YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5922
KARAR NO : 2009/9245
KARAR TARİHİ : 29.12.2009
Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili dava dilekçesi ile, Zeytinburnu 4. İcra Müdürlüğünün 2004/516 Esas sayılı dosyasından davacıya ait işyerindeki malların 23.06.2004 tarihinde haczedildiğini, haciz adresinin borçlu ile bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili,haciz sırasında hazır bulunan işçilerin, işyerinin borçluya ait olduğunu belirttiklerini, davacının borçlunun kardeşi olduğunu ve alacağın tahsilin engellemek amacı ile kötü niyetli olarak davanın açıldığından reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, ödeme emrinin haciz adresinde tebliğ edilmediği ve borçlunun haciz sırasında mahalde hazır bulunmadığını, mülkiyet karinesinin davacı 3.kişi yararına oldu ve karine aksinin alacaklı tarafından ispatlanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu taşınır mallar 23.06.2004 tarihinde borçlunun işçisi … huzurunda haczedilmiştir. Anılan işçi haciz adresinin borçluya ait işyeri olduğunu ve telefonla arayarak mahalle geleceğini bildirdiğini beyan etmiştir. Daha sonra davacı 3.kişi haciz adresine gelerek işyerinin ve malların kendisine ait olduğunu belirtmiştir.
Haciz tutanakları İİK’nun 8.maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğindedir. Tanık olarak ifadesi alının icra müdürü, haciz adresinin borçluya ait olduğunun işçilerin ve işyeri komşularının beyanı ile tesbit edildiğini, 3.kişiye ait olduğu yolunda vergi levhası bulunmadığından haczin yapıldığını beyan etmiştir. Bu durumda mülkiyet karinesinin borçlu yararına olduğunun kabulü gerekir. Yasal karinenin aksinin davanın 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Dosya içerisinde mevcut vergi kayıtları, delil olarak sunulan Konya 10.İcra Müdürlüğünün 2004/4407 Esas sayılı takip dosyası ve tüm dosya kapsamından, borcun 28.10.2003 tarihinde doğduğu, 20.10.2003 tarihinde davacı 3.kişinin Ilgın da bulunan işyerini kapattığı ve borcun doğumundan sonra 10.05.2004 tarihinde haciz adresinde faaliyete başlamış gibi vergi idaresine bildirimde bulunmasına rağmen, bu tarihten sonra 16.06.2006 ve 26.06.2006 tarihlerinde haciz adresi dışında başka bir adreste aynı konuda faaliyette bulunduğu, anlaşılmaktadır.
Öte yandan vergi idaresinin 22.05.2004 tarihli tesbitleri sırasında davacının 12.05.2004 tarihinde ismini hatırlayamadığı birinden 5.000.00TL lık mal aldığını faturasının olmadığını beyan etmesine rağmen, dava konusu mallara ilişkin olarak 15.05.2004 tarihli fatura sunması çelişkili olup inandırıcı bulunmamıştır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde, borçlunun ve kardeşi olan davacı 3.kişinin alacaklılardan mal kaçırma amacı ile borcun doğumundan sonra danışıklı olarak haciz adresindeki işyerin resmi kayıtlarda 3.kişi adına açtıkları, gerçekte fiilen borçlu tarafından işletildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan davacı 3.kişinin davasının reddi yerine aksi düşüncelerle kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 29.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.