YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1072
KARAR NO : 2022/10844
KARAR TARİHİ : 01.12.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM : Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan açılan kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşmesi, diğer atılı suçlardan mahkumiyet
İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Bakanlık vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re’sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
Katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
07.09.2017 tarihinde yüze karşı tefhim edilen hükmü 03.10.2017 tarihli dilekçeyle yasal süreden sonra temyiz eden katılan vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8.maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE;
Sanık müdafisinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Olayın intikal şekli, sanığın, rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği mağdurenin eşinin olayı öğrenmesinden sonra hakkında şikayette bulunulduğu yönündeki savunması, dosyaya yansıyan mesaj kayıtları, sanığın gönderdiği şantaj içerikli mesajların en son gerçekleşen cinsel ilişkiden sonraki döneme ait olması, mahkemenin de ilk eylemin mağdurenin rızası dahilinde olduğu yönündeki kabulü ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın, mağdureye tehdit veya şantaj kullanmak suretiyle atılı suçları işlediği hususunda cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.12.2022 tarihinde Başkan … ile Üye …’un karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunlukça; sanık …‘nın Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine dair Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.09.2017 Tarih 2017/292 Esas 2017/218 Karar sayılı ilamının sanığın müsnet suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi gerekçesiyle bozulması yönünde karar alınmıştır.
Sayın Daire çoğunluğuyla ihtilafımız suçun sübutuna ilişkindir.
Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bakımdan delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur. Delil yönünden en hassas suçlar ise cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır. Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylemler genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan yapılanlardır.
Bu eylemlerin cezalandırılmasında Yargıtayca esas alınan delillerden en önemlileri, mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ve mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık olay örgüsü, sanık beyanındaki çelişkiler ve husumet olarak kabul edilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanları ana delil olarak kabul etmiş, davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011)
Yine, AİHM’sinin “M.C/Bulgaristan” davasında belirttiği gibi taraf devletlerin tecavüzü cezlandırma ve bu vakaları soruşturmak yönünde AİHS. 13. maddesi gereğince pozitif yükümlülüğü vardır. Cinsel şiddetin doğrudan kanıtlarının mevcut olmadığı hallerde yetkili makamlar tüm olguları incelemeli ve olayları çevreleyen koşulları değerlendirerek karara ulaşmalıdırlar. Bu bağlamda tecavüz, saldırı ve istismarın sadece fiziksel bulguları değil, psikolojik bulguları da dikkate alınmalı, mağdurun olay anlatımı ağırlıklı olarak değerlendirilmeli, bu değerlendirme esnasında; mağdur eylemlerine değil, fail eylemlerine odaklanmalı, mağdurun yaşadığı travmaya bağlı psikolojik durumunu gözönünde bulundurulmalı, mağdurun travmaya bağlı tutarsız, karmaşık yahut eksik anlatımı olabileceğini gözeterek ayrıntılarda değil genel olay örgüsünde tutarlılık aramalı ve mağdurun olayın tek tanığı olduğunu unutmamak önemlidir,
Avrupa Topluluğu Adalet Divanı (ATAD) “Şükran Aydın/Türkiye kararında ise; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca tecavüz (saldırı/istismarı) iddialarıyla ilgili eksiksiz bir soruşturmanın, tıp uzmanlarınca yapılacak psikolojik muayeneyi de içermesi gerektiğini öncelikle belirtilmiştir.
Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir.
Yukarıda Yargıtay ve AİHM’since uygulanan krıterlerin ve açıklamaların mevcut davaya soruşturma ve kovuşturma yönünden tatbikine gelince;
Sanık savunmasında katılanı cinsel ilişki için zorlamadığını, katılanın rızası doğrultusunda cinsel ilişkiye girdiklerini, katılanın fotoğrafların çekilmesine de rızasının bulunduğunu, tehdit ve şantaj içerikli mesajları gönderme sebebinin de katılanın kendisine iftira atması nedeniyle olduğunu ileri sürerek müsnet suçlamaları reddetmiş ise de, sanık ve mağdur arasındaki mesajların içeriği, katılana ait fotoğraflar ile ilgili bilirkişi raporu, mağdurenin aşamalardaki anlatımları, mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmayı bildirir 30.05.2014 tarihli İstanbul Adli tıp 6. İhtisas Kurulunca tanzim kılınmış adli rapor içeriği nazara alınarak, sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine dair Kapatılan Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 26.04.2017 tarih 2017/659 Esas 2017/2257 sayılı bozma ilamına uyularak verilen mahkumiyet kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun sanık hakkında atılı suçlardan beraat hükmü tesisine dair çoğunluk arzeden bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.