YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11084
KARAR NO : 2022/10845
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
Sanık … hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan gerçekleştirilen yargılama sonucunda atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.12.2017 gün ve 2017/236 Esas, 2017/301 Karar sayılı hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 22.05.2020 gün ve 2019/421 Esas, 2020/396 Karar sayılı hükmünün sanık müdafisi ile katılan … Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.12.2021 gün ve 2021/15184 Esas, 2021/9568 Karar sayılı bozma ilamına ilk derece mahkemesince direnilerek kurulan 15.04.2022 gün ve 2022/52 Esas, 2022/110 Karar sayılı ilamın sanık müdafisi ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi nedeniyle Dairemize gönderilen dosya 02.12.2016 günlü, 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 24.11.2016 günlü, 6763 sayılı Kanunun 36. ve 20.09.2019 günlü 7165 sayılı Kanunun 9. maddeleri uyarınca getirilen düzenlemeler gereği 5271 sayılı CMK’nın 307/4. maddesine istinaden tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Dairemizin 02.12.2021 gün ve 2021/15184 Esas, 2021/9568 Karar sayılı bozma ilamı usul ve kanuna uygun olup, ilk derece mahkemesince anılan ilama yönelik kurulan 15.04.2022 gün ve 2022/52 Esas, 2022/110 sayılı direnme kararında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden Reddiyle, 6763 sayılı Kanunun 36. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 307/4. maddesine istinaden anılan direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2022 tarihinde Üye … ve Üye …’ün karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Her ne kadar sayın çoğunlukça; “Dairemizin 02.12.2021 gün ve 2021/15184 Esas, 2021/9568 sayılı bozma kararı usul ve kanuna uygun olup, ilk derece mahkemesince anılan ilama yönelik kurulan 15.04.2022 gün ve 2022/52 Esas, 2022/110 Karar sayılı direnme ilamında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden Reddiyle, 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. maddenin üçüncü bendine istinaden anılan direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,” karar verilmişise de ;
Mağdure …’ın aşamalarda değişmeyen birbiri ile tutarlı anlatımlarında; 2015 yılı yaz tatili içerisinde eniştesi olan sanık … ve sanığın eşi olup kendisinin de teyzesi olan tanık …’in ortak konutlarında misafir olarak kaldığını, gece vakti salondaki çekyat üzerindeki yatağında yatarak TV seyrettiği sırada sanığın gelerek kendisinin yanına uzandığını, bacaklarına dokunduğunu, belinden tutup kendine doğru çektiğini, dudaklarından öptüğünü, çamaşırının içine elini sokarak göğüslerini sıktığını, ayrıca özel bölgesine de elini soktuğunu, bu olaydan yaklaşık 2-3 hafta sonra ise teyzesi …’in sanığın evde olmadığını beyan ederek “gel yalnız kalmayayım” şeklinde söylemesi üzerine yine adı geçenlerin konutuna gittiğini, gece vakti sanığın küçük çocuğu olan Duygusu’nun odasında uyuduğu sırada sanığın beline dokunduğunu hissettiğinde uyandığını, göğüslerine dokunmaya çalıştığını, Duygusu’nun uyanması üzerine sanığın odadan ayrıldığını, bu olaydan sonra bir daha sanığın evinde yatıya kalmadığını beyan ettiği,
Mağdurenin olayı ilk önce yakın arkadaşı olan tanık …’e anlattığı, ardından da adı geçen tanıkla birlikte okulun rehberlik öğretmeni olarak görev yapan …’ye giderek anlattıkları, rehberlik öğretmeni …’nin mağdurenin annesi …’ı okula çağırarak mağdureden kendisine anlattığı olayı annesine de anlatmasını istediği, mağdurenin “utanırım anlatamam” şeklinde tepki vererek ağlamaya başladığı, mağdurenin annesinin kendisini sakinleştirip olayı anlatmasını istemesi üzerine mağdurenin olayı tüm detayı ile anlattığı, rehberlik öğretmeni …’nin tutanak tutarak olayı soruşturma makamlarına bildirmesi üzerine sanık hakkında soruşturma işlemlerine başlandığı,
Tanık …’in duruşmada alınan beyanında; Mağdurenin arkadaşı olduğunu, 8. sınıfta okudukları sırada mağdurenin moralinin çok bozuk olduğunu görmesi üzerine nedenini sorduğunu, mağdurenin ilk başta anlatmak istemediğini, sonra kendisine kimseye anlatmaması hususunda yemin ettirerek olayı detayıyla birlikteanlattığını, mağdure ile birlikte rehberlik öğretmenine giderek durumu anlattıklarını beyan ettiği,
Duruşmada dinlenen Psikolog Pedagog Ferhat Sarıoğlu’nun mağdurla görüştüğünde kendisine de duruşmada anlattığı şekilde beyanlarda bulunduğunu bildirdiği,
Mağdurenin İzmir Çocuk İzleme Merkezi’nde alınan beyanı sırasında görüşmeye katılan adli görüşmeci psikolog … Kaya tarafından düzenlenen 26.12.2016 tarihli Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda “Mağdurenin ifadelerinin tutarlı olduğu, yaptıklarının bilincinde olduğu, yaşadıklarını açık, anlaşılır, ve samimi bir şekilde aktardığı, sorulan sorulara hızlı, net ve hedefe dönük cevaplar verdiği, bunun da olayların kurgusal olmadığı düşüncesini güçlendirdiği, olay nedeniyle mağdurun psikolojisinin olumsuz etkilenmiş olduğu” nun belirtildiği,
Dosya içerisinde bulunan Psikiyatrik Muayene Konsültasyon Raporu ile “mağdurede kaçınma belirtileri, korkular, irkilme, okul başarısında düşme, olayın sık sık aklına gelmesi, irritabilite (gelişimsel düzey ile uyumsuz sinirlilik hali) “tespit edilerek “ankisiyete bozukluğu ve depresif bozukluk” tanısı konulduğu,
Her ne kadar sanık … savunmasında suçlamayı kabul etmemiş, sanığın eşi olan tanık … de ailesinin kendisinin sanıkla evlenmesine karşı çıktığını, bu nedenle kaçarak evlendiklerini, bundan dolayı ailesinin sanığa karşı husumet beslediğini, bu husumet nedeniyle mağdureniniftira attığını ileri sürmüş ise de;
Sanıkla tanığın evlilik tarihlerinin 14/01/2004 tarihi olup kaçtıkları tarihten şikayet tarihine kadar 12 yıldan fazla bir süre geçtiği, aradan geçen zaman diliminin uzunluğu, hem sanığın savunmasında, hem de tanık …’in aşamalarda alınan beyanlarında mağdure ve ailesi ile sık sık görüştüklerini, mağdureninde suç tarihinde evlerine gelip kaldığını kabul etmeleri karşısında husumet iddiasının kabulünün olanaklı olmadığı, tanık …’in eşi olan sanığı korumak amacıyla beyanda bulunduğunun anlaşıldığı,
Mağdurenin aşamalarda değişmeyen birbiri ile tutarlı anlatımları, olayın intikal şekli, sanık hakkında haksız bir isnatta bulunmayı gerektirecek bir neden bulunmaması, mağdurenin olay ortaya çıktığında tanıklarca da gözlemlenen ve dosyaya yansıyan tutum ve davranışları, mağdurenin İzmir Çocuk İzleme Merkezi’nde alınan beyanı sırasında görüşmeye katılan adli görüşmeci psikolog … Kaya tarafından düzenlenen 26.12.2016 tarihli Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda “Mağdurenin ifadelerinin tutarlı olduğu, yaptıklarının bilincinde olduğu, yaşadıklarını açık, anlaşılır, ve samimi bir şekilde aktardığı, sorulan sorulara hızlı, net ve hedefe dönük cevaplar verdiği, bunun da olayların kurgusal olmadığı düşüncesini güçlendirdiği, olay nedeniyle mağdurun psikolojisinin olumsuz etkilenmiş olduğu”nun tespit edilmiş olması, Psikiyatrik Muayene Konsültasyon Raporunda ise “mağdurede kaçınma belirtileri, korkular, irkilme, okul başarısında düşme, olayın sık sık aklına gelmesi, irritabilite (gelişimsel düzey ile uyumsuz sinirlilik hali)” tespit edilmesi ve olaya bağlı olarak gelişen “ankisiyete bozukluğu ve depresif bozukluk” tanısı konulması göz önüne alındığında sanığın atılı suçu işlediği kanaatine vardığımızdan İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.04.2022 tarih 2022/52 Esas 2022/110 Karar sayılı sanığın atılı suçtan mahkumiyetine yönelik direnme ilamının onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyoruz.