Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4025 E. 2022/9342 K. 22.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4025
KARAR NO : 2022/9342
KARAR TARİHİ : 22.12.2022

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.06.2019 tarih ve 2017/637 E. – 2019/579 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 01.04.2021 tarih ve 2019/1201 E. – 2021/479 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.12.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Dr. … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketteki paylarını devrettiğini, ortak olduğu dönemde şirketin finansal sıkışıklığını gidermek için şahsi paralarını şirket için kullandığını, şahsi pay devrine dahil olmayan kişisel alacaklarının ödenmediğini iddia ederek şimdilik 10.000,00 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 200.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketten alacağı olmadığını, bu durumun ticari defterlerle sabit olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, davacının davalı şirkette ortak ve yönetici olduğu dönemde şirket cari hesabına işlenen kayıtlara dayanarak davalı şirketten alacak talep ettiği, davacının delilleri arasında davalı şirkete borç para verdiğini gösteren yazılı delil bulunmadığı, ortaklar cari hesabına davacı alacağı olarak kaydedilen kayıtların dayanak belgesinin sunulmadığı, yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde davacı adına açılan ortaklar cari hesabının şirketin borçlu ve alacaklı olduğu firmaların hesaplarının virman suretiyle kapatılmasında kullanılan fiktif bir hesap olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, uyuşmazlığın davalı şirketin eski ortağı ve yöneticisi olan davacının davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, alacağı var ise miktarı hususlarından kaynaklandığı, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ile davacının davalı şirkete borçlu olduğu, davalı şirketten alacağının bulunmadığının tespit edildiği, davacının şirket ortaklığından ayrıldığı tarih itibarıyla ticari defterlerde bir kısım alacağının bulunduğu kayıtlı ise de davacı yanın şirket ortaklığından ayrıldığı tarihe kadar davalı şirketin münferit temsilcisi durumunda olduğu, bir başka anlatımla davalı ticari defterlerinin tutulması kendi gözetimi ve denetimi altında olup, salt alacağın ticari defterlerde kayıtlı olmasının davacı alacağının varlığını ispatlamayacağı, kaldı ki davacının ortaklıktan ayrıldığı tarihten sonra yapılan defter kayıtları ile davacı şirketten alacaklı değil aksine borçlu hale geldiği, davacının şirket ortaklığından ayrıldığı tarih itibarıyla davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan alacağının varlığını defterde yer alan kayıtların dayanağı olan yazılı belgelerle ispatlamakla yükümlü olduğu, davacının, davalı ticari defterlerinde yer alan kayıtların dayanağı olan yazılı belgeleri ibraz etmediği gibi dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.