarayı açan ateşli silah mermi çekirdeğinin sol temporoparietal bileşkede defekt oluşturarak kranium içine girdiği, soldan sağa, yukarıdan aşağıya seyirle beyin ve beyincikte kanamalı doku harabiyeti oluşturduğu, oksipital kemik sağında defekt oluşturarak dış muayenede 2 noda tarif edilen yarayı açarak vücudu terk ettiği, oluşturduğu yaralanmanın öldürücü mahiyette olduğunu,
Dış muayenede 3 noda tarif edilen yarayı açan ateşli silah mermi çekirdeğinin göğüs sağda 7.-8. kostalar arasından cilt-cilt altı,yumuşak doku, kas yapılarında kanamalı doku harabiyeti oluşturarak sağ göğüs boşluğuna girdiği, sağ akciğer, diyafram, karaciğer ve sağ böbrekte kanamalı doku harabiyetleri oluşturduğu, T12-L1 hizasında 11.kostada kırık oluşturup dış muayenede 4 noda tarif edilen yarayı açarak vücudu terk ettiği, seyrinin önden arkaya ve hafif yukarıdan aşağıya olduğu, oluşturduğu yaralanmanın öldürücü nitelikte olduğunu,
3-)Dış muayenede 1 noda tarif edilen ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası cilt cilt altı bulgularına göre değerlendirildiğinde; yapılan atışın uzak atış mesafesinden yapılmış olduğunu, dış muayenede 3 no da tarif edilen giriş yarasına ait yapılan atışın elbiseli bölgeye isabet etmiş olduğu ve bu nedenle kesin atış mesafesinin tespiti isteniyor ise kişinin olay sırasında üzerinde bulunan delik ihtiva eden giysilerinin tetkikinin gerekeceğini,
4-)Otopsi esnasında cesetten ateşli silah mermi çekirdeği elde edilmediğini,
5-)Kişiye ait kanda Alkol(Etanol, Metanol) bulunmadığı, ilaç etkin maddelerinden ETODOLAK ve ETODOLAK metaboliti bulunduğunu, idrarda ilaç etkin maddelerinden PARASETAMOL, ETODOLAK ve ETODOLAK metaboliti bulunduğunu,
…”
Şeklinde görüş açıklandığı görülmüştür.
5. Merkez Jandarma Kriminal Polis Laboratuvarı Amirliğinin 17.06.2019 tarihli;
“Olay yerinden alınan 1 adet kovanın inceleme konusu silahtan atıldıklarının tespit edildiği”
Görüşünü içerir uzmanlık raporu dava dosyasına eklenmiştir.
6. Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 13.06.2019 tarihli uzmanlık raporu, Akdağmadeni Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim olunan 08.01.2018 tarihli ve 2018/38 Karar sayılı çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve soruşturma dosyası örneği, Akdağmadeni Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tarafından tanzim olunan 02.04.2019 tarihli ve 2019/299 Karar sayılı tehdit, hakaret ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve soruşturma dosyası örneği, Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2019/74 Esas, 2019/430 Karar sayılı kararı, Akdağmadeni İcra Dairesinin 2017/615 Esas sayılı ilamsız icra takibi ödeme emri ve borçlunun itiraz dilekçesi örneği, Akdağmadeni Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 2017/620 Esas, 2018/65 Karar sayılı dava dosyasının aynı Mahkemenin 2017/615 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine dair kararı dava dosyasına eklenmiştir.
7. Sanık ile maktule ait resmî nüfus kayıt örnekleri dava dosyasında mevcuttur.
8. Sanığa ait adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Cumhuriyet Savcısı Ve Katılan Vekilinin Tasarlamaya Yönelen Temyiz Sebepleri
Olay ve Olgular başlığının (A-1) numaralı paragrafında Mahkemece tasarlama yönünden yapılan tespit ve dosya kapsamı karşısında, sanığın maktulü öldürme kararını önceden verdiğine, bu kararı verdikten sonra aradan soğukkanlılığa kavuşacak kadar makul bir süre geçmesine rağmen öldürme kararında sebat ettiğine, olay yerine gitmeden önce yaptıklarına ve içinde bulunduğu ruh haline dair herhangi bir delilin dava dosyasında bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Meşru Savunma, Sınırın Aşılması, Cebir, Şiddet, Korkutma, Tehdit Ve Kaçınılmaz Hataya Yönelen Temyiz Sebepleri
Her ne kadar sanık Mahkemede alınan savunmasında maktulün elini beline attığını, kendisinin geri çekildiğini, bu kez maktulün elini kendi beline attığını, maktulün silah çıkaracağı korkusuyla silahı yere doğru ateşlemek istediğini ancak maktulün yere düştüğünü, ardından silahın bir kez daha ateşlendiğini beyan etmiş ise de görgü tanığı İ.A.’nın; “…14.20 de köye gelen bir servisle Sazlıdere köyünde bulunan araçlarımızın başına … ile birlikte gittik. Şener’in yanında küçük oğlu vardı. Araçlarımızın arasında yaklaşık 600 m vardı, ben aracıma gittim, Şener’de kendi aracına doğru gitti. Ben bu esnada aracımı çalıştırdım, döndüm bir el silah sesi geldi, sağıma döndüğümde eski harabe evden çıkıp koşar adımlarla …’a 7-8 m yaklaşıncaya kadar yakın mesafeden silah ile ateş etti…” şeklindeki beyanı, diğer görgü tanıkları ….,. ve ….,.’nün sanığın maktule ateş ettiğini, ardından maktule iyice yaklaşıp 1 metre mesafeden kafasına ateş ettiğine dair beyanları, sanığın Akdağmadeni İlçe Jandarma Komutanlığında alınan savunmasında kendisinin silahını çıkarttığını, korkutmak amaçlı yere ateş etmek isterken maktulün kendisinin elindeki tabancayı almak için üzerine saldırdığını, o anda tabancanın patladığını, yere düşerken elindeki tabancanın tekrar patladığını, Cumhuriyet savcısındaki savunmasında kendisinin silahını çıkartıp yere doğru ateş etmek isterken maktulün kendisinin elindeki silahı almaya çalışırken silah patladığını, silahın ikinci kez nasıl patladığını bilmediğini, sadece maktulün yere düştüğünü gördüğünü hatırladığını, Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgusunda önceki ifadelerini tekrar ettiğini ifade etmesi, Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğinin 13.06.2019 tarihli uzmanlık raporuna göre maktule ait gömlek üzerinde iki adet delinme izi olduğunun ve bu delinme bölgesinde yapılan incelemeler neticesinde maktulün göğüs bölgesine yapılan atışın uzak atış olduğunun tespit edilmesi, ölü muayene tutanağı ve olay yeri inceleme raporu karşısında sanığın Mahkemedeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, eyleminin meşru savunma kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, meşru savunmada sınırın aşılmasından da söz edilemeyeceği, karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit altında da bulunmadığı ve bu hususlarda kaçınılmaz hataya da düşmediği belirlenmekle, 5237 sayılı Kanun’un 25 inci maddesi, 27 nci maddesinin ikinci fıkrası, 28 inci maddesi ve 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C. Sanık Müdafiinin Haksız Tahrike Yönelen Temyiz Sebebi
Olay ve Olgular başlığının (A-1) numaralı paragrafında Mahkemece haksız tahrik yönünden yapılan tespit, sanık ve maktulün karşılıklı eylemleri nedeniyle soruşturma ve kovuşturma dosyalarının bulunması ve dosya kapsamı karşısında, maktulden sanığa yöneltilmiş, 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında haksız tahrik teşkil edebilecek herhangi bir söz ya da davranışın bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde haksız tahrik indirimi uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
D. Katılan Vekilinin Takdiri İndirime Yönelen Temyiz Sebebi
Mahkemece ” sanığın eylemden hemen sonra bizzat jandarmayı arayarak suç delilleriyle birlikte teslim olması, yargılama sürecinde olumsuz bir davranışı bulunmaması, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri” şeklindeki dava dosyası kapsamına uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle sanık hakkında takdiri indirim uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
E. Sanık Müdafiinin Tekerrüre Yönelen Temyiz Sebebi
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilâma konu kasıtlı suçun, inceleme konusu suç tarihi olan 20.05.2019’dan önce, 30.01.2017 tarihinde işlendiği ve 29.11.2018 tarihinde kesinleştiği ve tekerrüre elverişli bir yaptırımla neticelendiği, bu cezanın infaz edilmiş olmasına gerek bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği tekerrür hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.03.2022 tarihli ve 2022/131 Esas, 2022/395 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre göz önüne alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca … 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.