Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/4145 E. 2023/521 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4145
KARAR NO : 2023/521
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Taksirle öldürme, kasten yaralama, tehdit

Sanık hakkında katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan ve katılan …’ye karşı tehdit suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu belirlenmiştir.

Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükmün katılan … vekili tarafından temyiz edildiği ancak katılan …’in dosyada mevcut nüfus kaydına göre temyiz incelemesinden önce 13.05.2020 tarihinde öldüğü, katılanın ölümü nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı, vekalet ilişkisinin sona erdiği ve katılan vekilinin, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bahse konu hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir.

Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği diğer temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2014/7224 Esas, 2016/142 Karar sayılı kararı ile;
1- Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına;

2- Sanık hakkında katılan …’a yönelik kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca neticeten hükmolunan 3 ay 22 gün hapis cezası ile mahkûmiyetin, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,

3- Sanık hakkında katılan …’ye karşı tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca neticeten hükmolunan 5 ay hapis cezası ile mahkûmiyetin, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Karar verilmiştir.

B. … 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2014/7224 Esas, 2016/142 Karar sayılı sayılı kararının sanık müdafii, katılan … vekili ile katılan … vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin, 03.03.2021 tarihli ve 2020/772 Esas, 2021/2247 Karar sayılı ilâmıyla, kararın ölen katılan …’in mirasçılarına tebliğinin sağlanması amacıyla dosyanın tevdiine karar verilmiştir.

C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.03.2020 tarihli ve 2016/258185 sayılı, tevdii ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi
Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

B. Katılan … Vekilinin Taksirle Öldürme Suçuna Yönelik Temyiz Sebebi
Kasten öldürme suçu gereği cezalandırılması ve indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

C. Katılan … Vekilinin Taksirle Öldürme Suçuna Yönelik Temyiz Sebebi
Kasten öldürme suçu gereği cezalandırılması ve indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. … 16. Ağır Ceza Mahkemesi gerekçesinde “Maktul …’ın katılan sanık …’in … ve katılan sanık …’nin amcasının oğlu olduğu, olay günü katılan sanık …’nin saat 18.00 sıralarında … … Caddesi üzerinde … önündeki caddede yürümekte iken daha önceye dayalı kavga, tehdit olayları ve bu nedenlerle şikayetçi olunmasından dolayı aralarında husumet olan amcası katılan sanık … ve oğlu maktul … ile karşılaştığı, taraf anlatımlarının ,olaya ilişkin görüntü kayıtları ve bilirkişi çözümü de dikkate alınarak tarafların olay sırasındaki durumlarının, eylemlerinin değerlendirilmesinde, önce … ve …’in birbiriyle kavga etmeye başladıkları, …’in de kavgaya dahil olduğu, …’ nin darp sonucu yere düştüğü, devamında karşılıklı boğuşarak birbirlerini darp ettikleri, kavga sırasında …’nin kemerini çıkararak saldırı amaçlı silah olarak kullanmak suretiyle maktul … ve …’i darp ettiği, olay yerinde bulunanların bir ara araya girerek tarafları ayırmalarına rağmen, her iki tarafın da birbirlerine saldırgan davranışlarının devam ettiği, karşılıklı birbirlerini darp ettikleri, …’ nin kemerle maktülü kafasından vurarak darp ettiği, olayların yatışması üzerine yaralı olarak … ve …’in olay yerinden ayrılıp gittikleri, …’nin olay yerinde kaldığı, kavga sonucu … ve …’in alınan Adli Tıp raporlarına göre “hayati tehlike geçirmeyecek ve basit tıbbi müdahale ile iyileşebilecek” derecede yaralandıkları,

Olay nedeniyle yaralanan maktül … in kaldırıldığı hastanede öldüğü, yapılan otopsi işlemi ve … Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 2015/30091/1568 sayılı 22/04/2015 tarihli 1800 karar nolu raporuna göre,”…. adli tahkikat dosyasında kayıtlı bilgiler, olayın gelişimi, tanık ifadeleri, tıbbi belgeler ile otopsisinde tespit edilen makroskopik, toksikolojik, histopatolojik bulgular ve ölümün meydana geliş şekli birlikte değerlendirildiğinde, 09/08/2014 tarihinde maruz kaldığı tartışma ve darp olayının … ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu meydana gelmiş olduğunun, olayla ölüm arasında tıbben illiyet bağı bulunduğunun…” belirtildiği,

Somut olayımızda katılan sanık … bir kavga ortamında saldırı ve savunma amaçlı yaptığı darp eylemleri sonucunda maktülü yaraladığı ve ölümün maktülün maruz kaldığı tartışma ve darp olayının … ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu meydana gelmiş olduğu sabittir. Buradaki olayda sanık … ile akraba olan maktülün daha önceden birbirlerini tanıyan kişiler oldukları sabit olduğuna göre, sanık …’nin, maktüldeki kalp rahatsızlığını bilip bilmediğinin araştırılması gerekmektedir ki, yargılama aşamasında …’nin bu hususu bilmediğini belirtmesi ve önceden bildiğine dair bir delil bulunmaması sebebiyle “bilmediği” kabul edilmiştir. Kaldı ki maktülün babası ve tanıklar dahi bu rahatsızlığı bilmediklerini belirtmiştir. Burada maktüldeki yaralanmalar bakımından 5237 sayılı Yasanın 86. maddesi kapsamında aldırılan rapora itibar edilmekle, Yargıtay kararları esas alınarak yapılan açıklamalara göre sanık …’nin maktule karşı eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 86/2 ve 22.maddeleri delaletiyle 85/1.maddesi gereğince taksirle öldürme suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.” denilmiştir.

2. Sanık, alınan savunmasında “… Amcam … ve oğlu … karşıma çıktılar. Aniden … bana yumruk attı. Ben düşerken o da benimle birlikte yere düştü. … bana vurdu. …’de muştayla bana vurdu. Çok darp edildim. Her tarafım kanlar içerisindeydi. Daha sonra … ile oğlu … gittiler. Taksiye binip gittiler. Daha sonra ben orada beklerken ailem ve arkadaşlarım geldi. Beni hastaneye götürdüler. Olay sırasında kendimi korumak amacıyla belimdeki kemeri çıkardım. Ancak kemerle kimseye vurmadım…” şeklinde savunmada bulunmuştur.

3. Katılan … soruşturma aşamasında alınan beyanında ” 09.08.2014 günü saat 18:30 sıralarında oğlum … ile birlikte … Caddesi üzerinde yaya vaziyette … … Hastanesine hasta ziyaretine giderken, … …, … ve Siraç … isimli şahıslar arkamızdan gelerek ellerinde taş ve sopalarla bana ve oğluma saldırdılar. Ben de başıma isabet eden taştan dolayı yere düştüm. Ayrıca oğlum …’ta yere düştü. Bu şahıslar biz yere düşmemize rağmen taş ve sopalarla bizi darp etmeye devam ettiler. Bu esnada bu şahıslar olay yerinden kaçtılar, … davacı şikayetçiyim uzlaşmak istemem…” şeklinde beyanda bulunduğu, yargılama aşamasında alınan beyanında ise “… … caddesinde giderken … … ve … …’ı gördüm. Bizden 50-60 metre kadar uzaktaydılar. … ile … birbirlerine saldırdılar. …’nin nereden geldiğini görmedim. Bende etraftaki kişilerden onları ayırlamalır için yardım istedim. Kendilerini ayırdılar. Oğlum …’e ne yaptın diye bağırdım. Bu sırada … belindeki palaskayı çıkarıp benim başıma arkadan vurdu. Daha sonra …’e de palaskanın demir kısmı ile 2-3 defa kafasına vurdu. … bana vurunca ben yere düştüm. Daha sonra … bana gel baba gidelim dedi. Birlikte 2-3 adım attıktan sonra … yere düştü. Daha sonra onu alıp hastaneye götürdüm, … ile … birbirine saldırdığında ben …’ye bir defa başına yumrukla ne yapıyorsun siz kardeşsiniz diyerek vurdum. …’tan şikayetçiyim. … …, … … …’ı şişirmişler. Oğlum …’de bunu biliyormuş ancak bana söylemedi. Polis tarafından alınan ifadem doğru değildir. Benim şimdiki ifadem doğrudur. Olay sırasında … … ve … … yoktur, bize de saldırmadılar…” şeklinde beyanda bulunmuştur.

4. Ölenin eşi katılan …’ın aşamalarda sanık hakkında şikayetçi olduğu ve katılma talebinde bulunduğu görülmüştür.

5. Olay günü yaşanan kavga olayı sonrasında …’ın fenalaşarak … … Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldığı ancak burada vefat ettiği, … … Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 09.08.2014 tarihli genel adli muayene raporunda, ” darp edildiği beyanıyla getirildiği, pupiller fix dilate olup, solunum, dolaşım olmadığı, CPR yapıldığı, 9 defa defibrile edildiği, 450 mg Cordoron, 20 ampul sodyumbikarbonat yapıldığı, nabız alındığı kalp … atımı 72 olan hastada tansiyon alınamadığı, tekrar arrest olduğu, 3 mg atropin, 30 mg Adrenalin uygulandığı…a yanıt alınamadığı 20:15 de exduhul kabul edildiği, fizik muayenede pupiller fix dilate olup, ışık refleksi olmadığı, sağ maxilla üzerinde 2×1 cm’lik dermabrazyon, sağ zigoma üzerinde 0,5 cm’lik kesi üzerinde dermoabrazyon, sağ burun kanadında proksimalde 1,5×0,2 cm’lik kesi nazal burunda krepitasyon saptanmadığı, çenede dermabrazyon, üst ön kesici 2 dişte kırık, sağ bıyık bölgesinde dermabrazyon mevcut olduğu, entübe edilen ambulanan hastanın her iki toraks solunuma eşit katıldığı, aspire edilen hastanın aspirasyonu temiz olduğu, hemitoraksta önde ve arkada darp cebir izine rastlanmadığı, batında ve lomber bölgede darp cebir izine rastlanmadığı, sol tibia ön yüzde proksimalde 3×1 cm dermabrazyon mevcut olduğu, her iki elde multipl çizikler olduğu” belirtildiği görülmüştür.

6. … Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen 19.11.2014 tarihli Otopsi Raporuna göre ” … Kişinin ölüm sebebi hakkında mevcut ise önceki … durumunu gösteren tıbbi kayıtları ve olay sonrası kaldırıldığı hastaneye ait tüm tıbbi evrak ve grafiklerini içeren adli tahkikat dosyası aslı ve tamamının gönderilerek Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu’ndan görüş alınmasının uygun olduğu” kanaatinin bildirildiği görülmüştür.

7. … Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 22/04/2015 tarihli 1800 karar nolu raporuna göre ” … adli tahkikat dosyasında kayıtlı bilgiler, olayın gelişimi, tanık ifadeleri, tıbbi belgeler ile otopsisinde tespit edilen makroskopik, toksikolojik, histopatolojik bulgular ve ölümün meydana geliş şekli birlikte değerlendirildiğinde, 09/08/2014 tarihinde maruz kaldığı tartışma ve darp olayının … ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu meydana gelmiş olduğunun, olayla ölüm arasında tıbben illiyet bağı bulunduğunun…” belirtildiği görülmüştür.

8. Olay yerinde bulunan kamera görüntülerinin CD aktarılarak bilirkişiye tevdii edildiği, çözümüne ilişkin 04.02.2015 havale tarihli bilirkişi raporunun dosyaya eklendiği, görüntü kayıtlarına ve rapor içeriğine göre tarafların karşılıklı olarak birbirlerini darp ettikleri açık şekilde görülmüştür.

9. Görgü tanıkları… beyanları dosya kapsamında bulunmaktadır.

10. Sanığın güncel adlî sicil kaydı dava dosyasına eklenmiştir.

II. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Katılan …’a Yönelik Kasten Yaralama Suçundan ve Katılan …’ye Karşı Tehdit Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanık Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Katılan … Vekilinin Temyizi Yönünden
Sanık hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan hükmün katılan … vekili tarafından temyiz edildiği ancak katılan …’in dosyada mevcut nüfus kaydına göre temyiz incelemesinden önce 13.05.2020 tarihinde öldüğü, katılanın ölümü nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı, vekalet ilişkisinin sona erdiği, ancak aynı madde gereğince mirasçıların katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilmeleri mümkün olmakla, gerekçeli kararın tebliğine rağmen mirasçıların da hükmü temyiz etmedikleri, katılan …’in ölmesi sebebiyle vekilinin de hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından ölen katılan adına temyiz isteminde bulunan vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

C. Sanık Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık Müdafii ve Katılan … Vekilinin Temyizi Yönünden
1.Sanık Müdafiinin Temyiz Sebebi Yönünden
Oluş ve dosya kapsamına göre, ölen …’in katılan …’in … ve sanık …’nin amcasının oğlu olduğu, olay günü katılan sanık …’nin olay mahalli caddede yürümekte iken daha önceye dayalı kavga, tehdit olayları ve bu nedenlerle şikayetçi olunmasından dolayı aralarında husumet olan amcası katılan … ve ölen ile karşılaştığı, … ve ölenin birbiriyle kavga etmeye başladıkları, …’in de kavgaya dahil olduğu, karşılıklı boğuşarak birbirlerini darp ettikleri, kavga sırasında …’nin kemerini çıkararak ölen ve …’i darp ettiği, olay yerinde bulunanların bir ara araya girerek tarafları ayırmalarına rağmen, her iki tarafın da birbirlerine saldırgan davranışlarının devam ettiği, karşılıklı birbirlerini darp ettikleri, …’ nin kemerle öleni kafasından vurarak darp ettiği ve ölenin gittiği hastanede hayatını kaybettiği olayda, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Katılan … Vekilinin Temyiz Sebebi Yönünden
Katılan vekilinin temyiz dilekçesinde sanığa atılı suçun vasfına yönelik temyiz itirazında bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/01/2022 tarih 2017/1-278 Esas, 2022/60 sayılı kararında vurgulandığı üzere;
“5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde, kastı aşan suçlarda veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda cezalandırılabilmek için failin meydana gelen sonuç açısından en azından taksirle hareket etmesi gerektiği belirtilmiş, madde gerekçesinde de, hükmün konuluş amacının, objektif sorumluluk anlayışını terk etmek olduğu, bu tür sorumluluğun, ortaçağ kanonik hukukunun kalıntısı olan “versari in re ilicita” yani hukuka aykırı bir durumda olan bunun bütün neticelerine katlanır anlayışının ürünü olduğu, çağdaş ceza hukukunun bu anlayışı çoktan terk ettiği, düzenlemeyle meydana gelen ağır netice açısından sorumluluk için neticeye ilişkin olarak en azından taksir dolayısıyla kusurlu olunması gerektiği belirtilmiştir. Kanunun 87/4 maddesinde ise, kasten yaralama sonucunda ölümün meydana gelmesi halinde failin nasıl cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak maddedeki atfın 86. maddenin 1. ve 3. fıkralarına yapılmış olması nedeniyle, bu hükmün aynı maddenin 2. fıkrasında kalan yaralanma eylemleri açısında uygulanması mümkün değildir.

Basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaralanma sonucunda mağdurun ölmesi halinde, 5237 sayılı TCK’nın 23 ve 87/4. maddelerinin uygulanması imkânının bulunmadığından, failin sorumluluğunun genel hükümler kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Meydana gelen sonuç, (ölüm) öngörülebilir ise ve fail bu öldürme suçunu düzenleyen 85. maddesi uyarınca, öngörülebilir sonuç fail tarafından da öngörülmüş ancak istenmemiş ise fail bilinçli taksirle öldürme suçundan Kanunun 85 ve 22/3. maddeleri uyarınca, fail öngördüğü sonucu kabullenerek fiilini icra etmiş ise bu kez de, olası kastla öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır.”

Bu açıklamalar ışığında oluşa ve dosya kapsamına göre; … … Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 09.08.2014 tarihli genel adli muayene raporu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen 19.11.2014 tarihli Otopsi Raporu ile … Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 22/04/2015 tarihli 1800 karar nolu raporu kapsamında, ölenin yaralanmasının hayati tehlike arz etmediğinin, kişinin üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğunun belirtildiği, 09/08/2014 tarihinde maruz kaldığı tartışma ve darp olayının … ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölüm sonucu meydana gelmiş olduğunun, olayla ölüm arasında tıbben illiyet bağı bulunduğunun bildirildiği ayrıca dosya kapsamına göre ölenin bilinen bir kalp hastalığının olmadığı, sanığın bu yönde bir bilgisinin de olmadığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin TCK’nın 85/1. maddesi kapsamında taksirle öldürme suçunu oluşturduğu; ayrıca sanığın tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edildiği görülmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR
A. Sanık Hakkında Katılan …’a Yönelik Kasten Yaralama Suçundan ve Katılan …’ye Karşı Tehdit Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanunun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanık Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Katılan … Vekilinin Temyizi Yönünden
Katılan …’in dosyada mevcut nüfus kaydına göre temyiz incelemesinden önce 13.05.2020 tarihinde öldüğü, katılanın ölümü nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 243 üncü maddesi gereğince katılma kararının hükümsüz kaldığı, vekalet ilişkisinin sona erdiği, ancak aynı madde gereğince mirasçıların katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilmeleri mümkün olmakla, gerekçeli kararın tebliğine rağmen mirasçıların da hükmü temyiz etmedikleri, katılan …’in ölmesi sebebiyle vekilinin de hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunun 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan … vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

C. Sanık Hakkında Taksirle Öldürme Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Sanık Müdafii ve Katılan … Vekilinin Temyizi Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2014/7224 Esas, 2016/142 Karar sayılı sayılı kararında sanık müdafii ve katılan … vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılan … vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.02.2023 tarihinde karar verildi.