Yargıtay Kararı 18. Hukuk Dairesi 2008/10602 E. 2009/283 K. 20.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10602
KARAR NO : 2009/283
KARAR TARİHİ : 20.01.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Dava dilekçesinde, davacı “…” olan soyadının “…” olarak, 13.07.1952 olan doğum tarihinin yılının 1951 olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, dava dilekçesinde nüfus kütüğünde “…” olan soyadının “…”, 13.07.1952 olan doğum tarihinin ise 13.07.1951 olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece yaş düzeltilmesine ilişkin isteminin kabulüne, soyadının değiştirilmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Davacı, nüfus kütüğünde 13.07.1952 olan doğum tarihinin 13.07.1951 olarak düzeltilmesini istemiştir. Davacıya … Devlet Hastanesi sağlık kurulunca verilen 06.05.2008 gün ve 3574 sayılı raporda klinik ve radyolojik bulgularla kemik yaşının 45 yaş civarıyla uyumlu olduğu, adı geçenin, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi sağlık kurulunca verilen 12.06.2008 gün ve 2008/843 sayılı rapora göre de mevcut bulgular doğrultusunda 50 yaş civarında bulunduğu bildirilmiştir. Her iki raporda davacının istemini kesin olarak doğrulamamaktadır. Ayrıca, 25 yaş üzerindeki kişilerin yaşlarının doğru olarak saptanması tıbben olanaklı bulunmadığı gibi davacının mevcut raporlara göre yaşının dilekçesinde istediği şekilde düzeltilmesi mümkün değildir. Yargılama sırasında dinlenen tanıkların beyanlarında da aradan geçen zaman dikkate alındığında yanılgı olasılığı yüksektir. Tüm bu açıklamalar gözetilerek kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davacının yaşının düzeltilmesine ilişkin isteminin kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.