Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2023/320 E. 2023/1207 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/320
KARAR NO : 2023/1207
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

İzmir 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2021 tarihli ve 2021/588 Esas, 2021/690 sayılı Kararıyla sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca 1 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 51 inci maddesi gereğince bu cezanın ertelenmesine ilişkin hükmün, itiraz edilmeksizin 10.01.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 21.11.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2023 tarihli ve KYB-2022/148605 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2023 tarihli ve KYB-2022/148605 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, sanık hakkında, 30/07/2021 tarihinde gerçekleştirdiği eşe karşı kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarını kapsayan eylemleri nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 24/09/2021 tarihli ve 2021/110730 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonunda kısa kararda, sanığın eşe karşı kasten yaralama ve tehdit suçlarından cezalandırılmasına, hakaret suçundan düşme kararı verilmesine rağmen, gerekçeli kararda görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.09.2021 tarihli ve 2021/110730 Soruşturma, 2021/34007 Esas, 2021/23474 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi, 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi ile 58 inci maddesince tekerrür hükümlerinin uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İzmir 51. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.12.2021 tarihli ve 2021/588 Esas, 2021/690 sayılı Karar ile sanığın eşi olan mağdureyi yaraladığı, mağdureye tehdit ve hakaret ettiği, mağdurenin şikayetinden vazgeçtiği gerekçe gösterilerek, kısa kararda; eşe karşı kasten yaralama ve tehdit suçlarından cezalandırılmasına, hakaret suçundan açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasında; 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temel cezanın belirlendiği anlaşılmıştır.
3.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır” hükmü bulunmakta, 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesi mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi yine ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin yer alması gerektiğini düzenlemektedir. Aynı Kanun’un 289 uncu maddesinin (g) fıkrasında da hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayılmıştır.
4.Buna göre; hükmün gerekçe kısmında, sanığın eşi olan mağdureyi yaraladığı, tehdit ve hakarette bulunduğu açıklanmasına rağmen; kısa kararda, iddianamedeki sevk maddeleri ve olay ile uyumlu olmayan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temel cezanın belirlenmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 230. maddesine aykırı olacak şekilde, gerekçeli karar ve kısa karar arasında açık çelişki oluşturulduğu ve bu durumun aynı Kanun’un 289/1-g maddesine göre hukuka kesin aykırılık halini içerdiği anlaşılmış ve kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2021 tarihli ve 2021/588 Esas, 2021/690 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.