Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2020/4726 E. 2023/609 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4726
KARAR NO : 2023/609
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15/04/2016 tarihli ve 2015/909 Esas, 2016/318 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 12.100,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20/09/2020 tarihli ve 2016/223838 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz nedenleri;

1.Kusuru bulunmayan sanık hakkında ceza verilmesine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

2.5271 sayılı Kanun’un 231/11 maddesi uyarınca, denetim süresi içerisinde yalnızca kasten işlenen yeni bir suç söz konusu ise daha önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması hususunda ihbarda bulunulabileceği ancak taksirli suça ilişkin hükümde bu yönde ihbarda bulunulmasının hukuka aykırı olduğu,

3.Diğer temyiz nedenlerine,

ilişkindir.

Katılanların temyiz nedenleri;

1.Eksik inceleme sonucunda karar verildiğine,

2.Diğer temyiz nedenlerine,

ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Görüşü
… Cumhuriyet Başsavcılığının 09/12/2015 tarih 2015/678 esas sayılı iddianamesi ile, Şüpheli Fatih’in 09/11/2015 günü sevk ve idaresinde bulunan 34 KT 7279 plakalı … ile yanında eşi Figen Yıldırım ile birlikte Lüleburgaz istakametinden D100 karayolunu takiben … istikametine … çevre yolundan seyir ettiği sırada D 100 karayolunda yolun karşısına geçmeye çalışan maktül …’ya çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 85/1 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, dosya kapsamında toplanan tüm deliller ışığında değerlendirildiğinde; sanığın tali kusurlu olarak maktulün ölümüne sebep olması şeklinde olayın gerçekleştiği, belirtilmiştir.

2.Sanık aşamalardaki beyanlarında, kaza öncesi 80-90 km civarı hız ile seyrettiğini, hava karanlık olduğundan kaplama üzerinde koyu renk giysili şahsı geç fark ettiğini, fren yaparak direksiyonu sağa kırdıysa da kazaya engel olmadığını beyan etmiştir.

3.Katılanlar sanıktan şikayetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini beyan etmiş olup mahkemece haklarında katılma kararı verilmiştir.

4.Kaza tespit tutanağında; kaza yerindeki azami hız limitinin 500 km/saat olduğu, gün durumunun gece, havanın açık, zeminin kuru, olay mahalli yolun düz, eğimsiz olduğu, kazanın oluşumunda yaya …’nun, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138/b-3 maddesinde düzenlenen, karşıdan karşıya geçişlerde yayalar için özel olarak yapılmış alt-üst geçit veya yaya köprüsü-tüneli gibi tesisler varsa yayalar bunlardan yararlanmak zorundadırlar kuralını ihlal ettiği, sanık sürücünün ise fren izine rastlanmadığından hızının tespit edilemediği görüş ve kanaati belirtilmiştir.

5.Dosyada mevcut bulunun ve soruşturma aşamasında yapılan keşif üzerine düzenlenen 07/12/2015 tarihli bilirkişi raporunda; yayaların güvenle geçebilmesi için tesis edilmiş yaya üst geçidi yerine taşıt yolunu kullanarak karşıdan karşıya geçmeye çalıştığından 2918 sayılı Kanun’un 68 maddesi ile ilgili yönetmeliğin 138/b-3 maddesi kurallarını ihlal ettiğinden yaya …’nun asli kusurlu olduğu, sanık sürücünün ise 2918 sayılı Kanun’un 52/1-b maddesi ile ilgili yönetmeliğin 101 maddesinde düzenlenen, … sürücülerinin hızlarını kullandıkları aracın yük, teknik özelliğine, görüş, yol, hava, ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorunda olduklarına ilişkin kuralları ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.

6.Kovuşturma aşamasında dosyanın tevdii üzerine düzenlenen 17/02/2016 tarihli Adli Tıp Kurumu … Trafik İhtisas Dairesinin raporunda, sevk ve idaresindeki araçla meskun mahalde seyri sırasında mevcut levhaları dikkate alarak müteyakkız hızda seyretmediği, zamanında etkili fren ve direksiyon tedbirine başvurmadığı nedenleri ile meydana gelen kazada sanığın tali kusurlu, yaya …’nun ise olay mahallinde geçiş yapmadan evvel seyir halinde olan araçların seyir durumlarını yeterince kontrol etmediği, olay mahallinde bulunan yaya üst geçidini kullanmadığı, gece vakti aydınlatma bulunmayan bariyerle bölünmüş yoldan geçiş yaparak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve ilk geçiş hakkını sanık sürücü sevk ve idaresindeki araca vermediği nedenleri ile meydana gelen olayda asli kusurlu olduğu görüş ve kanaati belirtilmiştir.

7.Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 19/11/2015 tarihli raporunda, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı çoklu kot, sternum, pelvis, omur ve ekstremite kemik kırıkları birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama, medulla spinalis kopmasına bağlı medullar şok sonucu meydana gelmiş olduğu kanaati, bildirilmiştir.

8.Sanık …’a ait güncel adli sicil ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

IV. GEREKÇE
Olay günü, sanık sürücü … sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal içerisinde, azami hız sınırının 50km/saat olduğu, orta refüj ile bölünmüş, tek yönlü, iki şeritli, asfalt kaplama, aydınlatmanın bulunmadığı devlet karayolu üzerinde gece vakti sol şeridi takiben Havsa istikametine seyri sırasında olay mahalline geldiğinde, olay mahalli yakınından bulunan yaya üst geçidini kullanmak yerine orta refüjü çevreleyen bariyerleri aşmak suretiyle sanığın kullandığı aracın istikametine göre yolun solundan sağına doğru karşıdan karşıya geçmek üzere sol şeridin orta kısmında kaplama üzerinde bulunan yaya …’ya aracının sol ön kısımları ile çarpması sonucu sanığın tali kusuru ile yaya …’nun ölümüne sebebiyet verdiği olayda,

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih 2017/463 esas 2018/20 karar sayılı ve 23/01/2018 tarih 2015/962 esas 2018/16 karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun’un 52/4 maddesi yerine 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesinin uygulanması bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 50/4 maddesi delaletiyle 50/1-a maddelerinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232/6 maddesine ve adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52/3 maddesine aykırı hareket edilmesi, hukuka aykırı bulunmuş olup Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

Sanık Müdafiinin Temyiz Talebi Yönünden Yapılan İncelemede;
1.Kusuru Bulunmayan Sanık Hakkında Ceza Verilmesine Hükmedilmesinin Hukuka Aykırı olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,
Olay ve olgular kısmında yer verilen bilirkişi raporları doğrultusunda tali kusurlu bulunan sanık hakkında, taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 12.100,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin esas mahkemenin kabulü hukuka uygun bulunmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.5271 sayılı Kanun’un 231/11 Maddesi Uyarınca, Denetim Süresi İçerisinde Yalnızca Kasten İşlenen Yeni Bir Suç Söz Konusu İse Daha Önceki Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararının Açıklanması Hususunda İhbarda Bulunulabileceği Ancak Taksirli Suça İlişkin Hükümde Bu Yönde İhbarda Bulunulmasının Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların denetim süresi içerisinde sanığın yeniden kasıtlı bir suç işlemesi halinde açıklanacağının düzenlenmesi ve atılı suçun taksirli bir suç olması karşısında, sanığın adli sicil kaydında bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların yeniden ele alınması amacıyla ihbarda bulunulamayacağının gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş olup Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.

3.Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Katılanların Temyiz Talebi Yönünden Yapılan İncelemede;
1.Eksik İnceleme Sonucunda Karar Verildiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden,
Olay ve olgular kısmında yer verilen bilirkişi raporları doğrultusunda tali kusurlu bulunan sanık hakkında, taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 12.100,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin esas mahkemenin kabulü hukuka uygun bulunmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılanların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin,15/04/2016 tarihli ve 2015/909 Esas, 2016/318 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar … ile …’nun temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün (1) numaralı maddesinin (d) bendinin hükümden çıkarılması ile yerine “sanığın kişilik ve sosyal özellikleri nazara alınarak, sanığa verilen hapis cezasının TCK’nın 50/4.maddesi delaleti ile 50/1-a. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/3. maddesi gereğince 605 tam gün karşılığı adli para cezası olarak belirlenmesine, TCK’nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve şahsi halleri gözönünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20,00TL olarak hesabıyla 12.100,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi ve sanık hakkında verilen daha önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının açıklanmasına yönelik ihbarı içeren hükmün (4) numaralı maddesinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

28.02.2023 tarihinde karar verildi.