YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5252
KARAR NO : 2022/9377
KARAR TARİHİ : 22.12.2022
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.05.2019 tarih ve 2019/9 E- 2019/367 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.03.2021 tarih ve 2019/1226 E- 2021/431 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süresi içinde, davalı vekilinin ise süresi dışında verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Şahinler Metal San ve Tic AŞ’nin hissedarı olduğunu,10.09.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan kararla şirketin sermayesinin 85.200.000.-TL daha artırılmasına, bunun 19.676.813,95 TL’sinin iç kaynaklardan sermayeye eklenmesine, 65.523.186,05 TL’nin ise nakit olarak şirket hissedarlarının rüçhan haklarını kullanmaları suretiyle paylarına tekabül eden sermayeleri karşılığı ödenmesi gereken miktardan karşılanmasına karar verildiği, kararın 22.11.2018 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini ve 27.11.2018 tarih ve 9711 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, sermaye artırımlarının temel nedeninin müvekkilinin şirketten çıkması halinde hissesinin azaltılması olduğunu, şirketin sermaye artışını gerekli kılacak bir durumunun olmadığını ileri sürerek davalı Şahinler Metal San ve Tic A.Ş.’nin 10.09.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan şirketin sermayesinin 85.200.000.-TL daha artırılmasına ilişkin sermaye artırım kararının feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin büyüyen ticaret hacmi ve yabancı kaynak imkanlarının genel ekonomik sorunlardan dolayı azalması ve finansman maliyetlerinin aşırı yükselmesi dolayısıyla artan özkaynak ihtiyacının karşılanması için sermaye artırım kararı alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı vekilinin 10/09/2018 tarihli genel kurul toplantısında, davacı tarafın henüz oylamalara ve gündem maddelerine geçilmeden önce, herhangi bir görüşmeye ve müzakereye gerek kalmadan, gündem maddelerine, davalı şirket ile aralarındaki şirket payları ile ilgili davaların devam ettiği gerekçesiyle red oyu kullandığının anlaşıldığı, genel kurul toplantısına iştirak etmiş olan bir paydaşın genel kurul kararının iptalini isteyebilmesi için, TTK 446.maddesi uyarınca, red oyundan sonra ayrıca karara muhalif olduğunu belirterek muhalefetini zapta geçirmesinin gerekli olduğu, ancak, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında, alınacak karara esas olması muhtemel bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi, alınan karara muhalif olunduğu anlamı taşımadığı, muhalefetin görüşen öneriye değil, alınan karara karşı yapılması gerektiği, davacı tarafın, gündem maddelerine geçilmeden görüşülecek tüm gündem maddelerine yönelik muhalefetini dile getirmesi kanunun aradığı tarzda usulüne uygun bir muhalefet olmadığı, davacı tarafından genel kurul gündem maddelerine karşı ileri sürülen peşinen muhalefetin geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince iptali istenen sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının alındığı 10.09.2018 tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü sürenin dolduğu 10.12.2018 tarihinden sonra davanın 08.01.2019 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmış olmakla öncelikle HMK’nın 114/2. maddesi anlamında özel dava şartı niteliğindeki TTK’nın 445/1. maddesi gereği 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın dava şartı yokluğu sebebiyle HMK’nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddi gerektiği ilk derece mahkemesince gözetilmeksizin yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, ayrıca, iptali istenen genel kurul kararında TTK’nın 447. maddesi uyarınca butlan hallerinden birinin varlığının da saptanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 355. maddesi gereği kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, TTK’nın 445/1. maddesi delaletiyle HMK’nın 114/2. maddesi gereği iptali istenen genel kurul karar tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü sürede açılmamış olması sebebiyle HMK’nın 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davalı vekiline 04.05.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından temyize başvurulmuşsa da, başvurunun 2 haftalık yasal süre geçtikten sonra 04.06.2021 tarihinde yapıldığı görülmüştür. Bu durumda 6100 sayılı HMK’nın 366. maddesinin yaptığı yollamayla somut olaya uygulanması gereken aynı Kanunun 346/1. maddesi hükmüne göre, süresinde yapılmayan temyiz istemiyle ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesince karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) numralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.12.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.