Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/9834 E. 2023/513 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9834
KARAR NO : 2023/513
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2015/671 Esas, 2015/841 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 5 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesine ve aynı Kanun’un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanığın, 1 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.

2. … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2015 tarihli ve 2015/671 Esas, 2015/841 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 29.04.2019 tarihli ve 2019/1732 Esas, 2019/9014 Karar sayılı ilâmıyla;
“Sanığın mükerrir olduğu gerekçesi ile TCK’nin 58/3. maddesi gereğince TCK’nin 86/2. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezasının tercih edildiği ve adli sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka sabıkasının bulunmadığı da gözetildiğinde, sanık hakkında tekerrüre esas alınan … (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 27.06.2013 tarih ve 2012/986 Esas – 2013/929 Karar sayılı ilamıyla sanığın 5237 sayılı TCK’nin 106/1. cümle gereği tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ancak; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan TCK’nin 106/1-1. cümle kapsamında düzenlenen tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/417 Esas, 2020/261 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesine ve aynı Kanun’un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanığın, 1 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.

4. … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2019/417 Esas, 2020/261 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 08.03.2021 tarihli ve 2021/4417 Esas, 2021/3327 Karar sayılı ilâmıyla;
“1) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan ‘Basit Kasten Yaralama’ suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının ‘dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası’na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, ‘Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.’ şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile ‘01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.’ şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile ‘…kovuşturma evresine geçilmiş…’ ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan ‘…basit yargılama usulü…’ yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece ‘kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı’ verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde ‘Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir’ şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ‘Kanunsuz ceza olmaz’ başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ‘Suç ve cezalara ilişkin esaslar’ başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın ‘Basit Yargılama Usulü’ yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Kabule ve uygulamaya göre de;
a) Oluşa ve dosya kapsamına göre koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında haksız tahrik indirim oranının en üst hadden (¾) uygulanması,
b) Sanık hakkında TCK’nin 86/2, 86/3-a, e maddelerine göre belirlenen 9 ay hapis cezasından TCK’nin 29. maddesi uyarınca (3/4) oranında indirim uygulanırken 2 ay 7 gün yerine hesaplama hatası sonucu 6 ay 22 gün hapis cezasına, TCK’nin 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim uygulanırken 1 ay 25 gün yerine 5 ay 18 gün hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla cezaya hükmedilmesi,”
Nedenleriyle bozulmasına ve 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına karar verilmiştir.

5. … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2021/288 Esas, 2021/640 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hapis cezasının ertelenmesine ve aynı Kanun’un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanığın, 1 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri;
1. Sanık hakkında basit yargılama usûlü uygulanmayarak bozma ilâmına uyulmadığına,
2. Eylem yönünden zamanaşımının gerçekleştiğine,
3. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Resmî nüfus kayıt örneklerine göre suç tarihinde evli olan taraflar arasında müşterek ikâmetlerinde bulundukları sırada, miras meselesinden çıkan tartışmada sanığın, yumruk atmak suretiyle mağduru basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.

2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği belirlenmiştir.

3. Kovuşturma aşamasında sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan eden mağdurun, soruşturma aşamasında suç tarihinde kolluk güçleri tarafından tespit olunan ifadesi dava dosyasında bulunmaktadır.

4. Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Adlî Tıp Kurumu Başkanlığı … Adlî Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim olunan, 13.07.2015 tarihli; “sağ kol pazuda ekimoz, boyun altında 4 cm. boyunda 2 cm. genişliğinde ekimoz, sırtta ve belde muhtelif ekimozlar, basit bir tıbbi müdahale ile giderilir.” görüşünü içerir adlî muayene raporu dava dosyasına eklenmiştir.

5. Sanık ile mağdurun suç tarihinde evli olduklarını gösterir resmî nüfus kayıt örnekleri dava dosyasında mevcuttur.

6. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmına uyulmasına karar verilmekle, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi kapsamında basit yargılama usûlünün uygulanmaması takdir kılınmıştır.

IV. GEREKÇE
A. Basit Yargılama Usûlü Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi kapsamında basit yargılama usûlünün uygulanmaması takdir kılındığı belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Zamanaşımına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un Dava zamanaşımı başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümüne göre;
“Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası;

…,
…,
…,

(e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.”

2. Sanığın eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendinde öngörülen ceza miktarının 1 yıl 6 ay hapis cezası olduğu, bu itibarla eylemin, 8 yıllık olağan zamanaşımına tabi olduğu belirlenmiştir.

3. 5237 sayılı Kanun’un, Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi başlıklı 67 nci maddesinin ikinci fıkrasına dava zamanaşımını kesen sebeplere ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına bu sebeplerin neticesine yer verilmiştir. Buna göre, dava zamanaşımının kesilmesine neden olan bir hâlin varlığı, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanun’da belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzaması ile neticelenir.

4. Bu açıklamalar ışığında dava zamanaşımı incelendiğinde; sanık açısından yargılama konusu suça ilişkin olağan dava zamanaşımının 8 yıl, olağanüstü dava zamanaşımının ise 12 yıl olduğu, dava zamanaşımını kesen son işlemin, 14.09.2021 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu, bu itibarla dava zamanaşımının henüz dolmadığı belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C. Vesair
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.09.2021 tarihli ve 2021/288 Esas, 2021/640 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.02.2023 tarihinde karar verildi.