YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1153
KARAR NO : 2008/3430
KARAR TARİHİ : 24.03.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Dosya içersinde bulunan bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazın … Belediye Encümeninin 21.4.2006 günlü kararıyla kamulaştırıldığı, davacı …’ında … Belediye Başkanlığını temsilen bu davayı açarak kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazın kamulaştırılan kesiminin belediye adına tescilini istediği, mahkemece de taşınmazın kamulaştırılan kesiminin davacı idare adına tesciline karar verildiği dikkate alınarak davacının isminin, gerekçeli kararın başlık kısmında belediye tüzel kişiliği yerine bizzat belediye başkanının adının yazılması,
2-2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik 10. maddesinin yollama yaptığı aynı yasanın 15. maddesi hükmü uyarınca mahkemece, bilirkişi kurulu oluşturularak yerinde yapılacak keşifle dava konusu taşınmazın kamulaştırılan kesiminin değerinin tespiti gerektiği dikkate alınmadan yeterli olduğu gerekçesiyle kıymet takdir raporunda belirtilen bedele hükmedilmesi,
3-2942 Sayılı Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı yasayla değişik 10.maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmü uyarınca hüküm altına alınacak kamulaştırma bedelinin bankaya yatırılması gerekirken mahkeme veznesine depo ettirilmesi,
4-Dosya içersindeki kamulaştırma belgelerine göre 30.500 m2den ibaret olan dava konusu taşınmazın 2400 m2si kamulaştırılmıştır. Taşınmazın başında yapılan keşif sonucu … Bilirkişisi … … …’a düzenlettirilen raporda ise kamulaştırılan kısmın 2158,15 m2 olduğu belirtilmiştir. Bu iki miktar arasındaki farkın nereden kaynaklandığı ve gerçekten kamulaştırılan kesimin yüzölçümünün ne miktarda olduğunun araştırılıp tespit edilmemesi,
5-HUMK’nun 389. maddesinde taraflara verilen hak ve yükümlülüklerin şüphe ve tereddüte yol açmayacak şekilde açıkça hükümde gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yasanın bu hükmüne rağmen gerekçeli kararın hüküm fıkrasında dava konusu taşınmazın ne kadarının davacı idare adına tesciline karar verildiğinin belirtilmemiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.