YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14664
KARAR NO : 2023/1213
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Zimmet, resmi belgede sahtecilik, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : a) İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/12/2017 tarihli ve 2014/224 Esas, 2017/356 sayılı Kararı ile; zincirleme basit zimmet, resmi belgede zincirleme sahtecilik ve zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından mahkumiyet,
b) İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 02/06/2020 tarihli ve 2020/1308 Esas, 2020/1812 sayılı Kararı ile; istinaf başvurularının esastan reddi.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık … müdafin vaki istemi üzerine kendisine usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen duruşmaya gelmediği ayrıca bir talepte de bulunmadığı anlaşıldığından incelemenin bu sanık yönünden duruşmasız, duruşma isteği süresinde ve yerinde olan sanık … yönünden ise duruşmalı olarak yapılmasına, sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair kararların CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca temyizi mümkün olmadığından, sanıklar müdafilerin anılan kararlara ilişkin temyiz istemlerinin aynı Kanun’un 298. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; sanıklar hakkında zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararlarına yönelik müdafilerin temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Anayasa’nın 141/3, CMK’nın 34/1 ve 289/1-g maddeleri gereğince, hakim ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, CMK’nın 230. maddesine göre de gerekçede delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, ulaşılan kanaatin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği, ayrıca aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinin hakime ait olduğu nazara alınarak; sahtecilik isnadına konu belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği halde, belge asılları denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip iğfal kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı incelenmeden, hangi belgelerin sahte olarak değerlendirildiği, sanıkların her birinin hangi belgeleri sahte olarak düzenlediğinin kabul edildiği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, eksik inceleme ile gerekçeden yoksun şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararları verilmesi,
Sanıklara yönelik diğer isnatlara ilişkin kabulde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, sahte olarak basılan makbuzlar ile 448.769,60 TL kurum parasının mal edinildiği isnadı yönünden; dosya arasında mevcut makbuzların incelenmesinden genel olarak bu makbuzların sanıklardan … tarafından düzenlendiği, az sayıda makbuzda …’nin imzasının bulunduğu anlaşılmakla, her bir makbuzun kim tarafından ne şekilde düzenlendiği detaylıca araştırılmak suretiyle sanıkların sorumlu tutuldukları zimmet miktarları ayrı ayrı belirlenerek buna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken, …’un atfı cürüm niteliğindeki iddiaları dışında sanık …’nin kendisi tarafından düzenlenmeyen makbuzlar ile işlenen zimmet fiillerine ne şekilde iştirak ettiği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
5237 sayılı TCK’nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması, temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde tayin edilmesi gerektiği nazara alındığında, sahte makbuz düzenlemek suretiyle işlendiği iddia olunan zimmet fillerine ilişkin inceleme neticesinde ortaya çıkacak olan yeni hukuki durum gözetilmek suretiyle sanıklar hakkında temel cezaların ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak olan artırımın 5237 sayılı TCK’nın 3/1. maddesindeki orantılılık ilkesine uygun şekilde yeniden belirlenmesi lüzumu,
Kabule göre de;
Sahte makbuzlar düzenlenmek suretiyle işlendiği iddia olunan zimmet fiilleri yönünden; Oda bilgisayarında makbuz düzenlenmesinin önceki yönetimlerden itibaren süregelen bir uygulama olduğu, basılı makbuzların tahsildar tarafından Oda dışında yapılan tahsilatlarda kullanıldığı şeklindeki savunma nazara alınarak, meclis ve yönetim kurulu üyelerinin imzaları alınıp ödeme yapılmış gibi kayıt yapılmakla birlikte ödenmeyen huzur haklarının mal edinildiği isnadı yönünden ise fiilin işleniş şekli üzerinde durularak, zimmet fiillerinin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenip işlenmediği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmek suretiyle sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Görevleri gereği düzenlemeye yetkili oldukları resmi belgeler üzerinde sahtecilik yaptıkları kabul edilen sanıkların eylemlerinin TCK’nın 204/2. maddesine uyduğu gözetilmeden, aynı maddenin birinci fıkrasının uygulanması,
Anayasa Mahkemesinin TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçları TCK’nın 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanıkların sonuç ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla hükümlerin CMK’nın 302/2 ve 307/5. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek aynı Kanun’un 304/2-a maddesi gereğince dosyanın İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 16/02/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
16/02/2023 tarihinde verilen işbu karar 22/02/2023 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet savcısı Önder Kemal Sekücü olduğu halde; sanık … müdafi Av. …’ın yüzüne karşı tefhim olundu.