Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4323 E. 2022/9501 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4323
KARAR NO : 2022/9501
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21.05.2019 tarih ve 2017/694 E- 2019/362 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 11.03.2021 tarih ve 2019/1151 E- 2021/353 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin site, AVM, yaşam alanlarının yönetimini profesyonel olarak üstlenip bu alanda yıllardır hizmet verdiğini, davalılardan …’nin davacı şirketin muhasebe bölümünde çalıştığını, kendi isteği ile işten ayrılarak, davacı ile tamamen aynı işi yapmak için, davalı şirketi kurduğunu, müşterilerini kaybettiği, davalıların haksız rekabeti nedeni ile davacı şirketin aktifinde azalma olup ticari itibarının sarsıldığını ileri sürerek davalıların rekabet ihlalinin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacı şirketin davalının çalıştığı dönemde hizmet verdiği site yönetim işinin davalının kurmuş olduğu bağlantı ve bu yerlerin müteahhitlerini tanıyor olması sebebiyle alınmış olduğunu, müvekkili şirketin rekabet etmeme yükümlülüğünün de bulunmadığını, haksız rekabetin varlığı için haksız ve hukuka aykırı bir fiil ile iktisadi rekabetin kötüye kullanımı yoluyla bir zarar ve zarar tehlikesinin yaratılmış olması gerektiğini, davacı ve davalının aynı sektörde faaliyet yürüttüğü düşünüldüğünde vizyon-misyon ve kullanılan belgelerin benzerlik taşımasının normal olduğunu ve bunun haksız rekabet olamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacının TTK’nın 54 ve devamı maddeleri uyarınca talepte bulunduğu, Yasa’nın 55. maddesinde haksız rekabet hallerinin sayıldığı, davacı tarafından bu madde de sayılan durumların gerçekleştiğine yönelik somut bir delil sunulamadığı, davacının ticari hayatının olumsuz yönde etkilendiğine dair bir duruma ticari defterlerinde de rastlanmadığı, iddiaların sadece tanık beyanları ile kısmen desteklendiği ancak haksız rekabet niteliğinde bulunduğuna dair kesin kanaat uyandırıcı bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı şirkette çalışmakta iken istifa edip davalı şirketi kuran davalının, davacı şirketi müşterilerine kötülemesi nedeniyle müşterilerini kaybettiği, davacının müşteri portföyü bilgisine ve ticari sırlarını bilen çalışanlarını ayarttığı, davalı şirketin davacıya ait iş dökümanlarını kullandığına dayandırmışsa da iddialarını ispata yarar, somut verilere dayanmayan soyut tanık beyanları dışında bir delil sunulmadığı, davacı şirket yetkilisi, davalı … ve dava dışı eşi hakkında Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/751 esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılamada dava konusu haksız rekabet iddiaları bakımından herhangi bir tespitin bulunmadığı gerekçeleriyle mahkemece ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmüş davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi’nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.